Türk hükümeti, kayyum atadığı dört belediyenin eşbaşkanlarını da çeşitli bahanelerle mahkemeye çıkarıp rehin aldı. Seçimlerin üzerinden 7 ay geçti, bu sürede HDP’nin 3’ü büyükşehir, bir il ve 9 ilçe belediyesine kayyum atandı, 13 belediye eşbaşkanı da cezaevine atıldı.
Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı, Kayapınar Belediyesi Eşbaşkanı Keziban Yılmaz, Kocaköy Belediyesi Eşbaşkanı Rojda Nazlıer ve Erciş Belediye Eşbaşkanı Yıldız Çetin, “örgüt üyeliği” ve ”örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla tutuklandı. HDP’nin kazandığı 60 belediyeden 12’sine kayyum atanırken, diğer belediyelerde ise polis ablukası altında.
AKP hükümetinin 11 Eylül 2016’da Demokratik Bölgeler Partisi’nin (DBP) belediyelerine yönelik devreye koyduğu kayyum politikası, 31 Mart yerel seçimlerinden sonra Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) belediyeleriyle sürdürülüyor. Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK), 31 Mart yerel seçimlerinin ardından “KHK’li seçilmiş adaylara mazbata verilmeyecek” kararından sonra HDP’nin seçilmiş eşbaşkanlarına mazbata verilmemesiyle başlayan süreç, kayyum atamalarıyla devam ediyor.
6 eşbaşkana mazbata verilmedi
31 Mart seçim sonuçlarının açıklanması ardından HDP’nin Diyarbakır’ın Bağlar ilçesi, Van’ın Edremit, Tuşba, Çaldıran ilçeleri, Erzurum’un Tekman ilçesi, Kars’ın Digor ilçesi Dağpınar Beldesi eşbaşkanlarına, “KHK’li” oldukları gerekçesiyle mazbataları verilmedi. Bununla birlikte HDP’nin kazandığı 6 belediye, YSK kararıyla AKP’ye verilmiş oldu. HDP’li eşbaşkan adaylarının yanı sıra çok sayıda meclis üyesine de aynı gerekçeyle mazbata verilmedi.
Üç büyükşehire de kayyum
Türk İçişleri Bakanlığı, 19 Ağustos’ta Amed, Van ve Mardin büyükşehir belediye eşbaşkanlarını görevden alarak, yerlerine kentteki valileri kayyum atadı. Bakanlık, Amed üyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı hakkında açılan bir kovuşturma ve 8 soruşturma, Mardin Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Ahmet Türk hakkında 2 kovuşturma ve 4 soruşturma, Van Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Bedia Özgökçe Ertan hakkında ise 1 kovuşturma ve 6 soruşturmayı görevden alma gerekçesi olarak gösterdi.
HDP, Amed Büyükşehir Belediyesi’ni yüzde 63, Mardin Büyükşehir Belediyesi’ni yüzde 56 ve Van Büyükşehir Belediyesi’ni yüzde 54 oyla elde etmişti.
Patlama kayyuma gerekçe yapıldı
Amed’in Kulp ilçesi Ağaçkorur köyü mevkiinde 12 Eylül’de aralarında korucuların da olduğu 7 kişinin öldüğü, 10 kişinin yaralandığı patlama sonrası HDP’li Belediye Eşbaşkanları Mehmet Fatih Taş ve Fatma Ay ile birlikte 5 kişi gözaltına alınarak tutuklandı. Eşbaşkanların tutuklanması ardından belediyeye 17 Eylül’de İlçe Kaymakamı Mustafa Gözlet kayyum olarak atandı.
Erzurum’un HDP’li Karayazı Belediyesi Eşbaşkanı Melike Göksu’nun, hakkında kesinleşmiş cezası olduğu gerekçesiyle tutuklanması ardından 18 Eylül’de İlçe Kaymakamı Mesut Tabakcıoğlu belediyeye kayyum olarak atandı.
