Kasım-Aralık-Ocak ayları Kürtler ve Kürdistan yakın tarihi  ve özgür Kürdün kaderinin yazımı açısından önemli olaylar ve öncülerine tanıklık etmiştir. O nedenle de bu aylarda Seyit Rıza şahsında Dersim direnişini, PKK’nin kuruluşu şahsında Kürt halkının dirilişini,  Maraş-Roboskî katliamları şahsında bu diriliş karşısındaki sömürgeciliğin inkar ve imhadaki ısrarını bir kez daha hatırladık.  Şimdi de Paris Katliamı şahsında özgür yaşamın simgeleri olarak tarihe geçen Sakine Cansız (Sara) Fidan Doğan (Rojbîn) ve Leyla Şaylemez (Ronahî) yoldaşları anıyoruz. Özlemlerini gerçekleştirmedeki sözünü bir kez daha yinelerken “Hep Kavgaydı Yaşamım” diyen Sara Arkadaş'ın anısını bir kez daha paylaşmak gerektiğine inanıyorum.
9 Ocak 2012 yılında Paris’te sömürgecilik tarafından gerçekleştirilen katliam için Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan ikinci Dersim katliamıdır şeklinde bir değerlendirme yaptı. Bazı çevreler bu katliamı bir provokasyon olarak değerlendirirken,  Türkiye artık devletle bütünleştiği inkar edilemez bir gerçek olan AKP Hükümeti daha sonraları paralel diye nitelendireceği Cemaatin üzerine atma arayışı içine girmiştir. Fransa-Türkiye ekseninde gelişen bu cinayetin perde arkası bir türlü aydınlatılamamıştır. Bugün bu konu üzerinde de kapsamlı değerlendirmeler yapılmaktadır. Bunlardan öte, Sayın Öcalan’ın yaptığı değerlendirmeyi esas alarak, Sakine arkadaşı anmaya çalışacağım.
Dersim, türkülerde de söylendiği gibi dört dağ içinde ve aslanlar diyarı olduğu için zapt edilemez bir coğrafyadır. O nedenle de hep Dersim’e sefer olur ama zafer olmaz denilegelmiştir. Bu durum elbette sadece coğrafi olarak ele alınamaz. Dağlar bir anlamda özgürlüğün simgesi olurken kendisine sığınan ya da üzerinde yaşayan insanlara da bu özelliğini kazandırmıştır. O nedenle de sadece Dersim’in dağları değil, tarih boyunca insanları da zapt edilememiştir. Seyit Rıza o nedenle baş eğmediği için idam edilmiştir. Belki Koçgirilidir, ama Alişer ve Zarife de bu duruşlarından dolayı Dersim’de katledilmiştir. 

Kürtlerin imhası konusunda aynı politika uygulanıyor

Bu durum da gösteriyor ki  yakın tarihte yaşandığı gibi bugün de sömürgecilik direnen Kürtlerin en iyisinin ölmesi gerektiği zihniyeti ile hareket etmektedir. O nedenle direnen Seyit Rıza ile özgürlükteki ısrarın simgesi olan Sara Arkadaş için ölüm fermanı çıkarılmıştır. Yani bugünkü devletin temsilcilerinin belirttiği gibi o zamanın tek partisi ile bugünün tek iktidar partisi, Kürtlerin-Dersimlilerin imhası konusunda aynı politikayı izlemektedirler. Yani AKP ile CHP arasında ciddi bir fark yoktur. Dün CHP hükümetleri ile devlet Şeyh Sait’ten Seyit Rızalara kadar ulus-devlet tekçiliğinin gereklerini nasıl yerine getirmişse bugün de AKP iktidarları ile benzeri bir süreç yürütülmektedir. O nedenle Dersim'den günümüze uzanan tüm katliamlar bir devlet ve hükümetlerinin ortak uygulamaları olarak karşımıza çıkmaktadır. Onun için de Paris Katliamı'ndan sorumlu esas güç odağı AKP ve ona bağlı gizli-açık özel savaş örgütleridir.
Bundan dolayı da bugün güya çözüm, müzakere, diyalog, ateşkes gibi söylemler ile perdelenmek istenen onlarca katliam gerçekleştirilirken, İŞİD saldırıları ile bu politika vahşet düzeyinde uygulanmaktadır. Dün olduğu gibi bugün de direnenlere, baş eğmeyenlere, özgür insan kimliğine sarılanlara ölüm dışında bir seçenek bırakılmak istenmemektedir. İşte Sakine Arkadaş, Sara Yoldaş, Dersim’in asi kızı, Kürdistan’ın kızıl saçlı özgürlük abidesi olması nedeniyle devlet güçleri ve batılı işbirlikçilerinin ortak planlaması çerçevesinde katledilmiştir.
Sakine, dünyanın başkentlerinden biri olan Paris’te katledilirken, katliamı bir lümpen-psikopat aracılığıyla gerçekleştirenler amaçlarına ulaşmış mıdır? Bu sorunun yanıtı Seyit Rızaları katledenler ne kadar amacına ulaşmışsa en fazla o kadar ulaşabilirlerdi. Ki koşulların farklılığı ve Kürtlerin dünyaya taşınmasının öncüsü olan Özgürlük Hareketi'nin ve Önderliğinin varlığı nedeniyle bırakalım amaca ulaşmayı, aksine tersinden bir durumla karşılaşmaları kaçınılmaz olmuştur. Bu da esas olarak Kürt Halk Önderliği'ne karşı geliştirilen uluslararası komplo gerçeğinin hangi düzeyde aşıldığının da bir göstergesi olmuştur.
Bu durumun Sara Arkadaş'ın kişiliği ve kadın kimliği ile yakından bağlantısı vardır. Katliamın hemen arkasından Paris’te gerçekleşen katliamı protesto ve özgürlük abidelerini sahiplenme miting ve yürüyüşünün niceliği ve bileşimi komplonun önemli oranda boşa çıkarıldığının, Özgür Kadın Hareketi'nin bu boşa çıkarmada önemli bir rol oynadığının göstergesi olmuştur. İşte bu sonuçta da Sakine Arkadaş'ın yaşamı, kişiliği ve her türden egemenliğe karşı direngen- özgürlükçü duruşu belirleyici olmuştur.

