
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, “Kürt sorunu yoktur, vardır diyen bölücüdür” diyen, Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çözüm sürecini kabul etmediğini açıkça ilan ettiğini belirtti.
KCK, HDP İmralı heyeti ile AKP hükümeti yetkililerinin 28 Şubat tarihinde Dolmabahçe’de 10 maddelik deklarasyonu açıklamasının Kürt’üyle, Türk’üyle tüm toplumda Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümünde büyük bir umut yarattığını vurguladı ve ekledi: “Türkiye’de barışın yakınlaştığı bir hava ortaya çıkmıştır. İmralı’da Önder Apo ile yıllardır sürdürülen görüşmelerin müzakere aşamasına evrilmesi, Türkiye’de on yıllardır süren savaşın sona ereceği beklentisini yaratmıştır.”
Zihniyetini ifşa etti
Türkiye ve Kürdistan’da böyle bir umut ve beklenti ortaya çıkmışken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aksi yönde açıklamalarıyla çözüm masasına tekmeyi vurduğunu kaydeden KCK şunları ifade etti: “Türkiye ve Kürdistan’da böyle bir umut ve beklenti ortaya çıkmışken, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ‘Dolmabahçe açıklamasını kabul etmediğini, ortak mutabakat olarak ortaya konulan 10 müzakere başlığının demokrasiyle ilgisi olmadığını, müzakere için gerekli izleme heyetinin kurulamayacağını‘ söyleyip, Newroz’da devletin gözetiminde İmralı’dan dışarıya çıkarılan ve milyonların şahitliğinde okunan Önder Apo’nun manifestosuna da karşı olduğunu ortaya koyarak çözüm sürecini kabul etmediğini açıkça ilan etmiştir. Toplumu kandırmak ve siyasal çıkar için araçsallaştırmak istediği diyalog süreci ortak açıklamayla müzakere aşamasına evrilince, kurulan masaya tekmeyi vurmuştur.”
Otoriter rejime zemin hazırlıyor
AKP hükümetinin bu seçime demokratikleşme, çözüm ve barış iklimi içinde girmek istemediğini belirten KCK, devamında şunları kayddetti: “Önder Apo, Türkiye’nin gündemini demokratikleşme ve Kürt sorununu çözümü haline getirince, Tayyip Erdoğan derhal müdahale ederek bu havayı dağıtıp gerilim, provokasyon ve çatışma ortamı yaratmayı hedeflemiştir. Önder Apo’nun 28 Şubat açıklaması ve Newroz manifestosu AKP’nin otoriterleşme ve baskı düzenini kurma planlarını ve hesaplarını altüst etmiştir. Çünkü Tayyip Erdoğan ve AKP hükümeti iç ve dış tehditler olduğunu iddia ederek öngördüğü hegemonik ve otoriter rejim için oy istemeyi seçim propagandasının temel stratejisi yapmıştır. Zaten İç Güvenlik Paketi adlı baskı yasasını da iç ve dış tehditler olduğunu söyleyerek yasalaştırmıştır. Tayyip Erdoğan’ın her gün iç ve dış tehditleri gündeme getirmesi, otoriter bir rejime zemin hazırladığını kanıtlamaktadır; tıpkı tüm otoriter rejimlerin baskılarını ve faşist uygulamalarını iç ve dış tehditleri gerekçe göstererek meşrulaştırması gibi!”
Çatışmayı yaratan politikanın tekrarı
Tayyip Erdoğan’ın “Kürt sorunu yoktur, Kürt sorunundan söz etmek ayırımcılıktır, ihanettir; devlet kimseyi muhatap almaz ve masa yoktur” sözlerinin “Kürt sorununu yaratan, çatışmaları ortaya çıkaran politika, söylem ve uygulamaların tekrarı olduğunun altını çizen KCK, şöyle devam etti: “AKP’nin seçim beyannamesine çözüm sürecinin girmemesi; Yalçın Akdoğan’ın seçim beyannamesi ‘yemek tarifi değil’ diyerek Kürt sorununun çözümünü basitleştirmesi; Ahmet Davutoğlu’nun çözüm süreciyle ilgili bölümün matbaaya giderken düşürülmüş olduğunu söylemesi Erdoğan’ın açıklamalarıyla tam bir izaha kavuşmuş bulunmaktadır. Erdoğan’ın tutumu nedeniyle beyannameye Kürt sorunuyla ilgili bir şey konulmamış; ancak kamuoyu tepkisinin seçimde kendilerine zarar vereceğini düşünerek seçim beyannamesine çözüm süreci yaması yapılmıştır.