Hakkari, Nusaybin ve Gever
HDP’li seçilmişlere yönelik 15 Ekim’de yapılan siyasi soykırım operasyonlarında, Hakkari Belediye Eşbaşkanı Cihan Karaman, Gever (Yüksekova) Belediye eşbaşkanları Remziye Yaşar ve İrfan Sarı ile Nusaybin Belediye eşbaşkanları Semire Nergiz ve Ferhat Kut gözaltına alındı.
Nusaybin Belediye Eşbaşkanları Nergiz ve Kut, 17 Ekim’de çıkarıldıkları Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği tarafından, “Tecridi kıralım, faşizmi yıkalım” kampanyasına katılmaları ve gizli tanık ifadeleri gerekçesiyle ”örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklandı. Eşbaşkanların tutuklanması ardından 18 Eylül’de İlçe Kaymakamı Mehmet Balıkçılar belediyeye kayyum olarak atandı.
Hakkari Belediyesi Eşbaşkanı Cihan Karaman, çıkarıldığı Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesi’nce, hakkında gizli tanık ifadeleri ve sosyal medya paylaşımları gerekçesiyle ”örgüt üyesi olmak” ve “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla tutuklandı. Karaman’ın yerine Hakkari Valisi İdris Akbıyık, kayyum olarak atandı.
Gever Belediyesi eşbaşkanları İrfan Sarı ve Remziye Yaşar da gizli tanık beyanları ve sosyal medya paylaşımları gerekçesiyle, ”örgüt üyesi olmak” ve “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla tutuklandı. Eşbaşkanların yerine İlçe Kaymakam Osman Doğramacı kayyum olarak atandı.
Gözaltı, kayyum ve tutuklama
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açılan soruşturma kapsamında, yerine kayyum atanan Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı ile Kayapınar Belediyesi Eşbaşkanı Keziban Yılmaz, Bismil Belediyesi Eşbaşkanı Orhan Ayaz ve Kocaköy Belediyesi Eşbaşkanı Rojda Nazlıer, gözaltına alındı.
Henüz ifadeleri dahi alınmadan İçişleri Bakanlığı tarafından haklarındaki soruşturmalar gerekçesiyle görevden uzaklaştırılan eşbaşkanların yerine kayyum atandı.
Kayyumdan sonra mahkemeye
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavılığı tarafından haklarında başlatılan soruşturmalar nedeniyle evlerine düzenlenen baskınla gözaltına alınan İçişleri Bakanlığı kararıyla görevinden uzaklaştırılıp, yerine kayyum atanan Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı ile Bismil Belediye Eşbaşkanı Orhan Ayaz, Kayapınar Belediyesi Eşbaşkanı Keziban Yılmaz ve Kocaköy Belediyesi Eşbaşkanı Rojda Nazlıer, emniyet ve jandarmadaki işlemlerinin ardından önceki akşam Diyarbakır Adliyesi’ne çıkarıldı. Jandarma tarafından adliyeye getirilen Mızraklı ve Ayaz, savcılık ifadesi ardından tutuklanma talebiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi. Hakimlikte ifadesi alınan Mızraklı, ”örgüt üyesi olmak” ve ”örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla tutuklandı.
Kayapınar Belediye Başkanı Keziban Yılmaz ve Kocaköy Belediye Başkanı Rojda Nazlıer, savcılık ifadelerinin ardından tutuklama istemiyle Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi. Hakimlikçe ifadelerinin alınmasının ardından Yılmaz ”Örgüt üyesi olmak”, Nazlıer ise ”Örgüt üyesi olmak” ve ”Örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla tutuklandı.
Yearin kayyum atandıktan sonra mahkemeye çıkarılan Erciş Belediye Eşbaşkanı Yıldız Çetin de “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklandı. Diğer Eşbaşkan Bayram Çiçek ise “adli kontrol şartıyla” serbest bırakıldı.
Bu kapsamda HDP’nin 3’ü büyükşehir, bir il ve 9 ilçe belediyesine kayyum atandı, 13 belediye eşbaşkanı da tutuklandı.
