
KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, Kobanê’deki çatışmalar ve sınırın her iki tarafındaki direnişle ilgili yazılı açıklamada bulundu. Kobanê halkı, YPG ve YPJ güçlerinin 9 gündür DAİŞ faşizmine karşı kahramanca direndiğini ve bu direnişin destansı biçimde devam ettiğini vurgulayan KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, YPG ve YPJ güçlerinin savunma pozisyonundan çıkıp saldırıya geçtiğini duyurdu. Ne çete örgütü, ne Türk devleti ne de arkasındaki güçlerin emellerine ulaşacağını kaydeden Eşbaşkanlık, Kürt gençlerini Kobanê halkıyla omuz omuza direnmeye çağırdı. Eşbaşkanlık, Kobanê direnişine destek vermek isteyenlerin teknik, silah ve lojistik yardımında bulunarak sorumluluklarının gereğini yerine getirebileceğini vurguladı.
Çekilme doğru tuzağa dikkat
Kobanê yönetiminin yaşlı, kadın, çocuk ve hastaları geçici olarak savaş alanı olan köylerden çekmesinin doğru olduğunu teslim eden KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, fakat Türk devletinin Kürdistan’ı boşaltma tuzağına hiç kimse düşmemesi gerektiğini bildirdi. Eşbaşkanlık, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Bakurê Kürdistan’da akrabalarının yanına geçen Kobanê halkımız en kısa zamanda tekrar Rojava’ya, Kobanê’ye dönmelidir. Savaşa göre yaşamını örgütlemiş halk gerçekliği temelinde YPG ve YPJ güçleriyle birlikte direnerek topraklarını savunmalıdır. Türk sömürgeciliğinin Rojava’yı boşaltma politikası, katliam kadar tehlikelidir; halkımız bunu görmeli, bulundukları yerlerde savaşan halk gerçekliğine dayanarak direnişi esas almalıdır.”
Savaşan halk örgütlenmesi
Türk devletinin tampon bölge oluşturma planlarının, DAİŞ saldırılarının desteklenmesi ve tamamlanmasını amaçladığına dikkat çeken KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, şöyle devam etti: “Rojava Devrimi’ne karşı düşmanlığı ve saldırganlığı ifade eden ‘tampon bölge’ oluşturma planına karşı, Bakurê Kürdistan ve Rojava halkı tüm gücüyle karşı koymalı, direnmeli ve bu kirli oyunları boşa çıkarmalıdır. Savaşan halk gerçekliğine dayalı direniş sadece Rojava’da ve Kobanê’de değil, Bakurê Kürdistan’ın her yerinde yükseltilmelidir. Halkımızın varlığını ve özgürlüğünü koruması, ancak savaşa göre örgütlenmiş halk gerçekliği temelinde mümkün olacaktır.”
ANF/BEHDİNAN