
KCK, Türk Hükümeti'nin Kürt halkını beklentiye sokmak istediğini belirterek, Öcalan’ın rolünü oynayabilmesi için “gözle görülür” adımlar atılması gerektiğini kaydetti. Kürt parlamenterlerin dokunulmazlığının kaldırılarak cezaevine atılmasının kesinlikle savaşın derinleştirilmesi anlamına geleceğine işaret eden KCK, bu gerçeğe rağmen Türk Başbakan'ın 'hem gerillayla kucaklaşanları içeri atacağım, hem de gerillayla uzlaşacağım' demesinin akıl karı olmadığını vurguladı.
KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, Türk Başbakan Recep T. Erdoğan ve ekibinin, Öcalan ve Oslo tartışmalarına ilişkin açıklamalarına yanıt verdi. Kürdistan halkına karşı topyekun savaş başlatan Türk devlet erkanının son günlerde İmralı, Öcalan ve Oslo konularıyla ilgili açıklamalarının bir ağız değişikliğini içerse de özü itibarıyla yeni bir şeyi ifade etmediği belirtilen Yürütme Konseyi Başkanlığı açıklamasında, önemli oranda doğruları ifade etmeyen, çarpıtma ve manipülasyon içeren bu açıklamaların, daha çok “yeni taktiksel bir hamle” olduğu vurgulandı. Açıklamada, "Öncelikle tecrit, baskı ve psikolojik işkenceyi esas alan İmralı sistemiyle ilgili doğruları içermeyen, gerçek dışı beyanatlarda bulunmuşlardır. Türk basını ise bunu çarpıtarak, gerçekleri tamamen tersyüz etme ve toplumu yanlış bilgilendirme tarzını daha da derinleştirmektedir. Kimi Türk basın mensuplarının ve bazı çevrelerin hareketimiz ile Türk devletinin bir diyalog ve görüşme içinde bulunduğu yönündeki iddiaları ve imaları doğru değildir. Mevcut durumda hareketimizin Türk devletiyle bir diyalog ve görüşme durumu söz konusu değildir. Bu türden üretilen haberler tamamen yalandır" denildi.
Öcalan neden çekildi?
KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı açıklamasında, Öcalan'ın 27 Temmuz 2011 tarihinde neden aradan çekildiği, bir kez daha şöyle özetlendi: "Geçtiğimiz yıl, Oslo ve İmralı görüşmelerinde ulaşılan önemli bir düzeyi ifade eden protokolleri kabul etmeyip, demokratik çözümü değil savaşı ve tasfiyeyi dayatan; Kürt Özgürlük Hareketi’ni tasfiye etmek için bölgesel ve uluslararası konseptler oluşturan AKP Hükümeti'nin oyunlarını gören Önder Apo, aradan çekildiğini ilan ederek oynanan bu oyunlara ve ikiyüzlülüğe karşı tutum almıştır."
Hükümet ne yaptı?
Bunun karşısında Erdoğan Hükümeti'nin de kendi hukukunu çiğneyerek tecrit koşulları ağırlaştırıp psikolojik baskı sistemini devreye koyduğunu, Öcalan'ın tüm avukatlarını tutuklayarak dışarıyla olan tüm bağlantılarını kestiğini hatırlatan KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, açıklamasını şöyle sürdürdü: "Bu hukuk ve ahlak dışı tutuma karşı Önder Apo tavır almış, boyun eğmeyeceğini, direneceğini beyan ederek, anlamından çıkarılmış ve denetim altına alınmış avukat ve aile görüşmelerini kabul etmeyeceğini açıklamıştır. Bundan sonra görüşmeleri yapabilmesi için bazı hususların yerine getirilmesini istemiştir. Bunlar daha çok hükümetin İmralı’da TC yasalarını uygulaması çerçevesinde, görüşmede görevli bulundurulmaması, tutuklanan avukatların serbest bırakılması ve mesleki çalışmalarından dolayı tutuklanmaması konularında güvence verilmesi gibi şartlardır. Fakat bunların hiçbirisi yerine getirilmemiştir."
Yalan söylüyorlar
Öcalan'ın AKP’nin insan onuruna dayattığı çirkin yöntemlere ve Kürt halkına dönük geliştirilen şiddete karşı bir direniş içinde olduğu anımsatılan açıklamada, bunun gölgelemek isteyen Başbakan ve Adalet Bakanı'nın yalan söyledikleri vurgulandı.
Açıklamada, Oslo belgelerinin de devlet içindeki iktidar kavgalarının sonucu herkesin bildiği kesimlerce sızdırıldığı tekrarlandı.
