Bilindiği gibi, İmam Hüseyin’in babası Şahı Merdan Ali, Muhammet Mustafa’nın "Tebliği" üzerine İslam’ı kabul eden ilk kişidir. Şahı Merdan Ali için destansı söylenceler vardır. Şahı Merdan’ın irat ettiği hutbeler, mektuplar, emirler Nechcül Belaga (Belagat Yolu, Hicri 400/ Seyid Razi/ Muhammed Bin Hasan Musevi) adlı kitapta toplanmıştır. Şahı Merdan Ali’ye ithaf edilen hikmet, marifet ve kerametler bilinmektedir. Yeni kundaklanmış bebeği "Kabe’de kucağına alıp eve getiren" ve O’na Ali Haydar ismini veren de İslam Peygamberi’dir. Ali Haydar doğmadan İslam Peygamberi, Ali’nin babası (Kendilerinin amcası) Ebu Talip’in yanında kalmaktadır. Dolayısıyla Ali Haydar ile İslam Peygamberi arasındaki bağlar her yönüyle çok güçlüdür.
Tarih araştırmacıları ve İslam müfessirleri Muhammet Mustafa’nın soyunu "Hz. Adem, Hz. Nuh, Hz. İbrahim, İsmail, Adnan’dan" rivayet ederler. Ki bu "Rivayet" İslam Peygamberi’nden nakledilir. İslam tarihindeki "Beni ümeyye" ve "Beni Haşim" oğulları aynı soydan gelen iki kardeşten devam eder. İslam Peygamberinden sonra Haşim Oğulları "Ehlibeyt" olarak, Şahı Merdan Ali ve Fatma Zehra’dan, İmam Hasan, İmam Hüseyin… Ve dokuz imamla devam eder. Ümeyye Oğulları ise Ebu Süfyan ve Hind’den, Muaviye ile oğlu Yezit’ten devam eder.
İslam öncesinde Kabe’yi Ümeyye ailesi kontrol etmektedir. Kabe’de, henüz doğmamış olan İslam Dininin "Kutsal değerleri" yerine, pagan inancın putları vardır. Kabe, ziyaret edilmekte, çevresinde "Panayır" benzeri etkinlikler yapılmaktadır. Ümeyye Ailesi, Kabe’yi, ve ticareti de kontrol eden "Nüfuzlu" bir ailedir. Buna mukabil, yaklaşık 570’te doğan İslam Peygamberi yetim ve öksüz bir çocuk olarak amcası Ebu Talip’in yanında büyümüştür. Ümeyye ailesi gibi maddi servet sahibi değildir. "Kervanlarını gözetip, yönettiği" 40 yaşındaki nüfuzlu ve zengin "Dul kadın" Hatice ile 25 yaşındayken evlenmiştir. Hatice ile İslam Peygamberi’nin evliliği, kadın erkek ilişkileri ve kadının yaşama etkileri açısından çok önemlidir. 610 yılında 40 yaşındayken Peygamberlik nazil olan Muhemmed’ül Emin, tüm peygamberler gibi "Çobanlık yapmış, inzivaya çekilmiş, tefekküre dalmıştır." Mekke’de Ümeyye Ailesinin engelleme ve saldırıları karşısında yerini Şahı Merdan Ali’ye teslim ederek, 622 yılında Medine’ye (Yesrib) hicret eder.
İslam Peygamberi, Yesrib’den Kabe’yi ziyaret için Mekke’ye gelen kimi şahsiyetlerle 621 Akabe’de görüşmüş, onları "İslam’a davet etmiştir." Bu görüşme İslam tarihinde Akabe Biatı diye bilinir. "73 erkek ve 2 kadın" İslam Peygamberi’nin tebliğini kabul etmiştir. O’nu Medine’ye davet edip sahip çıkan bu şahsiyetlere İslam Tarihinde "İyiliksever ve yardımcı" anlamında "Ensar" denir. İslam tarihinin ilk "Anayasası" olan "Medine Vesikası" hicretten "Hemen sonra" Medine’de hazırlanmıştır.
