Kadınların derya gibi geniş ve derin ütopyalarına erkek dünyası çok dar ve sığ geliyor. Kadınların çağlar boyunca maruz kaldığı kalıcı ve ruhsal şiddet, anlaşılmamakla başlıyor. Anlaşılmayınca, anlatmak daha da zorlaşıyor ve iktidarcı zihniyet ruhu döven kavram üretme fabrikası gibi cahilce seri üretim yapıyor. En çok kadını aşağılayıcı küfürler, onurdan yoksun benzetmeler üretiliyor. Bedene hitap eden ama aslında ruhu kanatan yakıştırmalar üretiliyor. Kendisini var eden varlığa saldırarak, kendini inkar etmenin çıkmazı olan bir şiddet sarmalı oluşturuluyor. Kadınların deniz olan kalbine kendisinden doğan bir damlanın zulmetmesi ne kadar ilginç! Evet, kadınlar deniz, erkekler damladır. Kadınlar doğuran, erkekler doğandır. Kadınlar yaratan, erkekler yaratılandır. Bu cümleler herkesin bildiği gerçeklerdir. Ama bazen tekrar tekrar haykırmak gerek! Çünkü yüzsüzce ve istenilerek unutulan bazı şeyler vardır, bazen hatırlatmak gerek! Kıskanç ve haset ile dolu erkekliğin kendisi, bir deryadan doğduğuna bakmaksızın kadını kendi eril zihniyetinin küçük sularında boğması ne acı… Ne kadar kendini bilmez ve küstahça! Doğduğu denize tükürmesi ne kadar zavallıca… Emdiği memeyi doyduktan sonra ısırmak, şiddet ile yoğrulmuş bir zihniyetin eril sistem kodlamasıdır.
Mesele burada tekil erkeklik değil, çoğul bir erilliktir. Mesele bir erkeği karşına alıp gerçekleri onun yüzüne haykırmak değil, erkeğin kölesi olduğu sistemi köklerinden sarsmaktır. Asıl gerçek kavgada burada başlar. Çünkü köle olduğunu bilen biri ile savaşmak kolaydır ama kendini bilmez, sistemin kölesi olduğundan bihaber biri ile savaşmak zordur. Kölenin kendini efendi sanması, bu çağın illüzyonudur...
Bu yazıyı itici yazacağım, kusura bakmayın. Sistemin kucağında kendine tek bir soru bile sormadan erkekliği ile böbürlenen cahilliğe müsamaha gösterilmesi yanlıştır çünkü. Sahte nezaket kuralları ile kadınları anladığını iddia eden erillik yalan konuşuyor. Kendini anlamayan başkasını nasıl anlasın. Kendini bilmeyen başkasını nasıl bilsin.
Her gün erkeklerin kadınlara methiyeler dizdiği yığın ile yazı okuyorum. “Günaydın gülüm” “Merhaba doğan güneşim” diye başlayan yazılara kendi içimde isyan ediyorum, Gün zaten aydın, karanlık olan ve karanlıkta kalan sizsiniz, güneş zaten doğuyor, doğmayan ve kendini doğuramayan sizsiniz diyor, ciddi ciddi öfkeleniyorum. Böylesi edebiyatları dize getiren erkeklerin, kendi mülkü gibi gördüğü kadın dışında gözü başka kadınların acısını görmez. Sokağa düşmüş kadına sistemin kodları ile yaklaşır, “fahişe” der geçer. Devletin zulmüne maruz kalan kadınları hor görür “anarşist, feminist” der geçer. Sen bir kadını kendi hakikatinden kopararak tekil sevemezsin. Bir kadını sevdiğini iddia edip kadınlığı anlamayan erkek, eril sistemi çözememiş olan erkektir. Kadınlığı ve erkekliği tarihsel, toplumsal dokusu ile çözemeyen ister kadın, ister erkek olsun doğru sevmekten bahsedemez. Sistemi sorgulamayan, sisteme entegre olan insanlar, doğru sevemez ve yalan ile birbirini zehirler, kendimizi kandırmayalım.
Şiddeti sadece dövmek olarak anlayan ve kadını dövmeyince kendini demokrat, bilinçli sanan yığınla erkek var. Oysa kadınları doğru anlamamak, doğru sevmemek de şiddettir. İnsan bazen sert bir bakış, dominant bir tavır ile de dövülür. İnsan en çok bilinçsizlik ile dövülür. İnsanın bedeni değil, ruhu dövülünce acı çeker aslında. Bu anlamda en büyük şiddet bedensel değil ruhsaldır. Cinsel içerikli küfürsüz konuşamama hastalığına yakalanan erkeklerin en büyük şiddeti küfürdür mesela… Bir şeye saygı duyuyorsa küfür edemez insan… Bilmeden ve anlamadan uzak sevme iddiaları şiddettir mesela. Bir şeyi bilmeden ve anlamadan sevemez insan.
Şiddetin en büyüğünü, kendini bilmeyen ve kadın dünyasına kendi kurallarını dayatan, eril zihniyetin fabrikasından çıkmış, bilinçsiz erkek işi olarak görmek ve anlamak gerek. Kadının sisteme isyan etme potansiyelini doğru anlamayarak ve doğru sevmeyerek kıran tek gerçek var, o da eril sisteme teslim olmuş, erkek zihniyettir ve bu zihniyeti kabul etmek, her türlü şiddete maruz kalmak demektir. Kadınların isyanı da bilinçsiz erkeği doğuran sistem çarklarına olmalıdır. Çünkü her erkek dolaylı yoldan kadınların çocuklarıdır. Böbürlendiklerine bakmayın, erkekler her zaman kadınların küçükleridir. Ve doğru olan anlam deryasına akmaları için erkeklere son bir şans verilmelidir.