
111 parlamenterli Federal Kürdistan Bölgesi parlamentosunda 38 koltuk alan KDP’nin de aslında hükümet kurmakta çok fazla zorlanacağı düşünülmüyor. Çünkü azınlıklara ayrılan kotadan seçilen adayların çoğu KDP’nin desteğiyle seçildikleri için bunların da bu dönemde KDP’yi desteklemeleri bekleniyor. Böyle olunca KDP’nin parlamentodaki koltuk sayısı 38 artı en az 10 olarak görülebilir. Bu durumda KDP’nin Yekgurtiye İslami Kurdistan’da dahil olmak üzere liste sıralamasında kendinden sonra gelen ilk üç partiden herhangi biriyle ikili bir koalisyon yapması durumda dahi hükümet kurabiliyor. Bunun dışında üçlü koalisyon ihtimali de düşünüldüğünde KDP’nin çok fazla alternatife sahip olduğu söylenebilir. Fakat buna rağmen KDP koalisyon ortaklığı için KYB’de ısrar ediyor. Hatta öyle ki, KDP politbüro genel sekreteri Fazıl Mirani’nin deyimiyle “bizim için Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB)’nin alternetifi, KYB’nin kendisi olabilir”, şeklinde bakıyor. KDP KYB’yle hükümet ortaklığı konusunda bu düzeyde ısrarlı. Ama neden?
Bunun nedeni irdelenince Güney Kürdistan’da KDP ve KYB arasında oluşturulan dengeler ile karşılaşılır. Çünkü KDP ile KYB arasında 1998 yılında başlayan ve 2003 sonrasında pekişen anlaşmaya Güney Kürdistan’da, hatta Irak’ta dahi bir denge oluşturdu. Bu dengeye göre Güney Kürdistan’da her ne kadar tek bir hükümet olduğu söylense de hala fiiliyatta Hewler ve Dohuk eyaletleri KDP’nin doğrudan denetiminde, Süleymaniye ve çevresiyse KYB’nin kontrolünde. Hatta her iki bölgede görev yapan peşmerge ve asayiş güçleri bile bu partilere bağlı. Ki bundan dolayıdır ki, KDP yerel hükümet adına Semelka sınır kapısını kapatıyor, ama bunun karşısında hükümet ortağı KYB bu kararı eleştirdiği ve hükümetin kararı olmadığını açıkladığı halde bir şey yapamıyor. Benzer bir durum Süleymaniye içinde geçerli. Yani Güney Kürdistan bu iki güç arasında parsellenmiş bir durumda.
Aynı parselleme siyaseti Irak siyasetinde de uygulanıyor. Nasıl?
Irak siyasetindeki rol dağılımı yapılırken Irak’ta çoğunluğu oluşturan Şialara hükümet kurma görevi verilirken, Kürtlere Cumhurbaşkanlığı ve hükümette birkaç bakanlık verilir. Bunun Federal Kürdistan’a yansımasıysa Irak Cumhurbaşkanlığı KYB’ye verilirken, bunun karşılığında Güney Kürdistan’da birinci parti konumundaki KDP ise Bölge başkanlığını ve başbakanlığını alıyor. Aynı şekilde bakanlıklar da dağıtılıyor. Bu dağılım bugüne kadar birinci parti KDP, ikinci partiyse KYB gerçeğine göre yapılıyordu, ama 21 Eylül seçimlerinde bu durumu değişti. KYB üçüncü parti oldu, Tevgera Goran ise ikinciliğe yükseldi. Tevgera Goran’ın, seçimden ikinci çıkma gerçeğini tek göz önünden bulundurarak bir hükümet oluşumuna gidilmeye çalışılması bölgedeki dengeleri ve statükoyu etkileyecektir. Çünkü böylesi bir durum statükonun parçalanması anlamına gelecektir ki, bu durum KDP’nin konumunda da değişikliğe yol açacaktır.
Bir de hem KDP’nin hem de KYB’nin oluşum ve işleyişleri normal partilerin işleyiş esaslarına göre yürümüyor. KYB’de daha yoğunluklu olsa da KDP’de de var olan temel gerçeklik parti içi dengeler ve karizmatik bir önderin etrafında toplanma gerçeği söz konusudur. KYB’de Celal Talabani örgütü ayakta tutan tartışmasız kişidir ki hastalığına, hatta öldüğü iddia edilmesine rağmen onun yerini ne Irak Cumhurbaşkanlığı ne de KYB liderliği için dolduracak bir kişi bulunamıyor. Çünkü Talabani’nin yerine her kim getirilirse getirilsin KYB’yi eskisi gibi ayakta tutabileceğine kuşkuyla bakılıyor. Benzer durum biraz daha örtülü de olsa KDP ve Mesud Barzani içinde geçerlidir. KYB’ye nazaran daha muhafazakar ve aşiret geleneğinin etkisi altında olsa da Barzani aşireti içinde de özellikle Neçirvan Barzani’ye karşı Mesud Barzani’nin oğullarının karşılıklı cephelerde yer aldıkları ve Mesud Barzani’nin şu an itibarıyla ortak payda ve dengeleyici unsur olduğu kabul edilen bir gerçek.
Ki, Celal Talabani yaklaşık bir yıldır işinin başında olmamasına rağmen hala ne Irak Cumhurbaşkanlığı için bir kişi önerilebilindi, ne de KYB liderliği netleştirilebilindi. Aynı şekilde KDP de Mesud Barzani’nin görev süresi dolmasına ve muhalefet bu konuda çok baskı yapmasına rağmen Bölge başkanlığı için bir kişi belirleyemiyor. Hatta demokrasi oyunlarıyla Mesud Barzani’nin görev süresi uzatılmaya çalışılıyor. Bu durumların tek nedeni Güney Kürdistan siyasetinde oluşturulan dengelerin tıpkı domino taşı gibi biri devrildiğinde diğerlerinin hepsini devirme riski taşımasından kaynaklanıyor. Bir taşın yeri değiştiği zaman otomatikman bütünü de etkileniyor. İşte bundan ötürü KDP, KYB isteksiz davranmasına rağmen yine de ısrarla KYB’yi dördüncü dönem koalisyon ortağı haline getirmek istiyor. Çünkü KYB’nin hükümet dışı kalması demek bölgedeki statükosunu parçalanması, parçalan statüko da KDP’nin de konumunun etkilemesi anlamına gelecektir.
Fakat KYB’nin iç dengeleri bu koalisyonda eskisi gibi yer almaya el verir mi, bu da farklı bir tartışma konusu.