Özgürleşen bir halk olarak Dersim'e döndü

Sakine Arkadaş, Dersim katliamı sonrası dünyaya gelen bir kadın olarak devrimci olmadan önce de o zapt edilemez Dersim dağları gibi özgürlüğe tutkun bir kadın olarak yaşama tutunmayı esas almış bir kişi olarak gelişim göstermiş nadir insanlardan biri olmuştur. Ki, Dersim’e hem sefer olur ve hem de zafer kazanılır denildiği bir dönemde bu durumun artık kabul edilemeyeceğinin bir simgesi olarak büyüyen Sakine Arkadaş, devrimci yaşamı boyunca karşılaştığı tüm zorluklar ya da boyun eğdirici uygulamalar karşısında bu özelliğini bırakmamıştır. Amed zindan gerçekliği içinde düşman karşısındaki tutumu bunun en açık göstergelerinden biri olmuştur. O nedenle Sakine Yoldaş Kürt Özgür Kadın Hareketi'nin bir özgürlük abidesi olarak yaşamış ve aynı şekilde ebediyete yürümüştür. İşte Paris sokakları bu özgür Sakine’ye ve arkadaşlarına bunun için sahip çıkmıştır. Sadece bir sosyalist olarak değil, tarihin ilk kölesi olarak tarihe geçen kadının özgürlük tutkusunun simgesi olarak yaşamını onurlu bir şekilde sürdürdüğü için tüm dünya kadın hareketlerinin haklı bir sahiplenmesini kazanmıştır. O bu durumuyla belki Dünya Kobanê Günü'yle zirveye çıkan Kürt halkının sahiplenilmesinin yolunu açmıştır. O nedenle de Paris sokaklarında Sakine’yi ve arkadaşlarını sahiplenen insanlık Kürtlere de “Artık yalnız değilsiniz”, “Etrafınızda örülen tecrit zinciri kırılmıştır” mesajını vermiştir. Daha o gün komplocular kaybetmiştir. Bir anlamda Rosa Luxemburg’u 1900’lerin başlarında katledenler o gün Paris sokaklarında gerçek bir yenilgiyi yaşamıştır. Bu yanıyla Sakine ve arkadaşları kadın köleliğine hesap sormanın ve özgürlükteki ısrarlı yürüyüşün yanı sıra, Kürt kimliği ile özgür kadın kimliği arasındaki kopmaz bağın adı olmuştur. O nedenle de 9 Ocak’ta yeniden yaşatılmak istenen Dersim, Maraş, Roboskî katliamları 27 Kasım’da doğan Kürt Özgürlük Hareketi'nin görkemli yürüyüşü ile Paris sokaklarından başlayarak Dersim dağlarına yeniden ulaşmıştır. Diriliş artık onların şahsında özgür yaşamla buluşarak Kobanê’de, Şengal’de özgür kadın devrimine dönüşmüştür.
İşte bu nedenle Sakine Arkadaş hep kavgayla yaşamın özgürleşebileceğinin muştucusu olmuştur. Özgürlük arayışçısı olarak Dersim’den çıkan Sakine, özgürleşen bir halk olarak Dersim’e dönmüştür.