Medine Vesikası bir "Şehir devletinin kuruluş bildirgesidir." Medine Vesikası’nın tarafları, Hicret eden Müslümanlar (Muhacir), Müslüman olmayan Medineli Arapların Evs ve Hazreç kabileleri (Küçük bir kesimi Yahudi’dir) ve Mekke’deki Kureyşlilerle sıkı ticaret ilişkisi olan Yahudi’lerdir. İslam Peygamberi Medine’deki "Şehir Devletinin başkanı" olmuş ve burada sekiz yıl kalmıştır. Bu arada "Mekkeli müşriklerle" 624’te Bedir, 625’te Uhud, 627’de Hendek savaşları yapılmıştır. Halit bin Velid ve Muaviye bin Ebusüfyan bu savaşlarda "Müşriklerin" komutanıdır! 630’yılında On bin kişi ile Mekke’ye dönen İslam Peygamberi şehri savaşsız teslim almış, Ümeyye Ailesinin Kabe’deki putlarını yıkmıştır.
Peygamberliğin nazil olduğu 610 yılından, 630 yılına kadar O’na karşı çıkan, hicrete zorlayan ve savaş yapan "Müşriklerin baş komutanı" Ebu Süfyan, Eşi Hind, oğulları Muaviye, Halid bin Velid gibi "Müşrikler" Mekke’nin fethi ile "İslam’ı kabul etmişlerdir!" Aleviliğin İslam yorumuna göre, "Kabul" çıkarcı ve hesapçı bir "Kabuldür!" Bu "Kabul" sonrasında Ebu Süfyan kızı Habibe’yi İslam Peygamberine eş olarak vermiştir. Ancak çıkara ve hesaba dayalı "Kabul" olsa da "Dava" bitmemiştir!!! 661 yılında Muaviye soylu zihniyet Şahı Merdan Ali’yi katletmiştir. Bu yazıda detaylara girme olanağı yok. Sıffin Savaşı, Hakem olayı, Hariciler ve Şia, Muaviye ile İmam Hasan arasındaki çatışma ve sonuçları, Kerbela katliamının ayrıntıları, Ebu Müslim Horasani’nin Emevi saltanatına son vermesi, iktidar yaptığı Abbasiler tarafından oyuna getirilip katledilmesi konunun detayları açısından önemlidir.
Aleviliğin İslam yorumuna göre, İslam Peygamberi ile Ebu Süfyan arasındaki Hak ve Hakikat Davası, Muaviye ile Şahı Merdan Ali, Yezit ile İmam Hüseyin arasında devam etmiştir. Hak ve Hakikat ile zulmatın 70 yıl (610-680) süren mücadelesinde, Yezit’in Kerbela’da yaptığı katliam sonucu İslam Muaviye soylu zihniyetin esaretine girmiştir. Kerbel’da İmam Hüseyin ve yarenlerinin katledilişinden beri yaşanan İslam değil, Muaviye Soylu zihniyetin zulmatıdır!
Kerbela katliamı hakikat ve zulmat
Miladi 10 Ekim 680 (Hicri 10 Muharrem 61) İmam Hüseyin ve yarenleri Yezit Bin Muaviye ordusu tarafından Kerbela’da katledildi! Kerbela katliamı Yezit Bin Muaviye’nin insanlığa karşı işlediği suçtur! Kerbela katliamı, mazlum ile zalimin karşı karşıya geldiği meydanıdır, insanlık tarihinin en büyük trajedilerden biridir. Katliam sadece İslam coğrafyasını etkilememiştir! Ortadoğu, Mezopotamya ve Anadolu coğrafyasında yüzyıllardır devam eden psikolojik, inançsal, kültürel, sosyal etkileri olmuştur. Kerbela katliamını bu kadar etkili ve unutulmaz kılan nedir?