2012'de değiştirilen yasayla birlikte valilere bağlı olan müdürlüklerin ve Özel İl İdareleri'nin lağvedilmesinin yerel yönetimleri güçlendirmek amacıyla yapıldığın belirten Gümüş, şunları söyledi: "TOKİ aracılığıyla özelleştirme yapıyor. Şehirler yamalı bir bohça gibi. Eğitim sağlık, güvenlik alanlarında yerel yönetimlere pek de görev düşmüyor… Yerel yönetim var zannediyoruz ama şehirdeki bütün imar kararlarını, bütün olanakları yerel ekonomiyi merkeze aktarmak üzere işlev gören merkezi yönetimin bir şubesi gibi yerel yönetimler." 


Sömürge yönetimi gibi 

Yerel yönetimlere nefes aldırabilecek bir modelinin şart olduğunu söyleyen Gümüş, yerel yönetimler güçlendirilmediği takdirde Türkiye'de demokratikleşmenin olmayacağını belirtti. Gümüş, yerel yönetimler kendi gelecekleri üzerinde söz sahibi olmadığı müddetçe, merkezi yönetimden ne kadar yetki devredilse de yerel yönetimlerin merkezin bir kopyası olacağını vurguladı. Türkiye'de merkezi yönetim ve yerel yönetimler arasında belirgin bir asimetri olduğunuanımsatan Gümüş, AKP'nin Kürdistan'da başlattığı savaşa ve ablukayı da işaret ederek, "Şehirler araçsallaştırıldığı için merkezi yönetim tamamen ideolojik kaygılarla yağmalayan sömürge yönetimi gibi davranmaya başlıyor" ifadelerini kullandı. 


Yerel yönetimleri kapsayan özerklik

Gümüş, AKP ve havuz medyası tarafından kriminalize edilmek istenen ve odağına yerel yönetimleri alan özerkliğe ilişkin de değerlendirmelerde bulunarak, "Özerklik niye kötü bir şey olsun ki? Bütün dünyada uygulanıyor. Hatta şirketlerin bile özerkliği var. Ama düşünün bir bölgede bir proje var. Ama neden yöneticisi olmasın? Efendim niye özerk olamaz? Dünyadaki gelişmiş ülkelerin hepsi böyle mekanizmalar geliştirmiştir" dedi.

Merkezi yönetimler yerine daha eşitlikçi, özgürlükçü bir modelin inşa edilmesinin şart olduğunu ifade eden Gümüş, Türkiye'nin sosyal yapısının da böylesi bir modele ihtiyaç duyduğunu; Kürt halkının da bu konuda birincil muhatap alınması gerektiğini vurgulayarak, "Bugün Türkiye'de temsil dışı kalan sadece Kürt halkı değil. Aslında tüm Türkiye halkı temsil dışı bırakılmıştır. Herkes kendi geleceği hakkında söz sahibi olmak ister. Bunu istemeyecek yoktur. Kutuplaşma yüzünden devlet gücü kullanılıyor. Yerelleştirici bir siyaset ayrıcalık sahibi olan sınıflar için korkutucudur. Ama halk için tam tersi toplumsal refahı arttıracak katılımcı bir modeldir" diye konuştu. 


'AB ile tüm ilişkiler yıkılır'

Gümüş, belediyelere kayyum atanmasına ilişkin tartışmalara da tepki göstererek, şunları kaydetti: "Kayyum atanması bir darbe olur. Zaten kayyum atanan şirketlere de mali yapılarında sorun olduğu için değil, ideolojik amaçları nedeniyle el konuldu. Ama siyasi yapılara ideolojik fikirleri nedeniyle kayyum konulamaz, bir skandaldır. Kötü yönetilebilir. Ancak bir dahaki seçimde yenisi seçilir. Kimse bunu yutmaz. AB ile olan tüm ilişkiler yıkılır. Yani yerel yönetimlere kayyum atanılması darbedir. O zaman hükümete de kayyum atansın yani kim atayacak bunu, seçilmişin yerine kayyumu kim atayabilir, bu çılgınca bir şey olur. Telaffuz edilmesi bile abes."


AYŞE KURAN/DİHA/İSTANBUL