
Şengal’in Koço Köyü’ndeki IŞİD katliamından kurtulan ve Şengal Dağı’na sığınan 3 köylü yaşadıkları vahşeti bu sözlerle özetledi. Biri köyün doktoru olmak üzere 3 köylü, Pazar günü sabah erken saatlerde, yaralı halde Şengal Dağı’na ulaşmayı başardı. HPG gerillaları tarafından karşılanan 3 köylü, yapılan ilk müdahalenin ardından tedavi edilmek üzere Rojava’ya gönderildi. Yaşadıklarını ve tanık olduklarını ANF’ye anlatan bu köylüler, ahlaki ve insani ölçü tanımayan vahşetin şokunu üzerlerinden atamamışlardı. Köylüler, o acı dolu bakışlarla yaşadıklarını aktardı.
600 erkek vahşice öldürüldü
Yaralı köylülerin anlatımına göre, IŞİD çeteleri bundan 13 gün önce (6 Ağustos) girdikleri Koço Köyü’ndeki halkın tüm silahlarını topladılar. Kendilerinden zorla Müslüman olmalarını isteyerek, köylülere Pazar gününe kadar süre verdiler. Ancak Êzîdî Koço köylüleri bunu kabul etmediler. Kadın, çocuk, yaşlı demeden tüm köylüleri köy okulunda toplayan çeteler, orada köylülerin üzerindeki para, telefon, altın ve hatta kadınların parmaklarındaki yüzüklere kadar ne varsa gasp ettiler. Çok geçmeden tüm erkekleri gruplar halinde arabalara bindirdiler. Köyün dışına çıkar çıkmaz hepsini katlettiler. Bu toplu kıyımdan sadece 4 kişi, üst üste yığılan cesetlerin altında kalarak yaralı kurtulabildi. Katledilenlerin cesetleri, önceden kazılmış çukurlara atıldı.
Yaralı köylülerin verdiği bilgilere göre, Koço Köyü katliamında 600 erkek vahşice öldürüldü. Çeteler önce erkekleri köyden çıkardıkları için yaralı kurtulanlar dahi kadın ve çocukların akıbetini bilmiyor. Kadınlar ve çocuklardan söz açılınca sözler boğazlarında düğümleniyor, konuşamıyorlar.
600 Êzîdî‘yi kurşuna dizdiler
IŞİD’in katliamından yaralı olarak kurtulan 3 köylü, yaşadıklarını şöyle anlattı:
Xelef Xwedêda: “IŞİD köyümüze gireli 12 gün oldu. Önce bize zarar vermeyeceklerini söyleyerek ‘gelin müslüman olun’ dediler. Şeyhimiz ve muhtarımız Ehmed Casim da, ‘Biz Êzîdîyiz, Müslüman olamayız’ dedi. Bunun üzerine ‘size pazar gününe kadar zaman tanıyoruz’ dediler. Pazar günü gelip geçti, tekrar çeteler geldi ve ‘size bir şey yapmayacağız, herkes işinin başına gitsin. Sizi köyden çıkaracağız ve siz de gidin akrabalarınıza ulaşın’ dediler. 15 Ağustos günü öğlen saatlerinde geldiler ve köyün etrafını sardılar. 10-12 araba vardı, hepsi Doçka yüklüydü. Kadın, çocuk, yaşlı tüm köylüleri okulda topladılar. Burada para, altın ve kadınların parmaklarındaki yüzükler, telefon ve diğer her şeyimizi aldılar. Okulda bir kez daha Müslüman olmamızı istediler. Ama biz kabul etmedik. Bunun üzerine bizi köyden çıkaracakları bahanesiyle her 15 kişiyi bir araca bindirerek köyün dışına götürdüler. Orada hepimizi sıraya dizdiler ve sonra da üzerimize kurşun yağdırdılar.
Benim de içinde bulunduğum sırayı taradıklarında bir köylü üzerime yığıldı. O esnada sırtıma ve ayağıma 2 kurşun isabet etti. Acıya rağmen hiç ses çıkarmadım. Çeteler yere yığılmış cenazelerin üzerinde gezerek hala canlı kalanlara kurşun sıkarak öldürüyordu. Yaklaşık bir saate kadar orada kaldıktan sonra gittiler. Gittiklerinden emin olduktan sonra kalkıp koşmaya çalıştım. Köye yakın çalıların arasında saklandım. Bir süre sonra çetelerin bir aracı tekrar cenazelerin yığıldığı yere döndü. Birkez daha ölülere kurşun yağdırdılar. Yarım saat sonra ise cenazelerin oraya bir dozer geldi ve bir çukur kazarak cenazeleri topluca içine attılar. Köyde yaklaşık 600 erkek vardı. Hepsini katlettiler.
