
HDP’yi tercih etmenizin nedeni neydi?
HDP’nin savunduğu görüş fikirlerimle örtüşüyor. Bana HDP’nin programını yaz deselerdi, aşağı yukarı şu an yazılan programla aynı olurdu. Her anlamda tamamen kendimi bulduğum bir partidir. Hayata bakışımı, hayattaki sorunları çözme önerilerimi kapsayan bir yaklaşıma sahip.
Kocaeli’de halk ile beraber yöneticilik fikri ve hedefi pratikte nasıl karşılık bulacak?
“Kendimizi de kentimizi de biz yöneteceğiz” sloganı bir anlamda halkın yönetime katılımını vurguluyor. Şu ana kadar kentleri sermaye adına birileri yönetiyor. Bal tutan da parmağını yalıyor. Yapılan hizmetlerde birkaç göstermelik şey dışında (sosyal belediyecilik gibi) halk için yapılmış birşey yok. Bu Kocaeli için tipiktir. Çünkü Kocaeli patronların kentidir, sanayi kentidir. Türkiye’deki sanayi üretiminin büyük kısmı Kocaeli’dedir. Ve orada belediyelerin şimdiye kadar yaptığı; sanayicilerin önünü açmak olmuştur. Biz ise mahallelerden başlamak üzere, meclisler kurulmasını öneriyoruz.
HDP’nin kurulmasıyla beraber bazı yerlerde meclisleşmelere gidildi, fakat bunu tüm Türkiye için öneriyoruz. Mahalle meclisleri, kadın ve gençlik meclisleri, bunların hepsi belediye yerel yönetiminde söz sahibi olabilecek. Örneğin; bir bölgeyle ilgili ne yapılması gerektiğine dair kararı meclis önerecek. Kendi sorunlarını kendileri tartışıp, çözümünü de kendisi üretecek. Dışarıdan giden birisi orada yaşayanlar kadar sorunlarını iyi bilemez, çözüm de üretemez.
Kocaeli nasıl bir kültürel yapıya sahip? Genel hatları ile kentte sosyal, toplumsal, kültürel veya ekonomik açıdan ne tür sorunlar yaşanıyor?
Kocaeli bir sanayi kentidir. Çok hızlı göç almış ve çarpık kentleşmeye uğramış. Büyük bir emekçi kentidir aynı zamanda. Çünkü göç edenler ekmek parası için gitmiş. Türkiye’de kişi başına düşen gelirin en yüksek olduğu kenttir aynı zamanda. Fakat o bölgedeki fabrikalardan kaynaklanıyor ve bu, sıradan bir vatandaş açısından geçerli değil. Çoğu taşeron ve sözleşmeli işçidir. Çok az bir kısmı yüksek maaş ile çalışıyor. Büyük bir üniversiteye sahip olduğu için 70 bin civarında öğrenci öğrenim görmekte.
Dediğim gibi emekçi bir kenttir. Erkekler fabrikalarda çalışıyor. Kadınlar da sanayi de çalışan işçilerin destekçisi konumunda. Yani onların arka planında çalışan ücretsiz işçiler konumunda. Diğer açıdan ise; Marmara Bölgesi kadına dönük şiddetin en çok yaşandığı kenttir. Kadın erkek eşitsizliğinin yoğun olduğu kent. Dolayısıyla Kocaeli’de de kadınlar daha alt bir statüde bulunuyor. Bu da kadınların ev içinde hiçbir şekilde bedeli ödenmeyen, her zaman yok sayılan emeklerini ifade ediyor. Evde çalışanların bakımını üstleniyor. Öğrencilerin, işçilerin, yaşlı-hasta, özürlülerin bakımını üstlenen bir konumda. Bu, devletin aile ve sosyal politikaları ile bağlantılı bir durum.
Kadına dönük bu eşitsiz statüyü ve şiddeti gidermek açısından öngördüğünüz çözüm formülü nedir?
Öncelikle HDP olarak bizim ilk adımımız; kadınların siyasete katılımını sağlamak. Toplumun yüzde 50’sini oluşturan kadın, mevcut durumda siyasetin dışında kalıyor. Başlangıç noktası olarak da bu yüzde 50’lik oranın siyasette aktif rol oynaması gerektiğini düşünüyoruz ve yüzde 50’lik kotayı bu anlamda hedefledik. Yine bunu garanti altına alabilmek için de çeşitli mekanizmalar var. Bunlardan biri; eşbaşkanlık sistemidir. Diğeri fermuar sistemi ile meclislerin oluşturulmasıdır, bir kadın bir erkek şeklinde. Bizim parti tüzüğümüze göre listelerde en az yüzde 50’lik kadın oranı olmak zorunda. Bunun sancıları da var maalesef. Çünkü toplum da buna henüz tam hazır değil, kadınlar da kendilerini geri çekiyor. Onun dışında HDP olarak kadın meclisi çalışmaları var. Kadın meclisinin yerel yönetimlerde kadın istihdamına pozitif ayrımcılık sağlama çalışmaları var. Şiddete uğrayan kadınların korunması ve onlara yeni yaşam alanları, iş alanları oluşturma hedefi var. Dışarda veya evde çalışan kadınların hayatlarını kolaylaştırmaya dönük projeler var. Örneğin kreş, ortak mutfak, ortak çamaşırhaneler gibi... Yine HDP olarak yerel yönetimlerde kendi erkek çalışanları arasında da herhangi bir şekilde kadına yönelik ayrımcılık yapmış, fiziksel, duygusal, ekonomik şiddet uygulamış üyelere dönük yaptırım süreci başlatılacak.
