KENAN KIRKAYA/MA/ANKARA

Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, 24 Haziran seçimlerinde Meclis çoğunluğunu kaybetmeleri halinde “A, B, C planlarımız var. Sistemi tıkayacak herhangi bir gelişmeye izin vermeyiz” sözleri, 7 Haziran seçimleri öncesi dile getirdiği B ve C planlarını hatırlattı. 

Seçim öncesi İngiltere’ye giden AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Bloomberg TV’ye verdiği söyleşide seçimlerde dair kullandığı ifadeler gündeme oturdu. Erdoğan’ın tartışılan sözlerinin konusu ise 24 Haziran seçimlerinin olası sonuçları üzerineydi. AKP’nin seçimlerde Meclis çoğunluğunu kaybetmesi ihtimali üzerine sorulan soruya Erdoğan, “A, B, C planlarımız var. Sistemi tıkayacak herhangi bir gelişmeye izin vermeyiz” yanıtı verdi.

Program sunucusu Erdoğan’a “Cumhurbaşkanlığı seçimini kazandığınız ancak parlamentoda 2015’teki gibi karışık bir tabloyla karşılaştığınız bir sonuç çıkarsa, parlamentoda çoğunluğu elde etmek için yeni bir tur seçime gider misiniz?” sorusunu yöneltti. Erdoğan ise soruya şu yanıtı verdi: “Şimdi tabii şu anda bizde bir söz var, ‘dereyi görmeden paçayı sıvamak’. Şimdi dereyi görmeden paçayı sıvamanın hiçbir anlamı yok. Önce neticeyi bir görelim. Neticeyi gördükten sonra şu anda tabii bizim sizin dediğiniz anlamda bir neticeye göre hazırlıklarımız şüphesiz olacak. Ama tam planladığımız gibi işin yürümesi, yani A planı, B planı, C planı, bütün bunların hepsi tabii ki olacak. Fakat şu anda görünen o ki iyi gidiyoruz ve 40 gün sonra da arzu ettiğimiz bir plan ortaya çıkacaktır ve 40 gün sonra Türkiye çok daha farklı bir döneme uyanacaktır.”

 Erdoğan’ın seçim sonuçlarına göre başvuracaklarını söylediği B ve C planları, 7 Haziran 2015 seçimleri öncesi ve sonrasını akıllara getirdi.

Aynı sözleri sarf etmişti

Erdoğan, 22 Mayıs 2015’te katıldığı ATV ve AHaber ortak yayınında, o dönemde henüz sonlandırılmayan 'diyalog süreci' ve seçim sonuçlarına dair B ve C planları olduğunu söylemişti. Erdoğan, 7 Haziran seçimlerin bir kırılma noktası olacağını ve seçim sonuçlarına göre B ve C planlarının hayata geçirilebileceğini söylemişti.

O programda 'diyalog süreci’nin seçim süreciyle birlikte askıya alındığını dile getiren Erdoğan, "Hukuk devleti olduğumuza göre attığımız adımları buna göre atmak zorundayız, bütün işlerimizi de buna göre yapıyoruz fakat bu çiğnendiği andan itibaren devlet B planını ve C planı devreye sokacaktır" ifadelerini kullanmıştı.

 Gazeteci Mehmet Barlas'ın "Yani bizim bir B ve C planımız var" sorusuna Erdoğan, "Olmaz olur mu tabi ki var" dedi. Barlas’ın "Yani çözüm sürecinin askıya alındığı güvenlik tedbirlerinin devreye girdiği bir plan..." demesi üzerine ise Erdoğan, "7 Haziran bir kırılma sürecidir, ne olacağını görmeden bir şey söylemek mümkün değil, ne olacağı çok daha açık ve net ortaya çıkacaktır" şeklinde karşılık verdi.

 Erdoğan’ın bu sözleri sonrası gidilen 7 Haziran seçimlerinde, HDP parti olarak girdiği ilk seçimde yüzde 13,1 oranında oy alarak 80 milletvekili çıkarmayı başarırken, AKP yüzde 40.9 oranında oy alarak ilk kez tek başına iktidar olacak çoğunluğa erişemedi. Bu sonuç üzerine ise “B ve C planı” olarak adlandırılan “kaos/savaş planı” devreye konuldu.

