
Amed'in Lice İlçesi'nde 22 Ekim 1993'te gerçekleşen katliamla ilgili açılan davanın ilk duruşması Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Duruşmaya, mağdur yakınları ve avukatları katılırken, sanıklar ise katılmadı. Dava kapsamında ağırlaştırılmış müebbetle yargılanan sanıklar Diyarbakır Jandarma Alay Komutanı Emekli Albay Eşref Haipoğlu, hastalığını bahane ederek duruşmaya katılmazken; Üsteğmen Tünay Yanardağ yurtdışında olduğu gerekçesiyle gelmedi. Hafta içerisinde sanıkların "güvenlik" gerekçesiyle davanın başka bir ile nakledilmesine ilişkin talebine Adalet Bakanlığı ve Yargıtay'dan henüz cevap gelmediğinden dava Amed'de görüldü.
Sanık Afrika'ya gitmiş!
Dava, sanık Yanardağ'ın avukatı Hikmet İşler'in söz alması ile başladı. İşler yaptığı savunmada, "Müvekkilinin emekli kurmay albay olduğunu ve 4 ay önce emekli olduğunu ardından da aldığı bir iş teklifi nedeniyle Afrika'ya gittiğini belirtti.
'Tutuklu yargılansınlar'
Lice Katliamı'nın sorumlularının sadece Hatipoğlu ve Yanardağ olmadığına vurgu yapan Avukat Tahir Elçi, "Bu katliamdan birçok kişi sorumludur. 16 kişi Lice'de katledildi ancak kimseyi sanık sıralarında göremiyoruz. Sanıkların tutuksuz yargılanması kabul edilemez. Delilerin yüzde 90'ı toplanmamıştır. Sanıkların tutuksuz yargılanması delilere etki etme imkanı doğurur. Yanardağ zaten şu anda yurtdışında. Buda zaten kaçma şüphesi kavramını yerine getirmiştir" dedi.
Binlerce katliam sayılı dava var
Müşteki avukat Fethi Gümüş de yaşanan faili meçhul cinayetlere, katliamlar ile köy yakmalara değinerek, "Bu kadar katliama ilişkin sayılı sayıda dava açılmıştır. Bu açılan davalar da güvenlik gerekçesi ile başka illere taşındılar. Bugün Lice davası da aynı şekilde başka ile taşınmak isteniyor. Bu usule aykırıdır. Bir tarafın iradesine başvurmadan sadece bir tarafın iradesine başvurulması hukuksuzluktur" dedi.
'Failler açık ve nettir'
Lice Katliamı'nın faillerinin açık ve net olduğunu ifade eden Gümüş, "Bunu başka bir yere çekmek, örgüte yüklemek yanlıştır. Sanıkları koruyalım anlayışı doğru değildir. Devlet 2 kişiyi Diyarbakır'da koruyamaz mı?" diye belirtti.
'Suçluların hepsi yargılanmalı'
Avukat Mustafa Özer, Kürtlerin yargı önünde eşitlik istediğini ifade ederek, "Bugün örgüte üye oldukları iddia edilenler tutukluyken, 16 kişiyi katleden ve 16 kez haklarında müebbet istenenler nasıl tutuksuz yargılanıyor?" diye sordu.
Avukat da katliam tanığı
Avukat Yunus Muratakan ise kendisinin de Liceli olarak olaylara tanık olduğunu ifade etti. Muratakan, Lice Katliamı sırasında tutulan tutanakların gerçeği yansıtmadığını ifade ederek, o dönem yakılan binaların hala yerinde olduğunu ifade etti.
'Örgüt saldırısı uydurmadır'
Ardından Lice'de suikastle öldürülen Jandarma Bölge Komutanı Bahtiyar Aydın'ın yakınlarının avukatı Necdet Solmazgül söz aldı. Tuğgeneral Bahtiyar Aydın'ın ölümüne ilişkin dava açıldığını ancak ailesinin beyanının alınmadığını belirten avukat, "O gün devlet kurumlarının kapalı olduğu ve Bahtiyar Aydın oraya geldiği zaman örgütün saldırısı olduğu tamamıyla uydurmadır. O gün okulda, hastanede görev yapan memurlar vardır. Bu nedenle gerçek suçluların bir an önce yakalanarak cezalandırılmasını istiyoruz" dedi.
Tutuklama reddedildi
Savunmalar ardından mahkeme heyeti, davaya katılma talepleri olan avukatların taleplerinin, davanın nakline ilişkin verilecek olan kararın ardından değerlendirilmesine karar verdi. Sanıkların tutuklanması talebi ise "dava dosyasındaki olay tarihi, olayın üzerinden geçen süre, yapılan soruşturma kapsamında bu aşamaya kadar toplanan deliller nazara alınanak CMK 101.madde uyarınca tutuklanma için ön şartı olan kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bu aşamada yeterli görülmediğinden" reddedildi. Dava, 27 Mart'a ertelendi.
Bu arada Lice Adalet Arıyor Platformu bileşenleri, duruşma öncesi Diyarbakır Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı.
HABER MERKEZİ