Dünyanın farklı yerlerinde, birbirlerinden uzakta olan kadınların mücadelesi ortak. Amaçları, erkek şiddetine son vermek ve sistemin sağlayamadığı adaleti savunmak...

25 Kasım 1960’da Dominik Cumhuriyeti’nde Trujillo diktatörlüğünün Mirabel kardeşleri katletmesinin ardından 25 Kasım Kadına Yönelik  Şiddetle Mücadele ve Dayanışma Günü ilan edildi. Dünyanın dört bir yanından kadınlar özelde 25 Kasım’da ataerkil sisteme, kadın şiddetine karşı alanları dolduruyor. Tarihin her döneminde kadınlar var olma mücadelesi veriyor ve bulundukları her alanı direniş alanına çeviriyor.

   

HAZIRLAYAN: DUYGU EROL

 

Hiç şüphesiz kadınların en etkili ve yaygın direniş yöntemi öz savunma olmuştur. Hindistan’dan Amerika’ya, Kanada’dan Türkiye’ye, Rojava’ya kadınlar öz savunmalarını kuşanarak erkek şiddetine karşı direniyorlar.

Özellikle günümüz koşullarında gerek sistem içinde gerek toplumsal yaşamda bir birey olarak yaşamanın dayanağı kendini, kültürünü, dilini savunmadır. Savunma doğal yaşam içerisinde bulunan her canlı için gereklilik olmuşken kadınlar için hayati bir zaruriyettir. İnsanlığın varoluşundan günümüze tarihin her döneminde kadınlar şiddetin direk hedefi haline gelmiş ve bu şiddet karşısında ise çeşitli savunma yöntemleri geliştirmişlerdir.

Savaş dönemlerinde, ekonomik krizlerde, evde, iş yerinde kadınlara hak görülen, her koşulda sistematik saldırı olmuştur. Ortaçağ karanlığında kazanlarda yakılan cadılar, erkeklere kadınları dövme hakkını veren yasalar karşısında örgütlenen ve yargılanan kadınlar, Hindistan, Türkiye , Afrika’da gerici yasalara direnen kadınlar, Rojava’da barbar DAİŞ çetelerine karşı direnen kadınlar ayrı ayrı öz savunmalarını geliştirmiş ve direnişi kuşanmışlardır. Kadınlar kimi zamanlar öz savunma birlikleri kurarak, kimi zaman bireysel öz savunma haklarını kullanarak kimi zamanlar ise örgütlenerek direnmiştir. Her sistemde kendisine şiddet reva görülen kadınlar erkek aklın, devletin, sistemin vereceği adaletin olmadığının farkındalığı ile kendi direniş tarihlerini yazmışlar, yazıyorlar.

Jujutsu bilen Süfrajetler!

Şüphesiz kadın mücadelesi tarihinin bilinen en eski öz savunma birliği İngiltere’de sokaklarda ama özellikle parlamento önünde oy hakları için direnen Süfrajetlerdir. 1. Dünya Savaşı dönemlerinde kadınların seçme ve seçilme hakları için direnen kadınlar her defasında polis şiddetine maruz kalırken polisin fiziksel şiddetine karşı jujutsu eğitimi alarak öz savunmalarını geliştirdi. Sadece polislerin değil sokaktaki erkeklerin de şiddet ve tacizlerine maruz bırakılan kadınlar, birbirlerini korumak için sopalarla gezmek zorunda kalırken kimi zaman amazonlar kimi zaman ise fedailer olarak anıldılar. 1928’e kadar süren açlık grevi, sivil itaatsizlik, mitingler ve kundaklamalar ile çoğu zaman polislerin fiziksel saldırılarına karşı öz savunmaları ile direnerek haklarını kazandılar.

Süfrajetler’den sonra yasaların da erkekleri koruması ile beraber kadınlar jujutsu eğitimi almaya başladılar. Kendi güvenliklerini sağlamaya  çalışan kadınlar, bireysel savunmaların yanında örgütlü birlikler kurarak kadına yönelik işlenen suçlar karşısında örgütlü mücadelelerini yürüttüler. 2006 yılında Hindistan’da Sampat Pal Devi tarafından kurulan Gulaab Gang, bambu sopaları ile kadına yönelik şiddete ve kadınların yaşadıkları sorunlara karşı çözüm aradılar. 10 kadın ile kurulan Gulaab Gang, 270 bin üyesi ile kadına yönelik şiddete karşı mücadele etmekle beraber tüm baskılara, saldırılara karşı öz savunma haklarını kullanıyor. Yine aynı şekilde Gulaab Gang’dan ayrılan bir grup, 2011 yılında Red Brigade’i kurarak, özellikle cinsel şiddet ve çocuklara yönelik istismarlara karşı mücadele veriyor.

