
Üfledim ve ses çıktı
Küçüklüğünden itibaren müziğe büyük ilgi duyduğunu dile getiren Egîdê Cimo, ilk kavalla tanışma öyküsünü şu şekilde anlatıyor: “Köyümüzün çevresinde düğünler yapılıyordu, bu müzik çok hoşuma gidiyordu. Köyümüzün kenarında bulunan Çemê Reş’te kamışlar vardı. Ben bir kamış koparıp bağladım, üzerinde delikler açtım. Üfledim ve ses çıktı. Bunun üzerine dedim ki, artık müzik yapacağım. Evimiz köyün diğer evlerinden biraz daha yüksekteydi.Düdüğün sesi çok güzel yayılıyordu ve ben çalınca köylüler duyuyordu. Bir süre sonra her çaldığımda köylüler evin etrafında toplanıyordu.”
Kürt müziğinin yolunu açtı
Uzun zaman bu şekilde kaval çaldığını dile getiren Egîdê Cimo, dengbêj Şamilo Beko ile tanıştıktan sonra onun grubuyla birlikte gezdiğini ve düğünlere gittiğini belirtti. 1955 yılında Kürt halkının tarihinde önemli bir yere sahip olan ve onların sanatlarını dünyaya duyuran Erivan Radyosu’nun açılmasıyla birlikte burada çalışmaya başladığını ifade etti. Erivan Radyosu’nun Kürtlerin varlık mücadelesi verdiği yıllarda kendilerine büyük kapılar açtığını belirten Egîdê Cimo, o günleri şöyle anlattı: “Kürdistan’ın dört bir yanında Kürtler ve Kürtçe yasaktı, ama bizim yanımızda yasak değildi. Biz Kürtlerin sesini tüm dünyaya yayıyorduk. Herkes bu sayede Kürtlerin kilamlarını dinliyordu. Erivan Radyosu, Kürt müziğinin yolunu açtı ve bu anlamda büyük bir şey oluşturdu. Şimdi birçok Kürt bize ‘Biz sizin müziğinizle, sanatınızla, eserlerinizle büyüdük’ diyorlar. Şuana kadar Erivan Radyosu görevini yerine getirdi, şimdi artık başka şeylere görev düşüyor.”
Karapetê Xaco ile tanışma
Egîdê Cimo, Şaheye Biro, Karapetê Xaco, Efroye Esed, Aslika Qadir, Aram Tigran gibi birçok dengbêj ve sanatçıyla birlikte müzik yaptığını anlatıyor. Egîdê Cimo, dinlediği an “Aradığım ses sensin” dediği Karapetê Xaco’yla tanışma hikayesini ise şöyle dile getirdi: “Sürekli radyo için dengbêj arıyordum. Teyzemin eşi Derviş, Karapet’ten bahsetti. Onların köyüne gittik, Karapet bahçesinde toprağı eşiyordu. Tanıştık, Lawike Metinî adlı kilamı söyledi ve ben ‘Aradığım ses sendin’ dedim. Sabah erken saatlerdi ve ‘Haydi kalk radyoya gidelim’ dedim. O ise ‘Yürüyerek gideceğiz’ dedi. Bulunduğumuz yerden 20 kilometre uzaklıktaydı radyo. ‘Biz bu kadar yol yürüyemeyiz’ dedim. O da ‘Yürüyerek gelmezsen ben gelmem. Yürüyerek gidelim ki sohbet edelim’ dedi. Onun dediğini yaptık. Karapet’in sesini kaydettik. Onun adına çokça kitap çıktı.”
Miho’yla flüt ve mey çaldı
Egîdê Cimo, onun müzik alanında ilerlemesinde katkı sunan ve onu çok etkileyen dengbêjlerden birinin Oseye Miho olduğunu belirterek, “Beni en çok etkileyen ve hiç duymadığım bir sesin sahibi Oseye Miho’ydu. Ermeni köylerinden Erdeşen’de köyün sürülerini otlatmaya gidiyordu ve o şarkı söylüyordu ben de ona flüt ve mey çalıyordum. Şimdiye kadar öyle bir ses duymamışım. Onun sesi ben de büyük bir etki yarattı. Yeni başlamıştık beraber düğünlere gidiyor şarkılar söylüyorduk, marifetleri çoktu. Gramofonun yeni çıktığı yıllardı, köyden biri gramofon almıştı, ‘Bize gramofon lazım değil Ose bize şarkı söylesin yeter’ dedik. O muradına eremeden erken yaşta ölüp gitti” diye konuştu.
Yeni arkadaşlar üretiyor
Eskiden Kürt sanatçılarının çok iyi çalıştığını ve Kürt sanatını ileriye taşıdıklarını anlatan Kavalın Miri, “Eskiden bizim sanatımız ilerliyordu; ama şimdi bakıyorum gün geçtikçe geriliyor. Eskiden mecalimiz yoktu ama şimdi mecal var ama bir şey yapmıyorlar. Sanatçılarımız gayret göstermezlerse sanatta ilerleyemezler. Şimdi konservatuvarda çalışan arkadaşlarımız ne kadar prova yaparlarsa, yeni şeyler keşfeder ve üretirler” diye belirtiyor.
DİCLE MÜFTÜOÐLU/DİHA/AMED