FİLİZ ARGAL / DORTMUND


İnönü Üniversitesi’nin müzik bölüm öğrencisi Kemal Kurkut’u, Amed Newrozu’na katılmak için alana geldiği sırada arama bahanesiyle üstünü çıkarıp hakaret eden, ardından silahla vurarak katleden polisler, kamuoyunda oluşan tepki üzerine soruşturmaya uğradı ancak işlerini başına döndü. Serbest bırakılmaları da haber olunca Diyarbakır Valiliği, görevden alındıkları yalanını piyasaya sürdü. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, kamuoyunda gündem olmasından rahatsız olunca dün itibariyle yayın yasağı getirdi.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, Newroz kutlaması öncesi yarı çıplak olmasına rağmen “Canlı bomba şüphesi” bahanesiyle polislerce öldürülen Kemal Kurkut’un katledilmesi olayına ilişkin yürütülen soruşturma hakkında açıklama yaptı. Elinde bıçak bulunan Kurkut’un polislerce öldürüldüğünün belirtildiği açıklamada, cumhuriyet başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında ifadesi alınan iki polisten birinin serbest bırakıldığı, tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilen başka bir polisin ise adli kontrol şartı ile serbest bırakıldığı belirtildi. Diyarbakır Valiliği ise “Meydana gelen olay nedeniyle olayla ilişkili olan iki polis memuru Valiliğimizce görevden uzaklaştırılmıştır” iddiasını piyasaya sürdü.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı dün bir açıklama yaptı ve bu kez de yayın yasağı getirildiğini duyurdu: “Olaya ilişkin yazılı ve görsel medya organlarında yapılan yayınlarda, olaya iştirak etme şüphesi bulunan kişilerin bulundukları şehirlerin ve kullandıkları araçların bilgilerinin yayınlanarak olayın aydınlatılmasının, şüphelilerin yakalanmasının ve istihbaratlarının deşifre edilmesinin engellenmemesi için ayrıca mevcut olayda kamu düzeninin bozulma riski meydan geldiği anlaşılmakta savcılık talebinin kabulü ile 5187 sayılı yasanın 3/2 maddesi gereğince yayın yasağının konulması talebinin kabülüne...”

Kemal Kurkut’un ağabeyi: Katilleri tanıyoruz

Malatyalı emekçi bir ailenin çoçuğu olan ve genç yaşta toplumsal sorunlara gösterdiği duyarlılıkla öne çıkan Kemal Kurkut’un Almanya’da yaşayan ağabeyi Ercan Kurkut‘u ziyaret ettik. Bir ilticacı olan ve yakın zamanda Almanya’dan siyasal sığınma hakkı elde eden Ercan Kurkut, yaşadığı kardeş acısıyla sarsılmış durumda. Yasaklı olduğu için kardeşinin cenaze törenine katılamayan Kurkut, hem cinayete hem de AKP’li belediyenin yaptıklarına öfkeli. Cinayetin aydınlatılmasını, sorumluların bulunmasını ve belediye hakkında da gerekli işlemlerin yapılmasını talep ediyor.

Dortmund’a bağlı bir kasabada yaşayan acılı ağabey Ercan Kurkut, bizi göz yaşları eşliğinde karşılıyor. Dört kardeşin en küçüğü olan Kemal‘in Gezi olaylarına aktif katıldığını ve  Gezi‘den etkilendiğini söylüyor. “Daha çocuk yaşta Gezi’de politikleşti” diyor ve devam ediyor: “Ben o dönem İstanbul‘da çalışıyordum. Annem Kemal’i yanıma gönderdi. Onun geldiği dönem Gezi olayları başlamıştı. Kemal’i zapt etmekte zorlanıyordum. Özellikle Berkin Elvan‘ın öldürülmesinden çok etkilenmişti. Akşamları eve gelmemeye başladı. Eşim o günlerde oğlumuz Deniz’e hamileydi. Birlikte çıkıyor, Kemal’i arıyorduk. Sonra zapt edemez olduğumu görünce onu tekrar Malatya’ya yolladım.”

Psikolojik rahatsızlığı yoktu

Ankara Katliamı sırasında bombaların çok yakınında patladığı Kemal’in bir süre toparlanmakta zorlandığını, yaşayıp gördüklerinden etkilendiğini belirten ağabeyi Ercan, ‘Psikolojik rahatsızlıkları vardı’ iddialarını yalanlıyor: “Sadece Ankara Katliamı’nda orada olduğu için ruhsal olarak çok etkilenmiş, depresyona girmişti. Onu hepimiz yaşadık. Biz orada olmadığımız halde o görüntüler, acı hepimizi yıpratmıştı. Ama onu çok daha etkilemişti. Psikolojik tedavi gördüğü yönündeki iddialar doğru değil.” 

 Kardeşi Kemal’in Malatya Üniversitesi’de konservatuar bölümünde müzik eğitimi aldığını anımsatan Ercan Kurkut, orada yaşadığı sorunları da anlatıyor: “En son bana üniversitede bir hocasıyla sorun yaşadığını anlattı. Hocası kafayı Kemal‘e takmış. Devamsızlığı olmayan dersten Kemal’i bırakmıştı. Bu da Kemal’i üzmüştü. Bana ‘Ağabey, gidip hocayı şikayet edeceğim’ dedi. Ben de ona ilgilenmemesini, başka derslere konsantre olması gerektiğini söyledim.”