HDP kadın politikaları konusunda sistem partilerinden farklı olarak somutta ne tür hedef ve projeler öngörüyor?
Biz kadınları hayatın öznesi olarak görüyoruz ve bu şekilde konumlandırıyoruz. Diğer partilerin kotası var, fakat hiçbiri yüzde elli değil. Varolan cüzzi kotalar da doldurulmuyor zaten. “Bulamadık kimseyi” denilip yeniden erkek konuluyor. Zaten Türkiye genelinde de kadın belediye başkanları veya il yöneticileri arasında sadece yüzde 1’e tekabül ediyor. Oran bunun altında da olabilir. Parlamentodaki kadın oranının yüzdeliği herkesin malumu ve onların da çoğu BDP vekilleri. Bu anlamda genel partiler sadece seçim sürecinde kadınları hatırlıyor; işin mutfağında çalıştırıyor. Fakat kesinlikle bir yönetici veya aktif siyasetçi olmalarına tahammül edilmiyor.
Partimizin diğer bir farkı da; ‘kadının emeğini’ görünür kılma ve hakkını vermesidir. Çünkü kadının emeği hep yok sayılıyor. Emeğinin karşılığındaki ücret de düşük oluyor zaten. Biz kadın emeğinin hakkını teslim ediyor ve buna dönük politikalar yürütmeye çalışıyoruz.
Yine HDP’nin kadınlar için önerdiği cinsiyet eşitlikçi bütçe var programımızda. Yöneticiler erkek olunca, yapılan işler de erkek dünyasına hizmet ediyor doğal olarak. Diyelim ki bir park yapılıyor, ama eğer o parkı kadınlar kullanamıyorsa, o bütçe aslında kadınlar için harcanmamış oluyor. Daha doğrudan bir örnek; kadınlar kreş açacaktı ama erkekler tercihini buna dönük yapmadı, o bütçe kadını kapsayan ihtiyaç temelinde harcanmamış oluyor. Bu açıdan cinsiyet eşitliğini gözeten bütçe kararımız var.
Bir de Kadın Erkek Eşitliği Komisyonları kararımız var. Bu komisyonlar ile belediyenin yaptığı bütün hizmetlerin gözden geçirilmesi sağlanacak. 'Acaba kadın erkek eşitliğini zedeleyen bir durum var mı' diye kontrol mekanizması işlevini görecek.
Eril zihniyetin, eril siyasetin; bir bütünen toplumsal cinsiyetçiliğin aşılması açısından kadınlara ne roller düşüyor sizce?
Son yıllarda Türkiye’de kadın örgütlenmeleri arttı. Bunun önemli nedenlerinden biri de; Türkiye’de kadın cinayetlerinin artmış olmasıdır. AKP’nin yaratmış olduğu gerici muhafazakar ortamla beraber toplumdaki kadın erkek eşitsizliği derinleşmiş oldu. Bu kendisiyle beraber şiddette artışı getirdi. Herşey karşıtını oluşturur. Artan bu şiddet ve cinayetler karşısında kadın örgütlenmeleri de arttı. Şu an Türkiye’de farklı feminist, sosyalist gruplar var. Yine müslüman feministler, radikal feministler var. Bu anlamda varolan eşitsizlik karşıtını oluşturmuş oldu. Artan kadın örgütlenmesinin nasıl bir fonksiyonu olabilir? Bir kere kadın erkek eşitsizliğini normalleştirmeden görünür kılmak lazım. Kadınlar akşam saatlerinde sokağa çıkamıyor, tacize uğruyor. Polise suç duyurusunda bulunduklarında da; “O saatte sokakta ne işiniz var” cevabı alıyorlar. Tacizde bulunan erkek. Polis de eril zihniyete sahip olduğundan, bu davranışı onaylayan pozisyonda.
Biz bu tip olayları normalleştiremeyiz. Tüm bu örnekler toplumsal cinsiyet konusudur. Bir kadının uğradığı şiddet asla normal görülemez. Bunları görünür kılmak için kadınların örgütlenmesi gerekiyor. Kendimiz de kadın meclislerini çok önemsiyoruz. HPD olarak her açıdan ‘kadınlar için güvenli kentler yaratacağız’ diyoruz. Kadınlar sokaklarda ve her yerde özgürce gezebilecek.
Nilay Etiler kimdir?
Kocaeli Büyükşehir Belediye Eşbaşkan Adayı Prof. Dr. Nilay Etiler, halk sağlığı uzmanı ve aynı zamanda Kocaeli Üniversitesi öğretim üyesi. Türk Tabipler Birliği'nin birçok komisyonunda da yer alan Etiler, 2000’lerden itibaren devletin sağlıkta özelleştirme ve reform politikalarına karşı toplumsal muhalefetin içerisinde aktif yer aldı. Kadın hakları savunucusu Etiler'in toplumsal cinsiyet konusunda akademik çalışmaları da bulunuyor. Aynı zamanda kadın istihdamına dönük kentte özel çaba ve arayış içerisinde.
FATMA ARSLAN