Yeniden savaş başlatıldı

Söz konusu kaos planı için aslında seçim sonuçları bile beklenmedi. Seçimlerden iki gün önce 5 Haziran’da HDP’nin Amed mitinginde bombalar patlatıldı. Seçimlerin ardından ise Erdoğan, Dolmabahçe Mutabakatı’nı tanımadığını açıkladı. Onun akabinde Suruç’ta 33 kişinin hayatını kaybettiği DAİŞ’in canlı bomba saldırısı geldi. Yine sınır ötesi operasyonlar yapıldı, çatışmalar arttı, Cizre’de sokağa çıkma yasağı ilan edilip siviller katledildi. Gözaltı ve tutuklamalar yapıldı.

 Tüm bunlar yaşanırken siyasi partiler arasında yapılan koalisyon görüşmelerinin sonuçsuz kalması üzerine 1 Kasım’da yeniden sandık başına gidilmesi kararlaştırıldı. Seçimlere gidilirken bu kez Ankara’daki barış mitinginde iki ayrı bombanın patlaması sonucu 102 kişi hayatını kaybetti.

 Bu ortamda gidilen seçimlerde AKP, aldığı yüzde 49.5 oranında oy ile Meclis çoğunluğunu ele geçirdi.

Dikkat çekici senaryo

Bu yaşananların ardından Erdoğan’ın, 24 Haziran seçimleri öncesi yine B ve C planları olduğu yönünde sarf ettiği sözlere, Yeniçağ Gazetesi yazarı Ahmet Takan da dünkü köşesinde yer verdi. Takan, kaleme aldığı yazısında dile getirilen planların seçimlerde alınacak olumsuz bir sonuç halinde yeniden seçimlere gidilmekten öte bu kez farklı bir anlam ifade ettiğini belirtti.

Takan, seçimlerin ardından CHP, İYİ Parti ve Saadet Partisi’nden milletvekili seçilecek isimlerin AKP tarafından devşirilebileceğini ima etti. Takan, şunları yazdı: “24 Haziran'da AKP'nin Parlamentoda çoğunluğunu kaybedebileceği görüldüğünden siyasi kulislerde senaryolar birbirini kovalıyor. En çok konuşulanı da, ‘Erdoğan Cumhurbaşkanlığını kazanır Parlamentoda çoğunluğu kaybederse 3 ay içinde tekrar seçime gider.’ 7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra ilk kaleme aldığım yazıda ve katıldığım TV programlarında Erdoğan'ın seçime gideceğini iddia eden ve haklı çıkan bir gazeteci olarak bu sefer işin öyle olacağını sanmıyorum. Erdoğan, eğer Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanır Parlamentoda çoğunluğu kaybederse bu sefer farklı bir organizasyona gider. Bu yüzden, CHP, İYİ Parti ve Saadet Partisi'ne milletvekili aday listelerini -YSK'ya teslim edecekleri son ana kadar- çok ince eleyip sık dokumalarını tekrar tekrar gözden geçirmelerini öneririm!..”

Barolar seçim için toplanıyor

Ankara Barosu ve Sensiz Olmaz Hareketi tarafından başlatılan "Her okula bir avukat" kampanyası kapsamında 26 baro başkanı ve yönetimlerinin de dahil olduğu ilk toplantı bugün Ankara'da yapılıyor.

Ankara Barosu, 78 baro başkanına "Sıra Bizde" başlıklı bir mektup göndererek, kampanyaya katılmalarını istemişti. Çağrı üzerine 26 baro başkanı ve yönetimlerinin de katılacağı ilk toplantı bugün Ankara Barosu Eğitim Merkezi'nde yapılacak.

Baro başkanları bu toplantıda nasıl bir yol ve yöntem izleyeceklerini belirleyecekler. Konu üzerine bilgi veren Ankara Baro Başkanı Hakan Canduran, "Mektupların yollanması ardından epeyce barodan dönüş oldu. Kimi barolar bu konuda çalışmaları olduğunu ve kendi bölgelerinde kendilerinin yapacağını söyledi. Bir kısım baroda sıcak baktı ve Sensiz Olmaz Hareketi'nin de katılımıyla ortak bir yöntemi belirlemeye çalışacağız. İlk toplantı yapılacak. Onunla birlikte bir koordinasyon kurup, tüm baroların yaptıkları çalışmaların tek elde birleşmesi ve doğru yerde doğru avukatların kanalize edilmesi çalışması başlanacak ve eğitimler yapılacak" dedi.

