KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, 9 Ekim Uluslararası Komplosu’nun yıldönümü nedeniyle yazılı bir açıklama yaptı.
Komplo sürecinin anlatıldığı açıklamada, Kürt halkının direnişinin, en büyük ve yenilmez gücün büyük maddi imkanlar, ordu, tank ve top değil, doğru yol ve haklılık olduğunu bir kez daha ortaya koyduğu vurgulandı. Komplo ve şiddete dayalı tasfiye çabaları sonuçsuz bırakılmasına rağmen, AKP'nin sürdürmedeki gayretine dikkat çekildi. Çözümden kaçan AKP iktidarının, tüm insani, ahlaki ve hukuk ilkelerini ayaklar altına alarak Kürdistan halkına karşı savaşın startını verdiği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi: "Kürt halkının sabrını zorlayan İmralı’daki uygulamayla birlikte, Kürt siyasetine karşı geliştirdiği siyasal soykırım politikasıyla tüm tahammül sınırlarını aşan bir düzeye getirerek topyekun taarruz sürecini başlatmıştır. Sömürgeci ilkelere dayanan Kürtsüz bir anayasayı kabul ettirmeyi hedeflemektedir."
Kürt halkının iradesine ve özgür geleceğine sahip çıkma göreviyle karşı karşıya bulunduğunun altı çizilen açıklamada, "Bunun için büyük bir birlik ve mücadele ruhuyla her alanda direnişi örgütlemek, halk olarak toplumsal direnişi sokaklara dökmek, AKP’nin bu zulüm ve vahşetine boyun eğmeyeceğimizi herkese göstermek vazgeçilmez bir görev haline gelmiştir" denildi. 

Gelinen aşamada artık sadece 9 Ekim Uluslararası Komplosu’nu protestonun yetmediği ifade edilen açıklamada, şunlar vurgulandı: "Bu komplonun yarattığı bütün sonuçları ortadan kaldıracak mücadelenin başarısı için yürümek gerekmektedir. Bu açıdan Kürt sorununun çözümü, Türkiye’nin demokratikleştirilmesi, Önder Apo’nun özgürleştirilmesi, artık somut hedefler haline gelmiş bulunmaktadır. Bunun için artık eskisi gibi protesto ve yürüyüşler değil, somut sonuç alacak toplumsal eylemliliklere yürümenin günü gelmiştir. Bu açıdan  Gemlik Yürüyüşü önemli mesaj verebilecek bir demokratik-toplumsal eylemdir. Tüm halkımızı ve dostlarımızı bu yürüyüşe katılarak Uluslararası Komplo’ya cevap vermeye, İmralı’daki işkence uygulamasına karşı sesini yükseltmeye çağırıyoruz. Bütün yurtsever halkımızı AKP’nin topyekun taarruzuna karşı her yerde ve her zeminde topyekun direnişle cevap vermeye, Komplo’nun 13. yılını bir özgürlükler yılı haline getirmenin büyük ve tarihi yürüyüşüne katılmaya, serhildan hareketini niteliksel bir sıçrama ile yükseltmeye çağırıyoruz."




CDK: Yürüyüşlere katılalım

Avrupa Kürt Demokratik Koordinasyonu (CDK), Gemlik ve Paris'teki yürüyüşe katılım çağrısı yaptı.
CDK tarafından yapılan yazılı açıklamada, Uluslararası Komplo'nun hedefi ve ona karşı verilen mücadelenin 12. yılında vardığı düzey anlatılarak, mevcut duruma dikkat çekildi: "İçinde bulunduğumuz 2011 yılında AKP hükümeti ve Türk devleti komployu yeniden inşa etmek için yoğun bir faaliyet yürütmektedir. Önderliğimiz iki ayı aşkın bir süredir izole edilmiş; sağlığı ve can güvenliği ciddi bir tehdit altındadır. Gerillaya yönelik imha operasyonları aralıksız bir biçimde devam ederken, siyasal alanda büyük bir siyasi soykırım faaliyeti yürütülmekte; binlerce Kürt gözaltına alınarak tutuklanmakta, kadınlar ve çocuklar katledilmekte, Kürdistan’da büyük bir devlet terörü estirilmektedir. Öyleki 12 Eylül Faşizmini aşan bir baskı ve işkence uygulaması yürütülmektedir. Kürdistan bir cezaevine dönüştürülmek istenmektedir. Dolayısıyla başarısız kılınan komplonun birinci ayağından sonra bu kez ikinci ayağı devreye sokulmuştur."
Açıklama, Gemlik ve Paris'te bugün yapılacak olan eylemlere güçlü katılım çağrısıyla son buldu.



