
KCK, müzakerelere dönülmesi için yapılan çağrılar ve çözüm için acilen atılması gereken adımlara ilişkin tarihi bir deklarasyon yayınladı. “Kürt sorununda çözüm için adım atması ve sorunu çözüme kavuşturması gereken Türk devletidir” diyen KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı ekledi: “Türk devleti ve AKP Hükümetinin bir çözüm politikası geliştirmesi halinde, Kürt sorunu bir ay gibi kısa bir sürede çözülür ve Türkiye’ye barış gelir.”
Son bir yılda Kürdistan ve Türkiye’de yaşanan savaştan ve 15 Temmuz 2016’da gerçekleşen başarısız askeri darbe girişiminden AKP Hükümeti’nin sorumlu olduğuna vurgu yapan KCK, “AKP iktidarı 28 Şubat 2015 Dolmabahçe Mutabakatını kabul etmeyerek, Önder APO üzerinde 5 Nisan 2015’ten bu yana ağırlaştırılmış tecrit uygulayarak, 7 Haziran 2015 seçim sonuçlarını yok sayarak Kürt sorununda savaş politikasına yönelmiş; böylelikle darbe mekaniğini harekete geçirmiştir” dedi.
AKP darbe zeminini hazırladı
AKP iktidarının çözüm süreci boyunca Kürt sorununun çözümüne ilişkin hiçbir adım atmaya yanaşmadığına işaret eden KCK, “2014 yazında ‘Çöktürme Planı’nı hazırlaması ve Kobanê Direnişini sahiplenme eylemleri sonrasında (30 Ekim 2014) yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısında Özgürlük Hareketi’ni savaşla ezme kararını alması, Tayyip Erdoğan şahsında AKP iktidarını darbe mekaniğini harekete geçirecek zemini sağlayan hükümet haline getirmiştir” dedi.
Darbe 14 Aralık’ta başladı
AKP iktidarının öz yönetim ilan eden Kürt halkını ezmek üzere 14 Aralık’ta orduyu tank, top ve öteki ağır silahlarla Kürt şehirlerinin üzerine sürmesiyle birlikte, darbe mekaniğinin de harekete geçtiğini kaydeden KCK, “15 Temmuz darbesi 14 Aralık 2015’te başlamıştır. Tayyip Erdoğan ve Ahmet Davutoğlu’nun psikolojik üstünlüğü elde etmek amaçlı ‘Kahraman ordumuz teröristleri yenilgiye uğratmıştır’ sözleriyle birlikte harekete geçen darbe mekaniği, son hamlesini yaparak iktidarı ele geçirme kararı vermiştir” diye belirtti.
Türkiye için bir şanstı
“Aslında 15 Temmuz darbe girişiminin başarısız kalması Türkiye halkları için büyük bir şanstı“ diyen KCK, AKP iktidarının bu şansı doğru kullanmadığını, aksine 7 Haziran seçimleri sonrası kurduğu faşist ittifakı ve Kürt karşıtlığını daha da genişleterek, hegemonik iktidarını kurma politikası doğrultusunda hareket ettiğini vurguladı.
KCK tutum belirleyecekti ama…
Darbe girişimi ardından 19-25 Temmuz tarihinde yapılan PKK Merkez Komitesi Toplantısından bir ateşkes açıklaması olmasa da Kürt sorununun çözümü ve demokratikleşme doğrultusunda adım atıldığında, bunun karşılıksız bırakılmayacağı biçiminde mesaj verilmesi yönünde bir eğilimin olduğu kaydedilen açıklamada, AKP’nin sergilediği tutumun bunu engellediği belirtildi. KCK, “Sovenist söylemlerin artması, Olağanüstü Hal ilanı, İmralı ile görüşme yaptırılmayacağının açıklanması, HDP’ye yaklaşım ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın her şeyi kendi hegemonik iktidarına hizmet edecek biçimde araçsallaştırması karşısında, sadece PKK’nin darbelere karşı tutumunu ve darbelerin kökünün nasıl kazınacağını ortaya koyan ve gerçek demokrasi güçlerini göreve çağıran bir açıklama yapılması yoluna gidilmiştir” dedi.
Müzakere çağrılarına yanıt
“Ancak son günlerde bazı devletler, uluslararası alanda sorunların barış içinde çözülmesi doğrultusunda çalışma yürüten kurumlar, Başurê Kurdîstan’daki bazı dost örgütler, Türkiye’de bazı güç odakları, demokrasi güçleri ve HDP’den müzakerelere dönülmesi ve sorunların müzakerelerle çözülmesi yönünde gelen istem ve yapılan açıklamalar, tutumumuzu yeniden kamuoyuna açıklama ihtiyacını ortaya çıkarmıştır” diyen KCK Yürütme Konseyi, çözümün yol haritasını açıkladı.
