Yer altı suyun kirletilmesinin 'olası veya teorik bir risk’ olmadığını ve maalesef realite olduğunu bir örnekle aktarmak istiyoruz. Bu örnek 'fracking’ ile onyıllardır kaya gazının sömürüldüğü ABD ve onun bizim açımızdan olumsuzluğuyla bilinen bu haftalarda Pennsylvania eyaletidir. Yıllardır fracking’e karşı yapılan protestoların haklı olduğu, bir mahkeme tarafından da onaylandı. Kaya gazını sömüren şirket, mahkeme tarafından üç aileye 1,6 milyon ABD Dolları tazminat vermeye mahkum edildi. Nedeni ise o alandaki yer altı suyun kirletilmesidir.
Yine bu yılın ilk günlerinde haber ajansı AP tarafından yayınlanan yeni bir araştırmada Pennsylvania, Texas, Ohio West Virginia eyaletlerinde, suyun kalitesi üzerine sürekli şikayetlerin yıllardır olduğundan bahsedilmektedir. Bu araştırmada söz konusu eyaletlerde fracking ile iş alanları yaratıldığı da vurgulanmaktadır. Ancak bu kısmi ekonomik olumluluk, yer altı suların tehlikeli kimyasallar ve metan gazıyla uzun vadeli kirletilmesi pahasına gerçekleşmektedir. Araştırma yine bu dört eyalette kuyulara yakın arazi ve evlerin değerinde hissedilir düşüş görüldüğünü de dile getirmektedir. Fracking’den kazancı şirketler ve devletler yaparken ve kırsal alanda küçük bir kesime (10-20 yıl ile sınırlı) iş alanı açılırken, geniş toplumsal kesimler onyıllarca (veya yüzyıllarca) sürecek zararı karşılamaktadır.
ABD’de tek tük kişilere tazminat verilmesinin TC gibi devletlerde beklememek lazım. Hiç ekolojik yıkımdan zarar gören bir insanın tazminat aldığını duydunuz mu? Toprağı elinden alınan yüzbinlerce insanın tapulu tarım alanları ve yapıları için bile yasal olarak öngörülen miktarların verilmesinde ciddi sorun yaşanıyor.
Fracking’den kaynaklı geçen yazıda belirtmediğimiz başka riskler de var. Onları şöyle belirtebiliriz: Oluşan boşluklardan dolayı deprem riskinin artması; beklenen sızıntılardan kaynaklı toprak kirliliği; yerel sakinleri, tarım hayvanları ve doğal hayatı etkileyecek gürültü kirliliği; fracking ile fazladan salınmasına yol açtığı toksik kimyasallardan dolayı işcilerde sağlık sorunu.
Kuzey Kürdistan TC sınırları içinde muhtemelen en büyük kaya gazı rezervlerine sahip bölge olduğunu belirtmiştik. Amed, Batman ve Erzurum’da ruhsatlı sondaj faaliyetleri Ekim ayında başlamıştır. Sınırın diğer tarafında, yani Rojava-Suriye ile Başur-Irak’ta da ne kadar kaya gazı rezervi olduğu henüz hiç tespit amaçlı sondajların yapılmadığından dolayı bilinmiyor.
TC’de yaşayanları ve özellikle Kürdistan coğrafyası önümüzdeki yıllarda yeni bir mücadele alanı bekliyor. Hazırlıklı olalım.
* Bu konuyla ilgili geniş Almanca bilgi: www.gegen-gasbohren.de/
İnglizce bilgi: http://getthefrackout.com
Kaya gazının riskleri çoktur
Geçen yazıda 'kaya gazı’ ve onun sömürülmesinin (Fracking) getirdiği risklerden bahsettik. Binlerce metre yer altında kayaç denilen formasyonunda bulunan doğal gazı, 'hidrolik çatlatma’ denilen ve kimyasalların da kullanıldığı teknikle sömürülmesi durumunda en büyük riskin yer altı sular üzerinde oluşacağını dedik. Böylelikle da en temel gıdamız olan içme suyumuzun kirletilmesi söz konusu olacak.