Kosova’nın Prizren şehrinde 5-13 Ağustos tarihleri arasında gerçekleşecek belgesel ve kısa film festivali Dokufest’in bu seneki başlığı “Yolsuzluk.”

Bu yıl onbeşincisi düzenlenecek festivale 57 ülkeden 238 yapım, altı yarışma ve diğer farklı bölümlerde gösterilecek. Festivalin Uluslararası Kısa Film yarışmasında yönetmenliğini Ziya Demirel’in yaptığı Türkiye/Fransa ortak yapımı “Salı (Tuesday)” da izleyecilerle buluşacak. Film, İstanbul Film Festivali’nde Altın Lale ödülü, Saraybosna Film Festivali’nde özel mansiyon almış, ayrıca Siyad tarafından en iyi kısa film ödülüne layık görülmüştü.

Yönetmenliğini Emre Kayış’ın yaptığı “Çevirmen (The Translator)” Suriyeli mülteci bir çocuğa odaklanıyor. 23 dakikalık kısa film festivalin Short Matters bölümünde seyirciyle buluşacak.


İktidar, yolsuzluk ve yalanlar

Balkan belgesellerinin tanıtımı açısından önemli bir platform konumundaki festivalde ayrıca insan hakları konulu belgeseller ve çevre konulu belgeseller de yarışıyor. “İktidar, Yolsuzluk ve Yalanlar” adlı bölümde silah endüstrisinin çeşitli hükümetleri rüşvetle emellerine alet edip yoluna tam gaz devam etmesi “Shadow World (Gölgede Kalan Dünya)” belgeselinin ana konusunu oluşturuyor. Yönetmenliğini Johan Grimonperez’in yaptığı sürükleyici yapımda eski İngiltere başbakanı Tony Blair’in kirli çamaşırları ortalığa saçıyor.


Çad’ın kayıp nesli

Kuşkusuz, festivalde en dikkat çeken yapımlardan biri de Çad’ın kanlı diktatörü hakkındaki ‘Hissène Habré, Bir Çad trajedisi’ adlı belgesel olacak gibi görünüyor.

Belgesel, ilk olarak 2016 Cannes film festivalinde görücüye çıkmıştı. Festivalin insan kakları yarışmasında şansını deneyecek olan etkileyici yapımda, devrildikten 25 sene sonra olsa da, Senegal’de tutuklanıp yargılanan ve suçlu bulunan diktatörün icraatı kurbanları üzerinden teşhir ediliyor.

Özellikle kadın avukat Jaqueline Moudeïna’nın seneler süren çabaları sonucunda insan haklarını ihlal etme suretiyle, tecavüz, cinsel kölelik ve 40 bin kişinin ölümüne sebep olma suçlarından ömür boyu hapis cezası alan Hissène Habré, Afrika yakın tarihinin en korkunç liderlerinden biri olarak anılıyor.


Yeryüzündeki cehennem

Yönetmen Mahamat-Saleh Haroun, Çad/Fransa ortak yapımı 82 dakikalık belgeselde çoğunluğu Müslüman olan ülkesinin “yeryüzündeki cehennem” haline dönüştüğü yılları, insanı içine yavaş yavaş çeken bir anlatımla aktarıyor. Adaletin askıya alındığı mevzubahis dönemin yaraları yıllardan sonra bile pek iyileşmiş gibi görünmüyor.

Belgeselde, 1982 ile 1990 yılları arasında cumhurbaşkanlığı yapmış Habré’nin kanlı rejimine destek veren ülkeler arasında ABD ve Fransa’nın dışında Mısır, Irak ve Zaire’den de bahsediliyor.

Çad halkının dehşetle hatırladığı siyasileştirilmiş polisin zalimliği, insanlık dışı muameleleri, cinayetleri, aradan geçen uzun yıllara rağmen kesinlikle unutulmuş değil. Fiziksel izler dışında, psikolojik travmalardan mustarip rejim mağdurları hapishanelerde aç, susuz bırakıldıklarını, tırnaklarının söküldüğünü, kırbaçlandıklarını anlatıyorlar. Koğuş arkadaşlarının büyük bir kısmını şahsen gömmek zorunda bırakılmış bir mahkum ölülerin rüyalarında hala karşısına çıktığını belirtiyor.


Rejim kurbanları anlatıyor

Dingin bir atmosfere sahip olan belgeselde yönetmen Haroun bazı kahramanlarının direkt kameraya konuşmasını sağlıyor, fakat çoğu sahne rejim kurbanlarıyla Clément Abaïfouta’nın sohbetlerinden müteşekkil. Hissein Habré Rejim Mağdurları Derneği’nin başkanı Abaïfouta’nın ziyaretine gittiği çoğu kişi, aralarındaki samimiyet sayesinde cesur itiraflarda bulunabiliyor. 

Mütevazı ve saygılı duruşunu film boyunca koruyan yönetmen mevzubahis yargılamayı da mümkün olduğunca sansasyondan uzak bir tavırla yansıtıyor.


Müzik belgeselleri

Festivalin müzik konulu belgeselleri arasında yönetmenliğini Jumana Manna’nın yaptığı “A Magical Substance Flows Into Me (İçime Sihirli Bir Şeyler Doluyor)” Filistin’in geleneksel müzik değerlerini yansıtıyor. Dünyadan Bakışlar adlı bölümde yer alan “Gimme Danger (Tehlikeyi Severim)” The Stooges grubunu yakından tanımamıza imkân tanıyor. Yine aynı bölümde yer alan “Show of Shows (Şovların Şovu)” adlı belgesel bir zamanlar sirklerde, panayırlarda veya kabarelerde performanslarını sergileyen insan ve hayvanların, artık neredeyse kaybolmuş istisnai evrenini yansıtıyor. 


 KÜLTÜR SERVİSİ