AKP ateşkesleri araçsallaştırdı
Kürt Özgürlük Hareketi’nin 20 Mart 1993’ten bu yana 10’dan fazla tek taraflı ateşkes ilan ettiğini hatırlatan KCK, “Tayyip Erdoğan ve AKP iktidarı yıllarca çatışmasızlığı kendi iktidarını sürdürmek ve güçlendirmek için bir araç haline getirmiş; Kürt sorununda yarattığı sahte çözüm umudunu iktidarını sürdürmenin aracı olarak kullanmıştır. Kendi parti çıkarları için Türkiye’nin en temel sorunu olan Kürt sorununa sorumsuz bir yaklaşım göstermiştir. Kürt halkı ve demokrasi güçlerini oyalamış, tüm Türkiye halklarını aldatmıştır” diye belirtti.
Oyalama çıkmaza sokuyor
“Kürt sorunuyla ilgili konuların artık araçsallaştırılmaktan ve bir partinin çıkar aracı haline getirilmekten çıkarılarak, tüm Türkiye’nin sorunu haline getirilmesi ve kesinlikle çözüm doğrultusunda adımların atılması gerekmektedir” diyen KCK şöyle devam etti: “Çözüme endekslenmeyen, oyalama ve aldatma durumundan çıkarılmayan hiçbir söz, adım ve uygulamanın hiçbir anlamı yoktur. Bu tür durumların tekrarı, sorunu daha fazla çıkmaza sokmaktan başka bir işe yaramayacaktır.”
Adım atılmazsa mücadele sürer
KCK Yürütme Konseyi, “Kürt sorununda çözüm için adım atması ve sorunu çözüme kavuşturması gereken Türk devletidir” diyerek şöyle devam etti:
İktidarlar Kürt sorununu çözmediği takdirde, Kürt halkı kendi örgütlü gücüyle kendi çözümünü kendisi yaratmaya çalışacak; özgür ve demokratik yaşamını sağlayana kadar, bedeli ne olursa olsun, mücadelesini sürdürecektir. Kürt sorununun çözümsüzlüğü ortamında hiç kimse Kürt halkından ve Özgürlük Hareketi’nden farklı bir tutum takınmasını beklememelidir. Ancak Türk devleti ne bizzat çözüm için adım atmakta ne de Kürt’ün kendi çözümünü sağlamasına tahammül göstermektedir. Kürt karşıtı ittifaklar temelinde halkın özgürlük özlemini ezme politikası bırakılıp Kürtlerle ittifaka dayalı bir politika benimsenmediği müddetçe Türk devletinin bu kısırdöngüden çıkması mümkün değildir.
Öcalan’ın sağlık ve güvenliği
Kürt Özgürlük Hareketi olarak, Kürt sorununun çözümsüzlüğü nedeniyle zorunlu olarak savaşa başvurduğumuz bilinmektedir. Tarih de kanıtlamıştır ki, Türkiye’de barış Kürt sorununun çözümü, ancak bu çözümün sağlanmasında önemli rol oynayacak Kürt Halk Önderi’nin özgürleşmesiyle gerçekleşebilecektir. İmralı’daki değerlendirmeleri nedeniyle darbecilerin Önder APO’ya oldukça öfkeli olduğu bilinmesine rağmen, halkımızın Önder APO’nun sağlığı ve güvenliği konusunda en doğal hakkı olan ailesi ve avukatlarıyla görüşme talebi dahi yerine getirilmemiştir. Bu acil talebin karşılanmaması, varlığı inkar edilen halkımıza karşı bir tutum olduğu gibi, Kürt sorununun demokratik siyasal yollardan çözümü konusunda hala bir zihniyet ve politikaya sahip olunmadığının da kanıtı olmaktadır. Demokratik siyasal çözümden yana olanların en başta Önder APO’ya başvurmaları gerekirken, Önder APO üzerindeki bu ağır tecrit esas olarak da demokratik siyasal çözüm üzerindeki tecrittir.
