• İstanbul'a göç etmek zorunda kalan Kürt ailelerinin kültürlerini koruması mücadele veren KAYY-DER, 36 yıllık çalışmaları derleyen bir belgesel hazırladı. Derneğin Eşbaşkanı Tuncay Gökçe, “KAYY-DER'in toplumun hafızasında yaşaması gerektiğini düşünüyoruz” dedi.

 

İstanbul’un Kadıköy ilçesinde 1990’da kurulduğu günden bu yana kentte bulunan pek çok Kürdistanlının kültürlerini yaşatması için mücadele yürüten Kiğı, Karakoçan, Adaklı, Yayladere, Yedisu İlçeleri Sosyal Yardımlaşma, Kalkındırma ve Kültür Derneği (KAYY-DER) kuruluşunun 36'ncı yılına dair bir belgesel hazırladı. 36 yıllık çalışmalarının birikimi olan arşiv görüntüleri, derneğe emek vermiş, sembolleşmiş kişilerden alınan röportajlardan oluşuyor. Belgesel, Kasım’ın sonunda gösterime girecek.

Kürtçe etkinlik, tiyatro, müzik dinletilerinin yer aldığı arşivlerde, derneğin ilk etkinliklerinden bugüne kadar yaptıkları yer alıyor.

Belgeselin yönetmenliğini yapan ve aynı zamanda dernek üyesi Bülent Boral ve KAYY-DER Eşbaşkanı Tuncay Gökçe, belgesele dair değerlendirmelerde bulundu.

İlk etkinlikten son etkinliğe kadar

KAYY-DER'de tiyatro grubunda yer aldığını belirten yönetmen Bülent Boran uzun yıllardır faaliyet gösterdiğini ve bu yüzden bunun belgeselini yapmak istediklerini belirtti. Belgesel ile derneklerinin yaptığı faaliyetleri gelecek nesillere aktarmayı hedeflediklerini kaydeden Boran şöyle konuştu: "İlk etkinliğimizden son etkinliğimize kadar 36 yıllık süreç içerisinde KAYY-DER'de neler yapılmışsa bu etkinliklerin büyük çoğunluğuna ait görüntüler bulunuyor. Fotoğraflar, belgeler ve bütün bunlardan oluşan geniş bir arşivimiz var. Bunlar analog kayıtlardı. Büyük çoğunluğu kasetlerden oluşuyordu. Biz bunları dijital ortama aktardık ve dijital ortamda korumaya aldık. Belgesel çalışması da bu sürecin üzerine gelişti. 36 yıllık bir çalışmadan söz ediyoruz. Bu 36 yıllık süreç içerisinde tiyatrodan müziğe, halk oyunlarından Kürtçeye yönelik çalışmalara kadar birçok faaliyet gerçekleştirildi. Bütün bu çalışmaların toplamında aslında önemli bir birikim ortaya çıktı.”

 Hazırlanan belgesel ve dernek çalışmaları hakkında bilgi veren Boran, “Bu çalışma esnasında, o dönemlerde çalışan arkadaşların emekleri ve bu çalışmalar etrafında gelişen ilişkiler de bir bütün olarak belgeselde yer aldı diyebilirim. KAYY-DER tiyatro grubumuz ilk Kürtçe tiyatro yapan gruplardan biridir. Yine müzik grubumuz da ilk müzik gruplarından biri. Halk oyunları ise daha çok yöresel oyunlarla başladı ama yıllarca bütün Kürdistan'ı kapsayan oyunları oynadı ve sergiledi. Bütün bunları derleyip toparlayarak çalışmanın içerisine yerleştirdik. Belgeselde 36 yıllık bir çalışma var. Bu çalışmaların içerisinde ağırlıklı olarak kültürel faaliyetler bulunuyor. Müzik, tiyatro, halk oyunları ve buradaki yayınlarla ilgili çalışmalar bunların başında geliyor. Yine örneğin Kürt Böreği Festivali'yle ilgili çalışmalar var. Kadınlara ve çocuklara yönelik faaliyetler bulunuyor. Gençlere yönelik futbol turnuvaları gibi çalışmalar da var. Bütün bunları arşiv etrafında bir araya getirdik. Aynı zamanda burada çalışmış 25-30'a yakın arkadaşımızla söyleşiler yaptık. Bir sözlü tarih çalışması yürüttük. Bu sözlü tarih çalışmasıyla arşiv görüntülerini bir araya getirdik. Tabii ortaya çıkan çalışma, normal bir belgeselin süresini biraz aşacak. Çünkü 36 yılı yarım saatte ya da bir saatte anlatmak mümkün değil. Dolayısıyla belgeselin süresi iki saati bulacak. Geniş kapsamlı bir çalışma olacak” diye belirtti. 

