
DTK Eşbaşkanları Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk: 21. yüzyılda Kürt halkının bu tarz yöntemlerle özgürlük isteminden vazgeçmeyeceğini herkesin çok iyi bilmesi gerekir. Nihayetinde Kürt halkı siyasetçisiyle, aydınıyla, yazarıyla bir bütün olarak bugüne kadar direnmiş ve bu uğurda canı pahasına olsa da özgürlük arayışından vazgeçmemiştir. Bu tarz yöntemlerle Kürt siyasetçilerini, aydın ve yazarlarını susturmayı düşünenler, bu halkın direniş dolu tarihine bakmalıdırlar. Fransa başta olmak üzere Avrupa devletleri bu katliam karşısında tutumunu belirlemeli ve katliamı hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak bir şekilde açığa çıkarması gerekmektedir. Hayatını halkının geleceğine adamış bu üç değerli Kürt kadın siyasetçinin anıları önünde saygıyla eğiliyor ve Kürt halkının başı sağ olsun diyoruz. Kürtdistan’ın dört parçası ve Avrupa’da yaşayan halkımızın demokratik eylemlerle bu katliamı lanetlemeye ve Kürt halkının şehitlerini sahiplenmeye çağırıyoruz.
BDP Eşbaşkanları Selahattin Demirtaş ve Gültan Kışanak: Fransa’nın başkenti Paris’te Kürt Enformasyon bürosunda bulunan Kürt kadın siyasetçilerin vahşice katledilmiş olmasını nefretle kınıyoruz. Bütün Kürt halkına başsağlığı diliyoruz. Fransa hükümetinin bu katliamı hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde derhal aydınlatmasını bekliyoruz. Paris’in en işlek bölgesinde alenen işlenen bu suikastların üstünün örtülemeyeceğinin bilinmesini istiyoruz. Dünyanın her yerinde Kürde sadece ölümü reva görenler bilmelidir ki, halkımızın özgürlüğünün bedeli ne olursa olsun bunu ödemekten çekinmeyeceğiz. Hayatını halkının geleceğine adamış bu üç değerli Kürt kadın siyasetçinin anıları önünde saygıyla eğiliyoruz. Kadın özgürlük mücadelesinin de neferleri olan arkadaşlarımızın katillerinin gizlenmemesi, cinayetin üstünün örtülmemesi için halkımızı bulunduğu her yerde protesto gösterileriyle bu katliamı lanetlemeye ve Kürt halkının şehitlerini sahiplenmeye çağırıyoruz.
Cezaevlerindeki PKK’li ve PAJK’lı tutsaklar: Önderliğimizin direniş çizgisi temelinde hareketimiz öncü kadro, gerilla ve halk gücüyle bulunduğu her sahada mücadeleyi yükselttiği ve Önderliğimizin başlattığı sürece odaklandığı böylesi bir süreçte 3 kadın yoldaşımızın Paris’te alçakça katledilmesi Önder Apo şahsında Kürt halkı, özgürlük mücadelesi ve kadın özgürlük çizgisine yönelik uluslararası komplonun bir devamıdır. Hayatı PKK tarihi ile eşdeğer olan Sakine yoldaşımız ve yaşamını kadın özgürlük mücadelesine adayan Leyla ve Fidan yoldaşlarımızın bu saldırının hedefi haline getirilmesi, sıradan ve tesadüfü olmayan bilinçli ve planlıdır. Bu saldırı özü itibari ile Önderliğimizin direniş çizgisine, kadın özgürlük mücadelesine, Kürt halkının onurlu mücadelesine yapılmış alçakça, hain bir saldırıdır. Bilinmelidir ki bu saldırıyı yapan güçler kadar ‘örgüt içi hesaplaşma’ gibi çirkin ifadelerle suikastı çarpıtan zihniyet ve bu zihniyeti basına servis edenler de bu saldırının ortağı olduklarını ortaya koymuştur. Başta zindandaki yoldaşlarımız olmak üzere tüm halkımızı ve Kürt kadınlarını 3 yoldaşımızın mücadele çizgisini sahiplenmeye çağırıyoruz.
ESP Genel Başkanı Figen Yüksekdağ: Kürt halkının ortaya koyduğu irade sonucu hükümet bazı adımlar atmak zorunda kaldı. PKK Lideri Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmeler de bu zorunluluğun bir ifadesiydi. Zoraki bir şekilde bu adımı attılar. Ancak diğer taraftan da imha ve saldırı politikalarından vazgeçmiyorlar. Bir yandan gözaltı ve tutuklamalar devam ederken, diğer yandan askeri operasyonlar sürüyor. Tam bu süreçte bu suikastın gerçekleşmesi tesadüf değildir. Hükümet, daha önce bu sorunu çözmek için tüm enstrümanları kullanacaklarını söylemişti. Şimdi şu soruyu soruyoruz: Bu suikast de Hükümet’in kullandığı bu kirli enstrümanlardan biri midir? Egemen devlet tarafından kontgerilla enstrümanının devreye konulması mıdır?... AKP hükümeti siyasi sorumluluk olarak topu oraya buraya atmamalıdır. Bu tür saldırılara karşı sorumluluğunu yerine getirmelidir. Ve faillerini aydınlatmalıdır. Yoksa Kürt halkının güvenini alamaz. Sürecin tek siyasi sorumlusu olarak bu tür tehlikeli süreçlerden ve karanlık politikalardan vazgeçmelidir.
EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan: Tam görüş sürecinin başlatıldığı bir dönemde hem memleket hem de uluslararası alanda olumlu bir hava gelişirken, arkasında böyle bir suikast ve cinayetin işlenmesi manidardır. Bu çözüm, görüş sürecini baltalamaktır. Bu saldırı mücadeleci kadınlara yönelik yapılmış bir saldırıdır. Mücadele içerisinde kadınların yer alması egemenleri her zaman rahatsız etmiştir. Bu kadın özgürlük mücadelesine yönelik yapılmış bir müdahaledir.
İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan: Kürt sorununun müzakere yöntemiyle çözülmesine yönelik tartışmaların başladığı günlerde böyle bir katliamın yaşanmasını kınıyoruz. Bu, Kürtlerin yaşadıkları yerlerde can güvenliğinin olmadığını gösteriyor. Böyle bir süreçte her türlü provokasyon yaşanabilir. Kürt siyasetçilerin kaldığı makamlarda kendilerine dikkat etmesi gerekiyor. Çünkü bu vahim bir olaydır. Kürt sorunu önemli bir sorundur. Bugüne kadar çok insan yaşamını kaybetti. Ama hiç biri aydınlatılmadı. Bu noktada Fransa devletinin bu katliamı açığa çıkarması ve aydınlatması gerekiyor.
TİHV Genel Sekreteri Metin Bakkalcı: Nedir bu oyun, evet oyun diyorum, müzakere, müzakere neyin müzakeresi, insanların yaşam hakkının pazarlığını yapıyorsunuz. Kimsenin yaşam hakkını konuşmaya hakkı yoktur... Kürt kadın hareketi önemli ve olağanüstü belli yollar kat edip mücadele ederek buralara gelmiştir. Türkiye demokratikleşmesinde önemli bir misyona sahiptir. Yaşanan katliamı kınıyoruz. Bu tür provokatif kirli oyunlara gelmemeliyiz. Türkiye olarak bir kalkışa ihtiyaç var. Soğuk çirkinlikleri çöpe atmalıyız.
MAZLUMDER Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal: Yaşanan olayı kınıyoruz. Bu olay süreci baltalamaya dönüktür. Bu süreçte bu olaylar ve olumsuzluklar devam edebilir. Ama görüşmelere devam edilmeli. Bu süreçten hiçbir şekilde geri adım atılmamalı.
DİSK Genel Başkanı Erol Ekici: Bu süreçte her şeyin güllük gülistanlık olmayacağını biliyorduk. Bu, sürecin belli güçler tarafından önünün tıkatılmasına dönük bir olaydır. Bu ilk olay değil. Bunu kınıyoruz ve son olmasını diliyoruz.
KESK Genel Sekreteri İsmail Hakkı Tombul: Üç Kürt kadın siyasetçinin katledilmesi kınıyoruz. Kadın arkadaşların katledilmesi sürecin önünü tıkatmaya dönüktür. Bu tür katliamlara derhal son verilsin. Bu tür olaylarda süreci sabote edenler kabul edilemez. Görüşmeler ve müzakereler devam etmelidir.”
Sosyalist Kadınlar Birliği: Üç aydın yüz, üç özgür yürek karanlığın soysuz bekçileri tarafından alçakça katledildiler. Acımız ve öfkemiz büyük! Kürt özgürlük gönüllüleri ve sevdalılarını, devrimci ve sosyalist kadınları; özgürlük ve onurlu yaşam talepleri için ölümden gözlerini sakınmayan bu kadınları sahiplenmeye çağırıyoruz. Katliamın adresleri ise bellidir ve Fransız devletinin bilgisi dışında olduğu düşünülemez. Yapılan katliam; Kürt halkının özgürlük eylemine olduğu kadar, kadınların uyanışı ve ayağa kalkışınadır. Sakine, Fidan ve Leyla’nın anıları önünde saygı ile eğildiğimizi, yanınızda ve sokaklarda olacağımızı bilmenizi istiyoruz.
Öcalan’a Özgürlük Platformu’ndan Eren Keskin: Sakine Cansız’ı yakından tanıyorum. Cansız’ın hem savaş hem de siyaset içerisinde yer almış önemli bir insan hakları savunucusuydu. Sakine, baş kaldıran bir kadındı. Kadın kimliğine sahip çıkan, savaş içerisinde gerektiğinde erkek yoldaşları ile kavga edebilen bir kadındı. Gerçek bir kadın savunucusuydu. Onu 20 yıldan fazla tanıyorum. Yurtdışında zaman geçirdiğim biriydi. Çok üzgünüm.