İngiltere Gündemi

7 Ocak’ta Fransız mizah dergisi Charlie Hebdo’ya radikal İslamcıların yaptığı saldırıda 12 kişinin hayatını kaybetmesinin ardından sadece Fransa’nın değil tüm dünyanın dengeleri sarsıldı. Özellikle Avrupa’da Müslüman göçmenler zan altında kalmaktan korkarken, Avrupa’daki tüm göçmenlerin hayatlarını etkileyecek yaptırımlar artacaktır. Almanya’daki ‘Almanya için Alternatif’ (AfD) ve İngiltere’deki ‘UKIP’ (Birleşik Krallık Bağımsız Partisi) ve gibi aşırı sağ partilerin yanı sıra zaten İslam karşıtı eylemleriyle bilinen ‘Batı’nın İslamlaşmasına Karşı Vatansever Avrupalılar’ (PEGIDA) adlı grup ve Neo-Nazi taraftarları atağa geçecektir. Göçmenler için işsizlik oranının halihazırda çok yüksek olduğu günümüzde, ayrımcılığın ve ırkçılığın artışıyla işsizlik ve toplumsal dışlanmanın artacağını tahmin etmek çok zor değil.
IŞİD’de Birleşik Krallık vatandaşı örgüt üyelerinin varlığı İngiltere’de zaten büyük bir korku yaratmışken, Fransız dergisine yönelik saldırı sonrası Başbakan David Cameron İngiltere’ye dair bir tehdit olmadığını açıkladı, ancak saldırı İngiliz istihbarat örgütünü harekete geçirdi. İngiliz iç istihbarat teşkilatı olan MI5’nin görevlerinin yüzde 50’si kontra-terörizme ayrılmış durumda. Başkanı Andrew Parker, Fransa’daki benzer saldırının İngiltere’de de olabileceğini ve olması durumunda bunu kendilerinin bile durduramayabileceklerini ifade etti. Geçtiğimiz aylar içerisinde olası üç terörist saldırıyı engellediklerini söyleyen Parker, istihbaratın azalması ya da istihbaratlarının eski Amerikalı istihbaratçı Edward Snowden’ın elindeki gizli bilgileri sızdırdığı gibi sızdırılması durumunda İngiltere’yi korumayı garantilemeyeceklerini de söyledi. Belirli örgüt ve kurumlarla işbirliği yapıp, tüm bilgilerin istihbarat örgütü ile paylaşılması gerektiğine dair yönetmelikler de gündeme gelecektir. Yani kontra-terörizm politikaları yaşamın her alanına sızacak.
Fransa’ya istihbarat paylaşımı için en büyük destek İngiltere’den gelirken, Fransa ve İngiltere sınır kapıları da yoğun polis kontrolleri altına alındı. Çok büyük bir ihtimalle de tüm Avrupa ve Amerika istihbarat örgütleri, radikal İslamcılara yönelik istihbaratlarını birbirleriyle paylaşmaya başlayacaktır. Keza, Charlie Hebdo katliamlarına katılan iki tetikçinin uzun zamandır Amerika’nın terörist listesinde olduğu ve bu kişilerin defalarca Yemen’deki El-Kaide tarafından eğitim bile aldığı ortaya çıktı. Yani uluslararası istihbarat eksikliğine dikkatler çekiliyor.
Öte yandan, Kürtler açısından Fransız devletinin riyakarlığı bir kez daha ortaya çıktı. İki sene önce benzer tarihlerde üç Kürt kadın siyasetçinin benzer bir saldırıyla katledilmesini Fransız devleti adli cinayet muamelesi yaparak hasıraltı etti. Radikal İslamcıların katliamları ile Sakine Cansız’ları katledenlerin ideolojik farklılık dışında arkalarına yaslandıkları güç bakımından bir fark var mı? Fransa, 12 kişinin ölümünden sadece azmettiricileri mi mesul tutacak yoksa arkasında büyük güçlerin varlığını sorgulayacak mı? Elbette sorgulayacak. Bütün ülke abluka altında. Camilerde bile nöbetler tutuluyor. Fransa, Sakine Cansız’ların katledilişlerinde neden bir kişiyi mesul tutarak ucu Türkiye’ye uzanan meseleye bu denli umarsız yaklaştı. Umarsızlığı konusunda da bu kadar ısrarcı. Fransa, Müslümanlardan dem vururken, tabir-i caizse ‘kendine Müslüman’ bir tavır sergiliyor.