 Seçim ve sandık güvenliği için önemli olanın özellikle Kürt illeri ve Karadeniz barolarının katılımı olduğunu dile getiren Canduran, "Daha önceki seçimlerde en şaibeli ve en güvenilmez ortam bu bölgelerde yaşandı. Bunun için önlemler alınması gerektiğini düşündük. Bölge baroları bu konuya çok sıcak baktı ve toplantıya katılacaklar" şeklinde konuştu.

Güvenlik için ortak çalışma

Toplantıya İstanbul, İzmir, Adana, Antalya ve bölge barolarının katılacağını dile getiren Canduran, şöyle devam etti: "Bu toplantıda asıl önemli olan Türkiye baroları ile Kürt illerindeki baroları ortaklaşarak, bölgede seçim güvenliğinin sağlanması için ortak çalışma yapacak. Çünkü İstanbul, Ankara ve İzmir'de avukat yoğunluğu olduğu için seçim güvenliğinde daha avantajlıyız. Ama oradaki meslektaşlarımızın da özellikle taşımalı sandık sisteminde sandıkların kontrolünü sağlamak üzere bir görevleri olmalı. Bu konuyu da birçok bölge barolarıyla görüştük. Bizim onların yanında olmamızı hissetmeleri çok önemli oldu."

 Sandık ve seçim güvenliğinde vatandaşlara güvenin verilmesinin önemli olduğunun altını çizen Canduran, bunun avukatlar aracılığıyla sağlanabilmesinin de avukatların birbirine destek olmasıyla oluşacağına dikkat çekti. Canduran, avukatların desteğini şöyle açıkladı: "Burada Şırnak'ta, Diyarbakır'da görev almak isteyen arkadaşlarımızı oraya desteğe yollayacağız. Avukat desteği dediğimiz şey bu."

Uluslararası temaslar

 Seçimlerin uluslararası hukuk ve basın kuruluşları tarafından da önemle izlendiğini dile getiren Canduran, şunları kaydetti: "Bu kuruluşlar yine seçimlerde şaibe konuşulacak mı? Seçim güvenliği sağlanabilecek mi? Dünya Türkiye'nin üzerinde bunu izlemeye alacak. Baroların tarafsızlığına güvendiği için bu kuruluşlar bizden gelen bilgilere çok önem veriyorlar. Biz yarın alacağımız toplantı da bu uluslararası bağı da ortaya koyacağız. Eğer bu seçimler de bir şaibe yaşanmasa bu ülkenin de avantajı olacak. Ama bir şaibe olursa da bu şaibeyi elinde ve belge bilgisi olan barolar tarafından isteyecektir bu kuruluşlar. Eğer Türkiye'de bir şeyler doğru gitmez ise biz bütün ülkemiz ve dünyaya gerçekleri açık şekilde bilgi ve belgeleriyle açıklayacağız. 50 bin avukat 50 bin okula yerleştirilirse şaibe azalacaktır."

Toplantıda dört bölgeden baroların katılacağını ifade eden Canduran, "Bu da ulaşmak istediğimiz avukat sayısının yüzde 80'ini anlamına geliyor. Bu çok önemli bir avantajdır. Meslektaşlarımızın ilgisi çok sıcak. Bu hareketimizin çok önemsendiğini ve Türkiye'de artık avukatların da ilkesel olarak seçim güvenliği için önemli bir öge haline geldiğini gösteriyor" dedi.

İrade sandığa tam yansımalı

Toplantının ana gündemlerini proje kapsamı, eğitim, avukat desteği ve uluslararası kuruluşlara objektif bilgi vermek olduğunu kaydeden Canduran, son olarak şunları söyledi: "Tabi bunlar kapsamında bizden bilgi isteyen ve yardım isteyen tüm partilere bilgi ve yardımda bulunmak. Bizim amacımız vatandaşın sandığa güvenli bir şekilde gitmesi ve özgür iradesi ile verdiği oyların sandıkta aynı şekilde çıkmasını sağlamak. Bütün sistemimiz bu. Halkın iradesinin sandığa tam yansımasını sağlamak. Bu avukatlar için ulusal bir görev halini almıştır. Bu koordinasyon sonrası diğer barolarda bunun bir parçası olacağına inanıyorum."