Kürdistan’da epeyi bir tecrübe kazanan Tomalar ve “Terörle Mücadele Timleri” devrededir İstanbul’da, Ankara, İzmir ve Türkiye’nin dörtbir yanında. Emre gerek yok onlar için. Durumdan vazife çıkarıp görevlerini hakkıyla yerine getirmek için otuz yıl pratikten geçirildiler Kürdistan’da. Başarı hanelerinde elli bin katledilmiş insan, yerlebir edilmiş koca bir coğrafya, işkenceden geçirilmiş birkaç milyon “bölücü”, yaşamı ve geleceği karartılmış yirmi milyon insan var bu savaş ve imha makinesinin.
Ecdadı’nın yolunda yürüyor, Yavuz Selim’in, Mustafa Kemal ve Kenan Evren’in. Yeni Führer’idir o Türkük ve İslam’ın. 2014 hedeflerine vardıktan sonra Humeyni ve Sudanlı El-Beşir’in külahını tersten giydirir. Yeni Kerbelalar, yeni Madımak, yeni Roboskî ve yeni Halepçeler sıradadır artık. Ve Türk’ün ve İslam’ın keskin kılıcını göstermek için fırsat kollayacaktır, aynen Gezi’de yaptığı gibi.
İkiyüzlüdür, riyakardır, sözüne güven olmaz. Gezi ve Taksim için görüştüğü insanlar daha yerlerine dönmeden saldırı emrini vermiş, Gezi’yi, İstanbul ve Türkiye’nin tümünü ateşe atmıştır, gücünü ve müktedirliğini ispat için.
Yüzde ellisiyle övünüyor o. Kimlerin yoktu ki yüzde ellileri, yüzde yetmiş ve doksanları? Hitler de seçimlerle geldi başa. Saddam da sandık koydu kitlelerin önüne. Evren de tescil ettirdi Anayasası’nı refarandumla.
“Gezi’ye kumanyaları gönderenleri biliyoruz” diye tehditler savuran Recep Tayyip’in “Asmayalım da besleyelim mi” diyen Evren‘den ne farkı var? Tahrir’de direnenlere bir lokma ekmek, bir tas su sunanlara dualar eden Recep‘in, Gezi’ye su gönderen, otel lobilerini açan, yaralılara gönüllü olarak ilk yardımda bulunan, tutuklananlara hukuksal destek sunanlara savaş ilan etmesi, kişiliğini de, duruşunu da, dünyana bakışını da ele veriyor, apaçık. Ve sıra şu meşhur Siirt şiirine gelecektir çok yakında; “Minareler süngü/ kubbeler miğfer/ camiler kışlamız/ müminler asker.”
Dünya hukuk literatüründe “insanlığa karşı suç” tanımı yoktu Göbbels zamanında. Tayyip her konuşmasında bu cürmü işliyor meydan okurcasına, haykırarak. Bunu gören, duyan ve dünyaya yayan uluslararası medyaya, Avrupa Parlamentosu’na veryansın ediyor, boğazını yırtarak. Sudan celladı El-Beşir’i savunurken sarfettiği “Müslümandan terörist olmaz” tezi ona aittir. Ve Halep’i yerlebir eden, Afrin, Kobani ve Serekaniyê’yi cehenneme çeviren cellatlar onun mektebinden mezundur, aynı tornadan şekillenmiş. O artık başına çuval geçirilen ve nerede patlayacağı belli olmayan bir serseri mayındır Ortadoğu sularında seyreden.
Gezi ve Taksim direnişleri yeni güçler çıkardı sahneye, birçoklarımızın dikkate almadığı, gülüp geçtiği, “hayatıma, eğilim ve tercihlerime, yaşam biçimime karışma” diyen, naif, temiz ve kırılgan.
Şimdi kırılgan ve bükülen bu demire su veriyor Erdoğan, çeliğe dönüşeceğini hesap etmeden. Ve kırk yıl sonra sarsılarak kendine geliyor Ankara, Kızılay ve Kuğulu Park’ta nihayetinde. Ses veriyor Facebook ve Twitter gençliği dört bir yandan.
Ve Gezi’nin gaziye dönüştürüldüğü anları izledim sabaha kadar. Kürdistan’dan sonra “Made in Turkey” işbaşındaydı tüm Türkiye’de bu kez. Kendi çocuklarına bu vahşi saldırıyı gerçekleştirenlerden devasa Kürt sorununu çözecekmiş gibi takkiye yapanların gerçek yüzü saçıldı ortalığa.
Kazlıçeşme ve Sincan’da biraraya gelenler ve onlarla aynı dalga boyu taşıyanlar sokaklara çıkacaktır artık. Üniformalı polislerin yanında görev icra eden Akıncılara alışmak zorundayız anlaşılan. Erdoğan yüzde ellinin diktatörlüğünü yapıyor, yüzdeyüzün imkanlarını kullanarak. Kazlıçeşme ve Sincan 28 Şubatı’dır “Yeni Türkiye”nin, sadece tanklarla balans ayarı yapılmayan.
Çıraktan ustaya dönüşen Erdoğan, hakkını veriyor ustalığının Roboskî’nin ardından. Ve çıldırıyor tencere-tava sesinden. Aynen ustası gibi, “gulu gulu dansı” diyor, gösterilen tepkiye.
Bunu başarabileceğinize hiç şans tanımıyordum, kırk yıllık yalnızlığımıza dayanarak. Beni, bizi mahçup ettiniz. Sizleri sevdim gençler, hayran kaldım yaratıcılığınıza. Sizleri sıska omuzlarınızdan öper, ellerinizi lince uğrayan, itilip-kakılan Kürt gençlerine uzatmanızı dilerim.
Ve ders olsun size, Kazlıçeşme’de başınıza geçirilen onbinlerce Türk bayrağı! Ve Çapul-TV her daim olsun!
msahin1@web.de
Kazlıçeşme ve Sincan 28 Şubatı’dır ‘Yeni Türkiye’nin