Rejimin yerel ayakları için
HDP Sözcüsü Günay Kubilay, HDP’ye yönelik bütünlüklü bir saldırı olduğunu belirterek, 31 Mart ve 23 Haziran seçimlerine işaret etti. “Saray rejiminin yerel ayakları kurulamadı” diyen Kubilay, “Özellikle Kürt illerinde HDP’nin etkili olduğu belediyeleri kayyum rejimine dönüştürerek, rejiminin uzantısı haline getirmek istiyor” dedi. Belediye eşbaşkanlarının sadece görevden uzaklaştırılmasının AKP’ye yetmediğini ve Türkiye’nin batısına bu uygulamayı anlatamadığını kaydeden Kubilay, bu yüzden seçilmişlerinin ve yöneticilerinin tutuklanarak, demokratik siyasetten tasfiye edilmeye çalışıldığını söyledi.
Kubilay, “Daha önce ilk kayyum atadıklarında ‘paraları Kandil’e gönderiyorlar, dağa gönderiyorlar’ ifadelerine dayanak bulamadılar. Şimdi de uyduruk gerekçelerle, gizli tanık diye bir şey buldular. Onlarla birlikte yapay siyasi davalar çıkarıyorlar. 31 Mart’ta Kürt halkı daha önce atanmış olan kayyumları silmiş, süpürmüş. Dolayısıyla siyasi iradesine bir kez daha sahip çıkmıştı. Şimdi bu siyasi iradeye bir kez daha çeşitli biçimlerde gasp edilerek, kayyum rejimi ile sürdürülmek isteniyor” şeklinde konuştu.
HDP’nin içini boşaltma çabası
AKP’nin gayri meşru duruma düştüğü için zor aygıtları kullandığını belirten Kubilay, bu yüzden HDP’nin tüm etkinliklerinin yasaklandığını, parti çalışanlarının tutuklandığını ifade etti. Kubilay, şöyle devam etti: “HDP her şeyden önce AKP iktidarının gayri meşru yollardan iktidarını sürdürmesinin önünde en büyük engeldir. Yegane bir demokrasi ve barış gücüdür. AKP’nin bu zamana kadar yaptığı ırkçı hezeyanları, milliyetçi duyguları kaşımasını, savaşla örttüğü bütün gerçek ve hakikatleri açığa çıkaran teşhir eden, toplumun gözleri önüne seren bir siyasi güçtür. Bu yüzden hedef tahtasına yerleştirilmiştir. Derdest edilmek isteniyor. Siyasi operasyonlarla, gözaltılarla, sindirme ve yıldırma girişimleriyle içi boşaltılmak isteniyor.”
Orada işgal, burada kayyum
İktidarın Kürt sorunundaki çözümsüzlük politikasının HDP’ye daha fazla saldırı olarak döndüğünü vurgulayan Kubilay, “HDP’ye yönelik saldırıların merkezinde de Kürt sorununa yönelik politikalar vardır. Bu politikalar sadece Türkiye’de değil, Suriye’de görülmektedir. Orada bir işgal biçiminde sürüyor, burada da kayyum rejimleriyle, operasyonlarla, gözaltı ve tutuklamalarla devam etmektedir. Bu birbirini tamamlayan ilişkilerdir. Burada cephe gerisini derdest ettiğinde kendini güvenceye aldığında, Kuzey Suriye’de daha rahat hareket edeceğini düşünmekte” dedi.
Kayyum bir yönetme biçimidir
Kayyum politikasıyla halkın iradesinin gasp edildiğini, seçme ve seçilme hakkının ortadan kalktığını ifade eden Kubilay, ekledi: “Yargıçlar Saray rejimin emrinde çalışıyor. Direktifler gittikçe mahkemeler istenilen kararları veriyor. Kayyum rejimi siyasi bir karardır. O nedenle de biz bunu bir rejim olarak ifade ediyoruz. Kayyum artık bir yönetme biçimi haline gelmiştir.”
31 Mart gecesi başlatıldı
Belediyelerine dönük kayyum atamalarını değerlendiren HDP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Eşbaşkan Yardımcısı Salim Kaplan da kayyum politikalarının 31 Mart yerel seçim sonuçlarının kesinleşmesi ardından devreye konulduğunu ve Amed, Van ve Mardin valiliklerinin İçişleri Bakanlığı’na “Kayyum talebi” başlıklı resmi yazılarının bunun kanıtı olduğunu söyledi.
