Aylardır ağızlarından düşmanlık, kin, hakaret, tehdit, şantajdan başka bir şey çıkmıyor. Devletin örtülü ve örtüsüz tüm bütçeleriyle topyekün bir harekata dönüştürdüğü bir seçim süreciyle karşı karşıyayız. Halklar bahçesini her daim kendi kirli çıkarları ve gelecekleri için halklar mezarlığına çevirmekten geri durmayan devlet aklı, bugün temsiliyetini AKP’de buluyor. 

Önceki akşam saatlerinde Karlıova’dan gelen saldırı haberiyle, HDP'ce kurulmaya çalışılan eşit vatandaşlık ve kardeşlik hukukunun dibine dinamit konulmaya çalışıldığı çok açık. Bir Can’ımızı daha katlettiler. Her seçimin olduğu gibi, bu seçimin de sayısız isimsiz kahramanlarından Hamdullah Öge’nin vücudundaki işkence ve kurşun izleri, tam bir JİTEM-Gladio işi olduğunu gösteriyor. Kürdistan’daki yeni Gladio’nun izleri IŞİD’e uzanıyor. Adına Hizbulkontra densin, IŞİD densin, yöntem oldukça tanıdık. Karlıova'nın seçilmiş olması hiç de tesadüfi değil. Zaten Öge’nin ismi gelir gelmez hafızam hemen Selahattin Öge vakasını hatırlattı bana. İHD’de genel başkan yardımcısı olduğum dönemlerde Muş ve Bingöl’deki arkadaşlarımızın bir gece yarısı bizi arayarak 55 yaşlarındaki Selahattin Öge’nin JİTEM tarafından işkence edildikten sonra öldü sanılıp YİBO’nun bahçesine atıldığını haber vermelerinin ardından oraya giden heyetimiz, olayı tüm yönleriyle açığa çıkartıp kamuoyuyla paylaşmışlardı (www.ihd.org.tr adresinde olayla ilgili rapora ulaşılabilir). İşte önceki gün karanlık güçlerin hedef aldığı HDP emekçisi, bundan 11 yıl önce babasının JİTEM tarafından kaçırıldığı Hamdullah'tı…

Yani olay son derece açık. O zamanlar da sık sık gerilla giysili kontra elemanları halkı tehdit ediyordu. 

Bugün de yine cinayet işlediler.

Erzurum’da HDP mitingi öncesi yine provokasyon çıkarttılar; seçim süreci boyunca sayısız yerde saldırıya uğradı HDP’liler. 

Fotoğraf son derece net.

Bir tarafta yüzyıllık sermaye aklının (bugünkünün sadece rengi değişmiş; beyazdan yeşile dönmüşler) halkların geleceğini karartma çabası. Öte tarafta HDP’nin yeni yaşam çağrısı.

En çok acı çeken, bedel ödeyen, savaşın tüm sonuçlarını yaşayan Kürtler ise barışta en fazla ısrar edenler. 

Üstelik bu seçim sürecinde dahi Rojava’dan yüzlerce gencin naaşı geldi…

Kürtler yine de bir an olsun vakur duruşundan, asaletinden, metanet ve sabrından bir şey kaybetmedi. 

Biz Kürtler, halen öldürülerek yaşama çalışıyoruz! 

Her gün öldürüldüğümüz halde uzattığımız barış eli; yakın geleceğimizin teminatıdır. 

2013 Newrozundan bu yana ağır-aksak yürütülen "çözüm süreci", varlığını, masadaki Öcalan’a borçludur.

Aylardır HDP heyetinin kendisiyle görüşülmemesi de işin başka bir yönü. 

Ancak AKP’nin anlamadığı şu; Kürtler, bu topraklarda onurluca, eşit ve adil bir şekilde tüm halkların bir arada yaşaması için bu mücadelenin devamından yanalar. Mücadelede araçlar değişti; hepsi bu. Barışta, çözümde her zamankinden daha fazla ısrarcılar…

7 Haziran'a iki gün kala, yalana, manipülasyona, saldırıya, iftiraya devam ediyorlar. 

Urfa’dan tutalım Malatya’ya, Adıyaman’dan tutalım Manisa’ya kadar, her yerde HDP'yi hedef gösteren broşürler ortalıkta uçuşuyor. Sınırsız paralar sıfırlanamadığından, bastırmadıları fiş, poster, broşür kalmadı!

Ama korkunun ecele faydası yok!

Gün gelir sokaklarda katlettiğiniz gençlerin de, havan toplarıyla öldürdüğünüz çocukların da, ölümüne seyirci kaldığınız kadınların da, işçi cinayetlerinin de, Soma’nın da, Roboskî’nin de, Rojava’da bulaştığınız savaş suçlarının da hesabını vereceksiniz. 

İşte o tarihin başladığı günün adıdır 7 Haziran! 

Geçimler ola AKP! Geçmişler ola Erdoğan!