Alana hakimiyeti sürüyor
Başbakan Erdoğan'ın devam eden savaşla ilgili verdiği bilgi ve rakamların da gerçeği yansıtmadığı kaydedilen açıklamada, "Belli ki AKP Hükümeti bu konuya çok önem verdiği için bizzat Başbakan’ın ağzından bu yalana dayalı bilgiler verilmektedir. Şemdinli’de, -Başbakan’ın deyimiyle- 'gerilla inlerine çekilmiş' değildir. Şemdinli’de her şey yerli yerindedir; çok yoğun hava saldırıları eşliğinde asker ve gerilla çatışması vardır ama alandaki gerilla denetimi devam etmektedir. Sadece Şemdinli’de değil, ülkenin birçok yerinde 'alan hakimiyeti taktiği' sonuç alıcı bir biçimde gelişmektedir.
Kürt tarafı bütündür
Kürt Hareketi'nin parçalara bölündüğü yönündeki yalan yanlış bilgilerle yoğun bir psikolojik savaş ve manipülasyon faaliyeti yürütüldüğüne dikkat çeken KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, Başbakan’ın, “İmralı ve Oslo görüşmeleri olabilir ama BDP’lilerle görüşemem ve BDP’lilerle aynı çatı altında yürüyemeyiz” sözlerinin de çözümde ne kadar samimi olduğunu ortaya koyduğunun altını çizdi. Yürütme Konseyi Başkanlığı, açıklamasını şöyle sürdürdü: "Her şeyden önce herkes şunu bilmelidir: Kürt tarafı tektir ve yekvücuttur. Kürt halkı ve Kürt Özgürlük Hareketi, illegal ve legal kurumlarıyla tek bir eksende duruş sergilemekte ve diyalog için tek muhatap olarak Önder Apo’yu kabul etmiş bulunmaktadır. Her bileşeni ayrı bir kulvarda bulunsa da her koşul altında birlikçi bir duruşu sergileyebilecek kararlılık, tecrübe ve irade içinde bulunmaktadır. Kürt siyasetinin temsilcileri olan parlamenterlerin dokunulmazlığının kaldırılarak cezaevine atılması kesinlikle savaşın daha da boyutlandırılması, derinleştirilmesi anlamına gelecektir. Bu gerçeğe rağmen, 'hem gerillayla kucaklaşanları içeri atacağım, hem de gerillayla uzlaşacağım' demek akıl karı değildir.
AKP'nin amacı ne?
KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı'na göre görünen şu: "Çözüm için zihinsel bir oluşumdan bahsetmek mümkün değildir. Son çıkışlar, AKP’nin bilinen/klasik, kamuoyunu boş vaatlerle oyalama taktiğinin bir parçası. Kürt sorununu çözme değil, Kürt halkını beklentiye sokma, Özgürlük Hareketi’nin bileşenleri arasına farklılıklar koyma ve zayıflatarak Özgürlük Hareketi’ni çözme çabası ön plandadır."
Türk tarafı ne yapmalı?
Yürütme Konseyi Başkanlığı'na göre; eğer Türk devleti ve AKP Hükümeti, Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana devam edegelen ve Türkiye’nin en temel sorunu olan Kürt sorununu çözme kararına ulaşmışsa, o zaman çözüm projesini açıkça ortaya koymalı ve samimi-inandırıcı pratik adımlar atarak Kürt tarafından da karşılık verilmesini istemeli.
Öncelikle hangi adım?
Öncelikle, Öcalan'ın çözüm sürecinde rol oynaması için “Sağlık, Güvenlik ve Özgür Hareket Etme Koşulları”nı oluşturarak işe başlanmasını isteyen KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, şöyle devam etti: "Böyle inandırıcı ve gözle görülür adımlar atılmadan Başbakan’ın çelişkili, eklektik, bütünlüklü olmayan açıklamalarına dayanarak yeni bir sürecin gelişeceğini sanmak vahim bir hata olacaktır. Hareketimiz samimi, içinde aldatma olmayan, demokratik-barışçıl-adil bir çözümden yanadır; ancak bu çerçevede yaklaşacak, gelişmeleri izleyecek, özellikle hükümetin pratik adımlarına bakacak ve ona göre gereken yerde, gerekli tutumu alacaktır."
Halk duyarlı olmalı
Halkın da AKP Hükümeti'nin oyalama taktiklerine aşına olduğu belirtilen KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı açıklaması şu çağrıyla noktalandı: "Bu açıdan tüm halkımız duyarlı olmalı, mücadeleye daha fazla yüklenerek, hareketimizin başlattığı özgürlük hamlesinin başarısı için gereken fedakarlık ve katılımı gerçekleştirmeli, özgürlük mücadelesinin başarısını kesinleştiren tarzı esas almalıdır. Bu temelde tüm halkımızı özgürlük mücadelesine daha fazla katılmaya ve toplumsal mücadelesini yükseltmeye çağırıyoruz."
ANF/BEHDİNAN