Derya deniz bir arşive sahibiz

KAYY-DER'in özellikle 90'lı yıllarda İstanbul'a göç etmek zorunda kalan Kürtlerin kimliklerini, kültürlerini ve dillerini korumak için mücadele ettiğini söyleyen KAYY-DER Eşbaşkanı Tuncay Gökçe, "Derneğin ismi her ne kadar Kiğı, Karakoçan, Adaklı ve Yayladere ilçelerinin halklarıyla anılsa da Kürdistan'ın bütün illerinden insanların bir araya gelmesi ve katkılarıyla kurulmuş bir kurumdur. Kuruluşundan bugüne kadar ciddi kültür ve sanat çalışmaları yürütmüş, bunun yanı sıra bölgemizdeki ekolojik sorunlara, kadın sorunlarına ve çeşitli toplumsal meselelere ev sahipliği yapmış, bu konularda öncülük etmiş bir kurumdur. Bu açıdan derya deniz bir arşive sahibiz" diye konuştu. 

Belgesel Avrupa’da da gösterilecek 

Gökçe, yaklaşık bir yıldır belgesel çalışması yürüttüklerini söyledi ve ekledi: “Hem kültür hem sanat alanında hem de bölgenin ciddi sosyolojik sorunları ve Kürt sorununun temel çözümü noktasında emek vermiş bu kurumun çalışmalarını bizden sonraki kuşaklara aktarmanın boynumuzun borcu olduğunu düşündük. Hem ekonomik hem de emek açısından ciddi bir çalışma gerektiriyor. Bizim gibi kurumlarda biraz da gönüllülüğe dayalı bir çalışma biçimi söz konusu. Bugün bu belgeseli hazırlayarak aslında tarihe önemli bir hafıza kaydı da düşmüş olacağız. Bu görselleri izlediğimizde artık halkla buluşması gerektiğini düşündük. Kasım sonlarında İstanbul'da gösterim yapacağız. Yurt dışında gösterim imkanı bulabilirsek Avrupa'da da gösterimler yapmayı düşünüyoruz. Bölgede ise Karakoçan'da, Kiğı'da, Bingöl'de, Amed'de fırsat verilirse gösterimler gerçekleştirebiliriz. Burası Kürdistan'a ait bir kurum. Hem duygusal hem de emek boyutuyla insanlarımıza iyi bir hafıza bırakacağımıza inanıyoruz. KAYY-DER'in toplumun hafızasında yaşaması gerektiğini düşünüyoruz. Belgeselin en büyük amacı da 1990'lı yıllardan bugüne kadar bu kurumdan gelip geçen değerleri, emek verenleri, insanların bulunduğu ve bu birikimin gelecek kuşaklara aktarılması gerektiğini göstermektir. Çünkü ilk Kürtçe tiyatro oyununu burada sahneledik. Aynı zamanda bölgemizin ekolojik sorunlarıyla ilgili ciddi bir örgütlülük sağlanması bu çalışmaların önemli parçalarıdır. Bu sebeple tüm halkımızı yapacağımız gösterimlere bekliyoruz.” CEYLAN ŞAHİNLİ/MA