
BDP, BM’ye 5 sayfalık bir dilekçe ile başvuru yaptı. Dilekçenin ilk dört sayfasında bombalamanın hangi saatlerde nasıl yapıldığı, ölenlerin tamamının ticaret amaçlı hareket eden siviller olduğu, bunun askerler tarafından bilindiği gibi bilgiler verildi. Yaşanan olayın "Uluslararası hukukun açık ihlali" olduğu ifade edilen dilekçede özetle şöyle denildi: "Bunun bir katliam olduğu ve bu bombardımanın yüksek merciler tarafından planlandığı ve yönetildiği açıktır. Öte yandan bu katliamın AKP tarafından üstü kapatılmaya çalışılmıştır. Özellikle medya kurumlarının haber yapmaları engellenmeye çalışılmıştır. Hiçbir medya kuruluşu ilk 12 saat olayı haber yapmamıştır. Olay twitter ve facebook’tan duyulmuştur. Bunun kaza olmadığı çok açıktır. Oradaki köylüler bombardımanın kendilerine karşı yapıldığı noktasında hemfikirdirler."
Tanıkların ifadesi yer aldı
Dilekçede olayla ilgili tanıkların ifadelerine dayanılarak, tüm yaralanan ve ölenlerin sivil olduğu, dur ihtarı yapılmadığı, askerlerin saldırıya maruz kalan köylülerin sadece ticaret amaçlı olarak geçtiklerini bildiği yönünde açıklamalar da yer aldı.
Dilekçede altı çizilen bir nokta da resmi açıklamaların aksine olayın Sina-Haftanin’de değil, o bölgenin çok uzağında, Türkiye-Güney Kürdistan sınırının hemen yanında gerçekleştiği ifade edildi. Hiçbir resmi kurumun olay sonrasında cesetleri taşımak için çaba harcamadığı, tüm askerlerin çekildiği, köylülerin kendi ölülerini taşımak zorunda kaldığı yönünde detayların yer aldığı dilekçede otopsilerden sağlanan kanıtların da kayda geçirilmediği, katliamı işaret eden kanıtların ortadan kaldırılmış olma ihtimalinin de çok yüksek olduğu belirtildi.
AKP sorumluları koruyor
Bu bilgilerin aktarıldığı dilekçede inceleme heyeti talep edilerek şöyle denildi: "Tüm bunlar uluslararası gözlemciler tarafından insan hakları ihlalinin araştırılmasını zorunlu kılmıştır. AKP Hükümeti bu katliamdan sorumlu olanları ortaya çıkarmakla ilgilenmiyor. Ayrıca katliamı organize edenlerin ortaya çıkmasının engellenmesi için elinden geleni yapıyor. İnsanlığa karşı işlenmiş bu suç yalnızca uluslararası aktörler tarafından ortaya çıkarılabilir. Biz de insan hakları yüksek komisyonu ofisini bu bombardımanı belgelemeye çağırıyoruz."
UCM'ye de başvurulacak
BDP, katliamı Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (UCM) taşımak için de hazırlıklarını tamamladı. UCM'ye de katliamın nasıl gerçekleştiğinin anlatıldığı teknik raporların yanı sıra olay yerinde çekilen fotoğraflar da yollanacak. BDP, 34 vatandaşını bombalayarak katleden Türk devleti ile hükümetinin UCM'de insanlığa karşı suç işlemekten yargılanmasını istiyor.
Sudan örneğini veriyor
Türkiye UCM'ye taraf değil. Ancak BDP bu konuda Sudan örneğini veriyor. UCM'ye taraf olmayan Sudan'ın Devlet Başkan Ömer El Beşir, Darfur'da insanlığa karşı suç işlediği için mahkum edilmişti. Buna rağmen Türk Başbakan Erdoğan, El Beşir'i Türkiye'de davet ederek, bizzat ağırlamıştı. El Beşir Türkiye'deyken hakkında uluslararası arama kararı bulunuyordu ancak Türkiye UCM'ye taraf olmadığı için kararı uygulamaya koymamıştı.
Enternasyonal'e de rapor
BDP Dış İlişkilerden Sorumlu Eşbaşkan Yardımcısı ve Van Milletvekili Nazmi Gür de 23-24 Ocak tarihlerinde Kostarika'da yapılan Sosyalist Enternasyonal'e katliama ilişkin hazırlanan raporu sunarak, Sosyalist Enternasyonal üyesi partilerin ve ülkelerin konuya ilgi göstermesini istedi.
Her yere gönderildi
BDP, Roboskî Katliamı'na ilişkin Eşbaşkanların açık mektubu ile insan hakları örgütlerinin hazırladığı raporu ve olay yerinde çekilen fotoları bir çok uluslararası kuruluşa gönderdi. Raporlar, e-mail yolu ile Sosyalist Enternasyonal Başkanı Andreas Papandreu, BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon, NATO Genel Sekreteri A.F. Rasmussen, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Thomas Hammerberg, Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schultz, Ce-OHCHR'den Thorbjon Jagland, Avrupa Parlamentosu Grup Başkanı Martin Collanan, Avrupa Parlamentosu Grup Başkanı Nigel Farage, Avrupa Parlamentosu Grup Eşbaşkanı Daniel Cohn Bendit, Avrupa Parlamentosu Grup Başkanı Joseph Daul, Agit İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, PES Başkanı Sergei Stanishev, AGİT Genel Sekreteri Lamberto Zannier, AGİT Yetkililerinden Knut Vallebaek, BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği'ne yollandı.