
Bu kısa girişten sonra, fazla uzatmadan birkaç gerçeğin altını kalın çizgilerle çizmek istiyorum.
Birincisi, ‘İran, PKK’yi barış çizgisinden uzaklaştırıp Türkiye ile savaşı sürdürmek için cinayeti işledi’ tezi gerçekçi değildir.
İkincisi, ‘Suriye, PKK ile Türkiye arasındaki çelişkiyi derinleştirip, yeni süreci boşa çıkartmak için Paris cinayetini tezgahladı’ düşüncesi kaba bir iddiadan öte değildir.
Üçüncüsü, ‘İsrail, Türkiye ile yaşamış olduğu sorunları PKK aracılığıyla bloke etmek amacıyla cinayeti işledi’ görüşü de doğru değildir.
Dördüncüsü, ‘Fransa, PYD ve PKK’nin Suriye’deki gücünü Türkiye ile etkisizleştşrmek amacıyla cinayeti işlemiştir’ tezi de çok daha subjektif bir iddiadır.
Peki o zaman, bu hunharca cinayeti işleyen kim?
Bazı teorik gerekçelerimi öne sürmeden önce, Paris’te kaleşçe işlenen cinayetin esas sorumlusu ‘Türkiye’dir’ diyerek, son söylemem gerekeni peşinen söylemeliyim.
Evet, Sakine Cansız’ın, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’in katili Türkiye devletidir. Cinayetin azmettiricisi, yani yönlendiricisi olan da Başbakan Tayyip Erdoğan’dır.
Sözcükleri sağa sola çekmeden, farklı argümanlarla gerçekleri saptırmadan, esas faillerini gizleme çabasına girmeden katilin adını söyleyelim. Tekrar da olsa bu ad; Türk devletidir, hedefi gösteren, örtülü ödenekten milyonlarca dolar ödeyen de Başbakan Tayyip Erdoğan’dır.
‘Neden Türkiye’ sorusuna verilecek o kadar somut örnek var ki...
Sorunun birinci cevabı şudur: Paris katliamı, ‘AKP’nin ‘gevşet, çembere al, vur ve imha et’ konseptinin pratikteki dışa vurma halinin en kaba biçimidir.
Sorunun ikinci cevabı, Paris katliamı, AKP’nin Tamil Kaplanlarına uygulanan stratejinin Türkiye versiyonudur.
Sorunun üçüncü cevabı, ABD’nin, Bin Ladin ve grubuna karşı geliştirdiği taktiğin uygulanış biçimidir. Bu taktiği ABD’nin dış ilişkiler bakanlığı açıkladı, Başbakan Erdoğan da bu planlamayı Türk medyasına yüksek sesle ifade etti.
Tayyip Erdoğan, “bundan sonra teröristlere rahat yok. Nerede olurlarsa olsunlar, onları bulup vuracağız. Kendi inlerinde de vuracağız ve Allah’ın izniyle iki yılda bitireceğiz” deyişi, Paris’teki vahşi katliamı da yeterince anlatmaktadır
Türk devleti bu konsept ekseninde tam iki yıl boyunca PKK ve KCK’nin öncü kadrolarını vurmak için Kandil’i bombaladı. Bu satırları yazarken de bombardıman devam ediyordu. Ancak AKP ve danışmanları Kandil’de amaçlarına ulaşamadılar, yani Kandil’i bombalayarak, PKK’nin önder kadrolarını tasfiye edemediler. Ama başbakan, büyük bir ihtimalle “madem Kandil’de vuramadık, o zaman biz de vurmamız gereken yerde vuralım, Avrupa’da cirit atıyorlar, neden Avrupa olmasın” demiş ve PKK’nin kurucu üyesi Sakine Cansız ve iki arkadaşının vurulmasını emrini vermiştir.
Gerçekten de AKP neden Paris’teki katliamı yapmasın, neden böylesi bir cinayeti işlemesin? Aslında bunu söyleyenlere verilecek yanıt, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın sabahtan akşama kadar “terör örgütüne taviz yok, terörle sonuna kadar mücadele, siyasetle müzakere” demesidir.
İmralı’yla istişare süreci, bir diyalog süreci olmadığı gibi, başbakanın süreci ciddiyetle ele almadığı da kesindir. Kaldı ki hem başbakan, hem danışmanları ve hem de diğer yetkililer, İmralı görüşmeleri bir çözümden ziyade daha çok “terörü tasfiye edilmesinde kullanmak istedikleri bir enstürmandır.”
Durum bu olunca, neden AKP Parist’e cinayet işlemesin, neden PKK’nin kurucu üyesi olan Sakine Cansız ve iki arkadaşını ‘ibreti alem olsun‘ diye vahşice katletmesin? Kaldı ki başbakan ve bakanları adeta koro halinde TV ekranlarına “bu bir iç infazdır” demeleri de, bunun bir göstergesi değil mi?
Özetle, Paris katliamını Türk devleti yapmıştır. Başbakan Tayyip Erdoğan da bizzat emir vererek katliamın altına imza atmıştır.
Şunu da vurgulamakta fayda vardır: Fransa katliamın gerçek faillerini açığa çıkartma gibi bir sorumluluğu vardır. Eğer töhmet altından çıkmak istiyorsa, cinayeti çözmek durumundadır.
FUAT KAV
Fuatkav@hotmail.com