Kayyum atamalarını “Rejim inşası” olarak tanımlayan Kaplan, “Tüm zorlamalara, işkencelere ve zulümlere rağmen Kürt halkının sahip çıkma sahip çıkma iradelerini yok edemediler. Kürtler bilinçlendikçe, ulusal bilinçle kültürüne ve diline bir sahiplenme açığa çıktı. Kayyumlar aslında yüzyıllık asimilasyon politikalarında yeni bir yönetsel aygıttır” diye konuştu.
Kayyum atamalarının gerekçesinin olmadığını, belediye eşbaşkanlarının gözaltına alınarak, asılsız iddialarla tutuklanmalarının kayyum atamalarına gerekçe gösterildiğini söyleyen Kaplan, “Kayyuma hukuksal bir kılıf uydurma niyetiyle, belediyelerimiz işgal ediliyor” ifadelerini kullandı.
Kültürel soykırımın devamı
DBP’li belediyelere atanan kayyumların uygulamalarını hatırlatan Kaplan, “İlk icraatı, belediyelerdeki çok dilli tabelaları indirmek oldu. Özellik Kürtçenin tüm alanlarda yasaklanmasıyla karşılaştık. Kayyum sadece siyasi bir soykırım değil, aynı zamanda kültürel bir soykırımdır. Bir toplumu, bir halkı tamamen yok etmek istiyorsanız yapabileceğiniz en büyük kötülük kültürel soykırımdır. Bu rejim, Kürtlere yönelik kültürel soykırımın devamıdır” dedi.
Tüm örgütlerimiz abluka altında
Kayyumlara karşı başlattıkları Demokrasi Nöbetleri’nin, Kuzey-Doğu Suriye’ye yönelik saldırılarla birlikte engellendiğini anımsatan Kaplan, şunları ifade etti: “Demokrasi Nöbetleri’nin engellenmesiyle mücadelemiz bitmedi. Bitmediği için bütün il ve ilçe örgütlerimiz abluka altında. Her gün onlarca arkadaşımız gözaltına alınıyor. Kesintisiz bir şekilde demokratik mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz. Toplumun sesi ve vicdanı olmaya mutlaka devam edeceğiz.”
AMEDEşbaşkan’a ‘retweet’ soruşturması
Cizre Belediye Eşbaşkanı Mehmet Zırığ hakkında, kayyum protestolarını içeren videoyu retweetlemesi ve kayyumlara ilişkin kimi paylaşımları gerekçe gösterilerek 3 soruşturma açıldı.
Zırığ hakkında, ”örgüt propagandası yapmak”, ”toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet” ve ”hakaret” iddialarıyla 3 ayrı soruşturma açıldı. Eşbaşkan Zırığ, önceki günr İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Güvenlik Büro Amirliği’ne giderek, söz konusu soruşturmalara dair ifade verdi.
İfadelerde, HDP Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz tarafından belediyelere atanan kayyumlara ilişkin kentte yapılan protestoları içeren video paylaşımının retweetlenmesi ”örgüt propagandası yapmak” suçlamasına gerekçe yapıldı. Yine, Eşbaşkan Zırığ’ın twitter hesabı üzerinden yaptığı kayyum paylaşımları ”hakaret” suçlamasına gerekçe gösterildi.
HDP Cizre İlçe Örgütü binası önünde işgal saldırısına karşı yapılmak istenilen, ancak polisler tarafından engellenen açıklamaya katılmak ise ”toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet” iddiasına gerekçe oldu.
Delil ürettiler
Mardin’de 12 gün gözaltında kalan Kürt siyasetçilerin tehdide maruz kaldıklarını aktaran Av. Abdulvahap Akkoyun, HDP genelgelerinin parti yöneticilerine gönderilmesinin suçlama konusu yapıldığını belirterek, ”Kolluk ve savcılık tutuklama için delil yarattı” dedi.
