Birkaç gündür darbeleri konuşuyor, ne kadar darbe karşıtı olduğumuzun ispatı içindeyiz. Bunlardan bazıları ise taşı tam gediğine koymayı becerdi. Bize de şapka çıkarmak düştü. “Yaşasın Mursi, yaşasın Müslüman Kardeşler” diyerek açık saf belirleyerek darbe karşıtlığını em-küm etmeden doğrudan ortaya koydu. Ve sonunda bizim mahalle için de yazıp çizdikleri doğru çıktı ve PKK teslimet (!) bayrağını göndere çekti…
Bahis konusu olan, İmralı sürecinde şu “merdiven teorisiyle” yıldızı parlayan, Erdoğan’a bedenini ve beynini siper eden, “Yaşasın Müslüman Kardeşler” diyerek anti-darbecilik yarışında ipi göğüsleyen Abdulkadir Selvi.
O Selvi ki AKP iktidarının 11 yıldır Darbe Anayasası ile sürdürüldüğünün ayırdına varamayacak kadar anti-darbeci… O Selvi ki dün Darbe Anayasası’nın tüm tahkim kurullarına cephe açan; MGK, RTÜK, YÖK, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay’a karşı can siperane bir duruş sergileyen, ama bu kurulların AKP yandaşlarınca ele geçirilmesinden sonra ise sesi soluğu çıkmayan katıksız ve saf kan demokrat…
Onun lügatında gavur ve gayri-müslümlükle karşıya alınan bir Yunanistan veya Bulgaristan’da darbe olsa, Şii Bağdat’ta Maliki askerler eliyle alaşağı edilse, solcu Venezuella, Bolivya veya Nikaragua’da seçimle işbaşına gelmiş yönetimleri askerler al-aşağı etse kılını kıpırtdatmayacak kadar darbe karşıtı!
Hatırlarsınız. Müslüman Kardeş Selvi, Ocak’tan Nisan ayına kadar merdiven teorisiyle PKK’nin tasviyesini ballandıra ballandıra anlatıyordu. “Bir” diyordu, “PKK ateşkes ilan edecek.” “İki” diyordu, “PKK geri çekilecek. Ve “üç” diyordu, “merdivenin son basamağında PKK tepetaklak aşağı yuvarlanacak ve teslim olacak!”
Ve haklı çıktı (!) Abdulkadir Selvi, Eyüp Can ve Yalçın Akdoğan. Derin ve kozmik odalardan aldıkları bilgilerin doğruluğu KONGRA GEL 9. Genel Kurulu’nda tescil edildi sonunda! PKK teslim oldu ve orduyu terhis etti! Ve kazanansa tabii ki en büyük demokrat Sultan Erdoğan oldu! Ve böylelikle de sıra, teslim ve terhis olanların TC’nin şefkatlı kollarına koşmaya geldi.
Ancak ne hikmetse büyük şef ortaya çıktı ve dedi ki “geri çekilme yüzde 15 cıvarında.” Bir diğeri kalkıp “bunlar çekilmiyor, tersine yeni savaşçı alıyorlar. Çekilenler belki 200-300, buna karşın gerillaya katılım 2000 cıvarında” deyiverdi. Ve bir başkası “çekiliyor dediklerimiz köylere, kentlere iniyor, sivillerle birlikte cenaze kaldırıyor, şenliklere katılıyorlar” buyuruverdi.
Bu sıralananların hangisi doğru, hangisi yanlış bilmiyoruz. Bizim bildiğimiz Kürt halkının özgürlük mücadelesinin devam ettiğidir. Sürecin gereği olarak çekilen gerillanın yerine, her an devreye girecek binlerce genç insanın hazır ve amade olduğu ve “kim, neden ve niçin ülkesinden çekilecek” sorusunun sıkça sorulduğudur.
Yine bizim bildiğimiz Kürdistan’ın güneyinin yanı sıra batısının da kendi egemenliğini elline alması ve dün o topraklarda tek bir gerilla savaşmıyorken, bugün her evden, her haneden en az bir gencin ülkesinin kurtuluşu, halkının özgürlüğü için silah kuşandığı, kimi YPG saflarında, kimi Asayiş’te görev üstlendiğidir.
İşte bu koşullarda toplandı KCK’nin de içinde yer aldığı KONGRA GEL Genel Kurulu. “Güvercin” Murat Karayılan’ın yerine “Şahin” Besê Hozat ve Cemil Bayık bayrağı devraldı. Karayılan’sa Kürt Silahlı Kuvvetleri’nin başına getirildi, hani şu yüzde 15’lik çekilmenin yaşandığı, binlercesinin silah başı yaptığı söylenen HPG’nin.
Yarın birileri çıkıp da Bahoz Erdal ve Nurettin Sofi’nin firar ettiğini söylerse, şaşmamak gerekir. Fazla geçmeden Kozmik odalarda, Genelkurmay koridorlarında, MİT karargahında, AKP’nin beş yıldızlı lobilerdeki iftar sofralarında ne tür senaryolar üretildiğini hep birlikte göreceğiz.
“İran yanlısı Bayık beylik silahını çekerek Karayılan’ı gafil avlayarak kongrede darbe yaptı” diyecekler de çıkacaktır, muhtemelen. Oysa olan 1999’da dağıldı, bitti denilen PKK’nin 2013 yılı ortalarında gücünün zirvesinde olağan bir kongre daha gerçekleştirmesidir.
En tepedeki Cemil Bayık ve Murat Karayılan da, Mustafa Karasu ve Bozan Tekin de, Besê Hozat ve Sozdar Avesta da, Duran Kalkan ve Rıza Altun da, Ali Haydar Kaytan ve adlarını burada sıralayamadığımız diğer aktörler de, her bedeli ödemeye hazır birer sıra neferidir ulusal kurtuluşta, dün olduğu gibi…
“Cevahiri karartmadan, umudu sarsmadan, azmi köreltmeden mücadeleye devam” kararı çıktı kongreden, genel kuruldan. Benim anladığım ve çıkarttığım sonuç bu. Yaşayıp görecek ve tanığı olacağız.
Bundan sonra darbeleri anlamak için bir ölçümüz var artık. Darbe lafını duyduğumuzda ilk önce Selvi’ye bakacağız. Örneğin o “Yaşasın Karayılan, Yaşasın KCK” diye slogan atarsa, bunu PKK’de darbe yapıldığına yoracak, değilse rahat bir nefes alacağız!

msahin1@web.de