Tutsaklar: Sessiz kalmayın

Türk cezaevlerindeki tutsaklar, halka ve Türkiye demokrasi güçlerine baskılara karşı durma ve seslerini yükseltme çağrısında bulundu.
PKK ve PAJK'lı tutsaklar adına yazılı açıklama yapan Deniz Kaya, aylardır Öcalan'dan haber alınamadığını anımsatarak, "Önderliğimizin yaşayıp yaşamadığını bilmiyoruz. Önder Apo şahsında halk olarak yeni bir katliam sürecine alınmak isteniyoruz" dedi. Kaya, açıklamasında halka ve tutuklu ailelerine şöyle seslendi: "Türk devleti, en ufak söz söyleyeni tutuklamakta, işkencelerden geçirmektedir. Bunun için, uluslararası güçleri ve işbirlikçi ihanet çevrelerini yanına almış ve basın-yargı ve faşist çetelerini halkımızın özgürlük taleplerinin karşısına dikmiş bulunmaktadır. Buna karşı onur ve özgürlük mücadelesini büyütmek, dünya halkları içerisindeki onurlu yerimizi almak için, bu faşist terör uygulamaları karşısında susmamak, elimizdeki her imkânla, bulunduğumuz her yerde direnişi sergilemek boynumuzun borcudur. Bu temelde, ailelerimiz başta olmak üzere, tüm halkımızı serhıldan hareketine katılmaya, sömürgeciliğin topyekun imha seferi karşısında, topyekun direnişe çağırıyoruz. Tutuklama ve gözaltına almalarda hiçbir biçimde ifade verilmemeli, sömürgeci tahakküm tanınmamalı, uygulamaları ret edilmeli ve sistemimiz savunulmalıdır. Halkımız, çalışanlarımızı ve kadrolarımızı korumalı. Ailelerimiz ve tüm halkımızı, 9 Ekim komplosunun 13. yıldönümünde, bulunduğu her yerde protesto eylemleri yapmaya, düzenlenen Gemlik yürüyüşüne katılmaya ve AKP eliyle gerçekleştirilmek istenen yeni komplolara karşı tavır almaya çağırıyoruz."
Türkiye demokrasi güçlerine de çağrı yapan Kaya, "Bu insan çığlıklarını duymazlıktan gelmeyin, bu katliama, bu sürek avına, bu terör dalgasına sessiz kalmak ile uygulayıcısı olmak arasında hiçbir farkın olmadığı çok iyi bilinmelidir. Aksi davranmak, buna sessiz kalmak ve/veya gözyummanın kendi vicdanını katlettiği herkesçe bilinmelidir" dedi.
Sürek avı ve tutuklama-gözaltı furyasının tutsakları ve halkı teslim alamayacağı belirten Kaya, şunları söyledi: "Dün olduğu gibi bu günde bu faşist dalgaya karşı direneceğimizi dost ve düşman tüm kesimlerin bilmesini istiyoruz. Türk devletini ve ilgililerini uyarıyoruz: Önder Apo üzerindeki bu tecride son verin. Önder Apo'nun özgürlüğü ve sağlığı halklarımızın bir arada yaşama; savaş ve barış gerekçemizdir. Önderliğimize karşı gerçekleşecek en ufak bir yönelim, hiç kimsenin altından kalkamayacağı sonuçlar doğuracaktır. Saçının bir tek teline zarar gelmesi halinde, bu topraklar cehenneme dönüşecektir. Türk devleti ve uluslararası güçler bunun hesabını iyi yapmalı. Bunun için bir an önce önderliğimizin özgürlüğü sağlanmalı ve tasfiye girişimlerine son verilmelidir."