Türkiye’nin Kuzey -Doğu Suriye’ye işgal saldırısı ardından sınır kenti Mardin’de 10-11 Ekim günleri yapılan ev baskınlarında aralarında Derik Belediye Eşbaşkanı Mehmet Şerif Kıran, çok sayıda HDP’li belediye meclis üyesinin de bulunduğu 23 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlardan 20’si, 12 gün sonra çıkarıldıkları mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. HDP il yöneticisi Abidin Unay (57) ve HDP Gençlik Meclisi üyeleri Hamza Ağırman ile Hatice Büşra Kuyun ise tutuklandı.
Emniyet ifadelerinde, gözaltına alınan kişilere belediyelere atanan kayyumlara karşı katıldıkları eylemler ve siyasi parti faaliyetleri suçlama konusu yapıldı. 3 kişinin tutuklanmasına, ”gizli tanık” ifadeleri gerekçe gösterildi. Tutuklananlardan Abidin Unay’a, HDP Genel Merkezi’nden gelen genelgeleri parti yöneticilerine göndermesi sorulması dikkat çekti. Söz konusu durum, ”örgüt üyesi olmak” iddiasına ”somut delil” olarak gösterildi.
Unay’ın avukatı Abdulvahap Akkoyun, müvekkilinin tutuklanması, emniyet, savcılık ve mahkeme sürecinde yaşananlara dair konuştu. Gözaltına alınanların 12 gün boyunca ”haksız” bir şekilde gözaltında tutulduğunu belirten Akkoyun, “Bu aşamada gerek müvekkilim gerekse de arkadaşları tehdit ve şantaj gibi kötü uygulamalara maruz kaldı” dedi. Müvekkili ile birlikte birkaç ismin gözaltı sürecinde Emniyet binasının dışına çıkarılarak, ajanlık dayatmasına maruz bırakıldığını aktaran Akkoyun, “Başka bir müvekkilimi de bir daha DBP-HDP’ye gitmemesi, toplantılara katılmaması yönünde tehdit etmişler” diye konuştu.
Tutuklanan müvekkili Unay’ın, Emniyet aşamasında sadece, “Oturma eylemleri için kimden talimat aldınız” sorusuyla karşı kaşıya kaldığını kaydeden Akkoyun, savcılık ve mahkeme aşamasında ise farklı sorular yöneltildiğini belirtti. ”Normal şartlarda emniyet aşamasında sorulan soruların ötesine geçilmemesi gerekir” diyen Akkoyun, gizli tanık ifadeleri üzerinden müvekkilinin “terör faaliyetleri” ve bazen de ”alan çalışması” gibi iddialarla karşı karşıya kaldığını ifade etti. Müvekkilinin HDP il yöneticisi olduğunu hatırlatan Akkoyun, HDP Genel Merkezi’nden gelen genelgeleri parti yöneticilerine atmasının savcılıkça suçlama konusu yapıldığına işaret ederek, ”Kolluk ve savcılık tutuklama için kendi kendilerine delil yarattı. Bu dosyayı hakim değil de kolluk yürüttü. Kolluğun mahkeme aşamasında bile müdahalede bulundu” dedi.
Kayyuma itiraz suç oldu
HDP Adana İl Eşbaşkanları Gülseren Tural ve Mehmet Mahsun Eriğ, HDP Seyhan İlçe Eşbaşkanı Suzan Kılıç, HDP eski Seyhan İlçe Eşbaşkanı Hazım Yalçın, HDP il yöneticisi Osman Güven ile Aziz Uslu ve Nejat Okay, Adana İl Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğü’ne çağrılarak, ifadeleri alındı. Adana Valiliği’nin 19 Ağustos’ta 15 gün boyunca Adana ili içerisinde kayyumla ilgili tüm eylem ve etkinliklerin yasaklanmasına binaen, yapılan açıklamanın yasaklı olmasına rağmen katılanların suç işlediği ileri sürülüyor. 7 kişi üzerlerine atılı suçlamaları reddederek, en temel hakları olan basın açıklaması hakkını kullandıklarını belirtti.