Çalışmaları inkar ve reddetmiştir
HDP İmralı Heyeti’nin açıkladığı gibi müzakereler sürecinde İmralı’ya gidip gelecekler için yeni yerler yapılmış; özel bir masa yerleştirilmiştir. Nitekim bu mekanda müzakereye geçiş tartışmaları yapılmış ve bunun sonucu Dolmabahçe Deklarasyonu yayınlanmıştır. Ancak Tayyip Erdoğan tüm bu çalışmaları inkar ve reddetmiştir. Hükümet, Tayyip Erdoğan’ın süreci bitiren bu yaklaşımına tutum koymadığı gibi, Tayyip Erdoğan gibi gerilimi arttıran, provokasyon ve çatışmalara yol açacak söylem ve tutum içine girmektedir.
AKP’nin politikaları teşhir edilmeli
Erdoğan ve hükümetinin şu anda meydanlarda söyledikleri ve saldırgan dilleri seçim sonrası izleyecekleri programı ortaya koymaktadır. AKP amacına ulaşırsa ya da HDP baraj altında bırakılırsa ‘Biz Kürt sorunu yok dedik, muhatap ve masa yoktur dedik, HDP’ye şiddet çetesidir dedik, halk bizi onayladı; HDP’ye rağbet etmedi’ diyecek ve Kürt sorununda çözümsüzlük ve çatışma anlamına gelecek böyle bir politika yürütecektir. 7 Haziran seçimleri AKP’nin bu politikası ve söylemiyle HDP’nin Türkiye’yi demokratikleştirme ve Kürt sorunu başta olmak üzere Türkiye’nin tüm sorunlarını çözme politikası arasında geçecektir. Bu açıdan Tayyip Erdoğan ve AKP hükümetinin politikalarının teşhir edilmesi, tutum alınması ve bu tutumun seçimlere yansıtılması gerekmektedir.
Tüm Türkiye kamuoyu ve Kürt halkı kimin demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümünden yana olduğu, kimin çözümsüzlük üzerinden demagoji ve aldatmayla siyasi çıkar peşinde olduğunu görmelidir.
Amaç baraj altında bırakmak
AKP hükümeti bu seçimde HDP’yi baraj altında tutmak için her türlü iğrenç söylem ve kirli politika yürütmektedir. Kürdistan’da her yere asker ve polis yığarak, gençlere ve halka saldırarak provokasyon yapmaktadır. Önceki seçimlerde çatışmasızlığın sürmesine dikkat edilirken, şimdi asker ve polisiyle hem provokasyon yaratmakta hem de halk üzerinde baskı kurarak seçim sonuçlarını etkilemeye çalışmaktadır. Tüm kamuoyunun ve Kürt halkının bu gerçeği görerek seçim güvenliği konusunda da duyarlılığını artırması gerekmektedir.”
Amed ve Batman’a gidecek
Erdoğan’ın yıllardır olduğu gibi yine halkı aldatmak için Kürdistan’a gidip demagoji yapacağını belirten KCK, buna karşı halka şu çağrıyı yaptı: “Halkımız “Kürt sorunu yoktur, Kürt sorunu vardır diyenler bölücüdür ve ihanet içindedir” diyen, Önder Apo’nun başlattığı çözüm sürecine ve oluşan masaya tekme vuran Erdoğan’a tutum koymalı, Erdoğan’ı karşılamaya gitmeyerek protesto etmelidir.”
Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün Batman ve Amed’e giderek toplu açılış törenlerine katılacak.
ANF/BEHDİNAN