İstenirse 1 ayda çözülür
Türk devleti ve AKP Hükümetinin bir çözüm politikası geliştirmesi halinde, Kürt sorunu bir ay gibi kısa bir sürede çözülür ve Türkiye’ye barış gelir. Özgürlük Hareketi olarak, tercihimiz demokratik siyasal çözümden yanadır. Bu konuda her türlü fedakarlığı göstereceğimiz de açıktır. Ancak bunun için ateşkesler ve çatışmasızlıkları araçsallaştırılmayacağını ortaya koyan bir devlet ve hükümet tutumu gerekmektedir. Artık hiç kimse Kürt sorunu, ateşkes, çatışmasızlık ve görüşmeler araçsallaştırılmaktan çıkarılmadığı takdirde, Kürt Özgürlük Hareketi’nden ateşkes ve çatışmasızlık beklememelidir. Mevcut durumda AKP iktidarı Kürt sorununun çözümü konusunda gerekli iradeye sahip olduğunu ve çözüm için adım atacağını Türkiye halklarına taahhüt etmeden, Kürt sorununun çözümü ve demokratikleşme konusunda beklentilere girmek, halklarımızı aldatmaktan başka anlama gelmeyecektir.
Atılması gereken adımlar
* AKP iktidarının Kürt sorununun çözümü konusunda gerekli iradeye sahip olduğunu ortaya koyması ve çözüm için adım atacağını Türkiye halklarına taahhüt etmesi,
* HDP’nin de içinde olduğu bir Meclis Heyetinin Önderliğimizle görüşerek çözüm müzakerelerini hemen başlatma kararını alması
* Önder APO’nun bu süreçte kendi örgütü dahil, parlamento içi ve dışındaki tüm siyasi partiler, Aleviler başta olmak üzere demokratikleşme ve kendi sorunlarının çözümü konusunda görüşü olan topluluklar, sivil toplum örgütleri ve aydınlarla görüşmesine imkan yaratacağını ortaya koyması halinde,
* Özgürlük Hareketi olarak biz de atılacak adımlar ve karşılıklı taahhütler çerçevesinde üzerimize düşen sorumlulukları her bakımdan yerine getirmeye hazırız.
Çözümü kolaylaştıracağız
* Bunlar ne dayatma ne de koşul ileri sürmedir; şimdiye kadar Kürt sorununun çözümüyle ilgili konuları araçsallaştırma politikasının halklarımıza verdirdiği büyük kayıplar ve acılar karşısında, bir kez daha bu duruma düşmemek için bu tür sorunların çözümünde atılması gereken adımlardır.
* Eğer inkarcılıktan ve zamana yayılmış soykırım uygulamalarından vazgeçilerek, Kürt sorununu araçsallaştırma ve oylama konusu olmaktan çıkaracak bir yaklaşım açıkça ortaya konulursa, bizim de Özgürlük Hareketi olarak çözümü kolaylaştıracak adımlarla birlikte, Türkiye halklarıyla kardeşçe yaşanacak bir çözümün en büyük savunucusu ve pratikleştiricisi olacağımız açıktır.
* Böylece onlarca yıllık mücadelemizin amacı olan Türkiye halklarıyla kardeşlik içinde çözüm özlemi de gerçekleştirilmiş olacaktır.
ANF/BEHDİNAN
İmralı Heyeti :Tarihi bir fırsat
KCK’nin açıkladığı deklarasyonu ANF’ye değerlendiren İmralı Heyeti Üyesi ve HDP Grup Başkan Vekili İdris Baluken, “Bu fırsatın mutlaka doğru değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz” dedi.
Geçmiş yıllarda olduğu gibi bir kez daha tarihi fırsatın heba edilmemesi gerektiğinin altını çizen Baluken, “Özellikle demokrasi ve barış isteyen çevrelere bu çağrının sahiplenilmesi ve bu çağrının gereklerinin yerine getirilmesi ile ilgili demokratik duyarlılıkların gösterilmesi son derece önemli” diye konuştu.
Heyet açıklama yapacak
Bugün konuyla ilgili bir açıklama yapacaklarını da bildiren Baluken, şunları söyledi: “Devlet ve hükümet açısından da rasyonel ve kolektif bir akılla bir değerlendirme yapmak ve bu değerlendirmeye göre, Türkiye’nin ve bütün bölgenin demokratik geleceğini ilgilendiren bir tutum üzerinden bir yaklaşım ortaya koymak son derece önemli olacaktır. Darbe mekaniğini durdurmanın ve demokrasi iklimini tekrar yaratmanın koşulları bu çağrı üzerinden yakalanabilir. Bizler de İmralı Heyeti olarak bu çağrıyı son derece önemli, kıymetli ve tarihi bir çağrı olarak değerlendiriyoruz.”