Hava kararıncaya kadar çalıların arasında saklandım. Daha sonra köyden çıkıp Şengal Dağları’na çıktım. Kadın ve çocuklara ne yaptılar, bilmiyorum. Bizi onlardan önce okuldan çıkardılar. Belki de onları okulda katletmişlerdir.’’
Hepsini katlettiler
İlyas Salih Qasim (Koço Köyü’nün doktoru): “IŞİD çeteleri köyümüze ilk geldiğinde Ebu Hamza adlı emirleri köydeki tüm silahların toplanmasını istedi. Ertesi gün geldiklerinde ise, Müslüman olmamızı isteyip, Pazar gününe kadar da mühlet verdiler. Aynı şeyi Hatimiyê Köyü’ne de söylediler. Ancak Hatimiyê köylüleri hemen kaçarak kendilerini kurtardılar. Bunun üzerine hepsi bizim köye gelerek üç ayrı yerde üs kurdular.
Köyden hiç kimsenin çıkmasına izin vermediler. Amcamın oğlu ve aynı zamanda aşiret reisimiz olan Ahmet kalp hastasıydı ve doktora gitmesi gerekiyordu. Ama doktora götürmemize bile izin vermediler. Bir gün sonra gelip ‘size dinden, diyanetten söz etmeyeceğiz. İşinizi yapın’ dediler. Bunun üzerine bizi köyden kovacaklarını, diğer akrabalarımıza ulaşmak için köyden çıkarıp salıvereceklerini sanıyorduk. Her 15 erkeği bir araca bindirerek götürdüler. Arabalara ilk bindirilen grubun içindeydim. Bizi köyün yaklaşık bir kilometre güneyine, Abbas Qasim merdivenin yanına götürdüler. Bir su havuzu vardı orada. Bu arada çetelerden biri cep telefonuyla fotoğraf çekiyordu. Sonra bir anda üzerimize kurşun yağdırdılar. Biri kımıldıyorsa bir kez daha tarıyorlardı. Ayağıma ve kafamın hemen dibine bir mermi değdi. Ama hiç kımıldamadım.
Komşu Arap köyü bizi kabul etmedi
On dakika sonra bir sessizlik oldu. Oradan gittiklerini düşünerek kalkıp var gücümle oradan kaçmaya başladım. Bir bostana varınca içine uzandım. 3 kişi daha ardımdan geldi. Ama belki bizi burada da bulurlar diyerek bize komşu Arap köyü Biskê Cinubî’ye doğru gitmeye başladık. Akşam hava kararıncaya kadar orada kalmak istedik. Ama ‘evimizi yıkacaksınız’ diyerek bize izin vermediler.
Mecburen köyden ayrılıp bir yerde saklandık. Saat 15.00’an 19.00’a kadar orada kaldık. Sonra yola düştük ve Til Qeseb, Şengal ve Hemdan’dan geçtik. Hemêdan yakınlarında çok yoğun mermi sıkılıyordu. Bir an için öleceğimizi sandım.
Bir gün sonra Şengal Dağları’nın Deriyê Mihrikan geçidine vardık. 4 kişi kurtulduk oradan.
Til Qeseb Köyü halkını da aynı şekilde katlettiler. Bu çetelerde hiçbir ahlak ve vicdan yoktur. Hemen yanımda 85 yaşında bir yaşlı insan vardı, onu da katlettiler.’’
200-300 kadın ve çocuk vardı
Xidir Hesen Ehmed adlı genç: “Hepimizi arabalara doldurup köyün dışına götürdüler. Orada üzerimize kurşun yağdırdılar. Cenazelerin altında kalan birkaç kişi kurtulabildi. Ben de öyle kurtuldum çünkü.. Daha sonra kaçarak buraya (Şengal Dağı) ulaşabildik. Okulda 200-300 dolayında kadın ve çocuk vardı!”
BOTAN GULAN/ANHA/ŞENGAL