 Kemal çok çabuk büyüdü

Newroz’da polis kurşunuyla katledilen Kemal’in yeğeni Deniz henüz 3 yaşında. Eve dolan acının ve hüznün farkında olan Deniz olanlara anlam veremiyor. Babasının acısına, eve düşen hüzne ve gözyaşına merak içinde bakıp duruyor. O da büyüdüğünde amcası Kemal‘i soracak. Belki Deniz de amcası Kemal’in tıpkı gerilla olan dayısından etkilendiği gibi, amcasının yaşadıklarından etkilenecek. Dört kardeş olduklarını anlatan ve Kemal’in en küçükleri olduğunu hatırlatan ağabey Ercan Kurkut, Batman’da öğretmen olan bir kardeşinin de son dönemde KHK’yle işten atıldığını söylüyor. Duyarlı ve yurtsever bir özelliğe sahip ailenin en küçük oğlu Kemal’in en büyük özleminin ‘büyümek’ olduğunu söyleyen ağabeyi, “Kemal ben büyüyeceğim diyordu, büyüdü; çok çabuk büyüdü” diyor… Kelimeler düğümleniyor… “Hepimiz Kemal’in üzerine titriyorduk” diye yeniden devam ediyor Ercan Kurkut. Kardeşi Kemal’in duygusal ve içine kapanık biri, aynı zamanda ailesine bağlı biri olduğunu ekliyor.

 İlk kemanını ben aldım

Kemal çok yetenekli olduğunu; kendi kendine piyano ve keman çalmayı öğrendiğini aktaran ağabeyi, şunları paylaşıyor:  “Bir gün bana ‘ben keman istiyorum ağabey’ dedi. Ben de taksitle ona bir keman aldım. İnternette videolardan keman çaldığı gün ilk kez bana çalıyordu. Kemal’e duvarda asılı Ahmet Kaya‘yı gösterip dedimki; bak Kemal, Ahmet Kaya öldü ama biz hala onu dinliyoruz. Arkasında şarkıları kaldı. Sen de iyi bir müzisyen olursan şayet, onun gibi olmalısın.”

 Yaklaşık bir yıldır Almanya‘nın Dortmund şehrinde yaşayan Kemal’in ağabeyi Ercan Kurkut, Fırat Üniversitesi’ndeyken gençlik yapılanmasından dolayı soruşturmaya tabi tutulunca üniversiteden atılıyor. İstanbul’da çalışırken 2015 yılında 6 yıl 3 aylık cezasının Yargıtay tarafından onanmasının ardından 2016‘da bir kamyonla ülkeyi terk etmek zorunda kalıyor. Almanya‘dan siyasi sığınma talebinde bulunuyor. “Asıl ben o gün o kamyon kasasında öldüm” diyor Ercan Kurkut, şunu ekliyor: “Kardeşimi son görüşüm olmuş o gün. Cenazesine gidememek son kez sarılıp vedalaşmamak asıl ölümmüş.”

 Cinayete eşlik eden zulüm

Bir yandan taziye için gelenleri ağırlayan, diğer yandan sorularımıza cevap vermeye çalışan Ercan Kurkut, AKP’li Battal Gazi Belediyesi’nin yaptıklarına ise en az cinayet kadar öfkeli. Kurkut, niye böyle düşündüğünü anlatıyor: “Bize en çok koyan kardeşimizin cenazesinde yaşadıklarımız oldu. Yüzyıllardır biz o topraklarda yaşıyoruz. Orası bizim ülkemiz, toprağımız. Hangi insanlığa, hangi kitaba sığar bu yaptıkları. Ölümüzü gömeceğimiz toprağımızı bile bize vermiyorlar. Suyumuzu kesiyorlar. Elektriği kesiyorlar. Bize bunu reva gören barbarlar, işgalciler bize böyle zulmediyorlar. Biz bunları çok iyi tanıyoruz. Biz bunları Roboskî’den tanıyoruz. Bunlar o annelere bir özürü bile çok gördüler. Biz bunları Soma’daki acıdan, Gezi‘deki acıdan, Cizre‘de, Nusaybin’den Sur‘dan tanıyoruz.”

Ağabey Kurkut, son olarak şunun altını çiziyor: “Ama ne yaparlarsa yapsınlar bizim başımız dik, anlımız açıktır. Kemalimizle gurur duyuyoruz..”

Baro: Peşini bırakmayacağız

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunan Amed Barosu Başkanı Ahmet Özmen, dün yaptığı açıklamada cinayetin takipçisi olacaklarını vurguladı. Dihaber’e konuşan Özmen, Sur’da yaşanan bir yıllık savaşın ardından Newroz’un kutlanmasının çok önemli olduğunu belirterek, “Henüz Newroz kutlaması başlamadan evvel Kemal Kurkut’un katledilmesi bu Newroz kutlamalarına bir gölge düşürüldü. Cezasızlık zırhı ve kamu görevlilerin işlemiş olduğu ağır suçlardan dolayı yargılamıyor oluşları, onlara cesaret veriyor. Ne yazık ki Türkiye yargısının iyi bir karnesi yok. Sorumluların bulunması için elimizde gelen tüm girişimlerde bulunacağız. Hem ulusal hem de uluslararası düzeyde tüm yargı yollarını kullanacağımızı bir kez daha söylüyorum.”