Hindistan’dan sonra özellikle Amerika, Kanada, İspanya ve Tunus’ta kadınlar erkek şiddetine karşı Silahlı Çılgın Kevaşeler Kolektifi, Müslüman Kız Kardeşler Öz Savunma, Silahlı Kız Kardeşler ve Savaşçı Kız Kardeşler gibi birlikler ile aktif mücadele yürütüyor.

Halkın ve kadınların talepleri yanında kadın savunma birlikleri

Türkiye’de ise artan kadın katliamlarına, taciz, tecavüz ve istismarlara karşı farklı tarihlerde, farklı şehirlerde öz savunma birlikleri kurarak mücadele yürütüyorlar. Dersim ve Dîlok’ta kızıl sopaları ile kadına şiddet uygulayan failleri cezalandıran Kızıl Sopalılar; “Tacizciler ve tecavüzcüler kızıl sopalarımızın şerrinden kurtulamayacaklar” derken; Özgecan’ın katledilmesinin ardından Rojava Devrimi’nden etkilenen bir grup genç kadın Amed’de Arîn Mîrkan Kadın Savunma Timi’ni kurdu. Yine Kürdistan’da ilan edilen öz yönetim ilanları ve sıkıyönetim uygulamalarının ardından Kadın Sivil Savunma Birlikleri (YPS Jin) ilan edilerek, halkın öz yönetim taleplerine öz yönetimin ayağından biri olan öz savunma ile destek verdi. YPS Jin, Nisêbîn, Cizîr, Sûr, Şirnex gibi yerlerde devletin şiddetine karşı mor barikatlar kurarak karşılık verdiler.

Bugün de Türkiye’de kadınlar katliamlara, şiddete, taciz ve tecavüze karşı bireysel öz savunma haklarını kullanarak başkaldırıyor. Yılda yüzlerce kadının katledildiği Türkiye’de katliam, şiddet, taciz ve tecavüz failleri yasalar ile cezasızlıkla ödüllendiriliyor ve kadınlar bu cezasızlık karşısında yaşam hakları, iradeleri ve bedenleri için öz savunma haklarını kullanıyor. Eşinin şiddetine karşı öz savunma hakkını kullanan Çilem Doğan ve kendisini sistematik tecavüze maruz bırakan erkeğe karşı öz savunma hakkını kullanan Nevin Yıldırım gibi…

Kürt kadınları öncülüğünde enternasyonel birlik

Şüphesiz kadın öz savunmasının enternasyonal olan tek birliği; Yekîneyên Parastina Jinê’dir (YPJ). 2012 yılında Suriye’de Kürt kadınlar öncülüğünde kurulan birlik, öz yönetim direnişleri ile başlayan direnişlerini DAİŞ çetelerine karşı sürdürürken son süreçte özellikle Türk devletinin fiili saldırıları ile beraber faşist Türk ordu birliklerine karşı da direniş göstermeye başladılar. Dünyanın her yerinden militanları olan YPJ’nin 7 bin üzerinde kadın savaşçısı olduğu biliniyor. YPJ ve kadınların direnişini YPJ komutalarından Narîn Efrîn şu sözlerle özetliyor: “Bir kadın komutan olarak birincil sorumluluğum kadınların kendi iradeleri olduğunu göstermelerini sağlamak. Tüm eğitimlerimizi başarıyla tamamlayan kadınlar ‘kadınlar savaşamaz’ söyleminin bir yalan olduğunu kanıtlıyor.”

Dünyanın farklı yerlerinde, birbirlerinden uzakta olan kadınların mücadelesi ortak. Amaçları, erkek şiddetline son vermek ve sistemin sağlayamadığı adaleti savunmak. Kadın öz savunma birliklerinin en önemli etkisi ise kadın mücadelesinin büyümesi, geleneksel kadın rollerine bir başkaldırı ve dünyanın her yerinde erkek egemen sistemin cins kıyımına karşı isyandır.

   

Kadın mücadelesi tarihinin bilinen en eski öz savunma birliği İngiltere’de sokaklarda ama özellikle parlamento önünde oy hakları için direnen Süfrajetlerdir.

   

10 kadın ile kurulan Gulaab Gang, 270 bin üyesi ile kadına yönelik şiddete karşı öz savunma haklarını kullanıyor.

   

2011 yılında kurulan Red Brigade, özellikle cinsel şiddet ve çocuklara yönelik istismarlara karşı mücadele veriyor. 

     

Türkiye’de artan kadın katliamlarına, taciz, tecavüz ve istismarlara karşı farklı tarihlerde, farklı şehirlerde öz savunma birlikleri kurarak mücadele yürütüyorlar.