Bu aralar nereye baksan gündem referandum! Sadece Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da değil; Başur’da da KDP ne zaman siyasi olarak sıkışsa şapkadan referandum kartını çıkarır! Bu kez mesele sadece o bir türlü gelmeyen bağımsızlık referandumu değil, aynı zamanda 140. madde bağlamında Kerkük referandumu da yeniden gündeme girdi. Ama Başur’da işler ancak gündeme girer, gündemden çıkıp pratiğe bir türlü geçmez.
Hatırlayalım, geçen sene ABD seçimlerinden önce bağımsızlık referandumu yapılacaktı. ABD seçimi oldu, Trump başa geçti ama bizde hala referandum yapılmadı. Ve referandum konusunu ısrarla gündeme koyan ama pratik tek bir adım atmayan KDP, öyle büyük sözlerle iddia edildiği gibi ABD başkanlık seçimlerinin yapıldığı 8 Kasım 2016’dan önce neden referanduma gidilmediğine dair tek kelime ifade etmediği, halka tek bir açıklama yapmadığı halde şimdi yeniden konuyu gündemin başına taşıma gayretinde.
Sanmayın ki halk balık hafızalı. Bence bu konuda artık inancını o kadar kaybetmiş öyle bir umutsuzluğa kapılmış ki çoğunluk bu meseleye acıyla gülüp geçiyor maalesef. Oysa bizim gerçekten bağımsızlığa ihtiyacımız var. Hem de çok ciddi. Bağımsız bir siyasete, bağımsız bir ekonomiye, bağımsız bir savunmaya acil ihtiyacımız var. Çünkü başımıza ne geldiyse bağımlılıktan, güdümlülükten geldi. Ama ne ironik ki bağımsızlık lafını ağızdan düşürmeyenler Başur’u her yönüyle dış ve bölgesel güçlere bağımlı hale getirirken, Kürdistan üzerindeki her türlü sömürgeciliği ortadan kaldırmak için 40 yıldır fedai bir mücadele yürütenlere ‘bağımsızlık karşıtı’ diye yaftalamaya çalışıyor. Asıl bağımsız gücü bağımsızlık karşıtı diye göstererek, sözümona bağımsızlık adına ülke topraklarını nasıl pazara çıkardığını, düşmana nasıl peşkeş çektiğini gizleyecek!
Kürde kaybettiren bu siyasetin son örneğini Kerkük meselesinde görmek mümkün. Kerkük İl Meclisi’nin Kürdistan Bölgesi bayrağının resmi kurumlara asılmasıyla ilgili kararının ardından en büyük ‘tepki’ nerden geldi? Elbette ki sömürgeci TC’den. Hadi Bahçeli’nin sözlerine hiç girmeyelim. Ama KDP lideri Mesud Barzani’nin daha geçenlerde dış basınında ‘büyük cesaretinden’ ötürü övdüğü, “Kürtlerle Türklere barışı getirebilecek tek siyasetçi” (!) olarak nitelendirdiği Erdoğan bu konu hakkında ne dedi? Aynen şöyle dedi: “O bayrağın sahipleri şunu bilsinler ki bölücülük yapıyorlar. Irak Bölgesel Kürt Yönetimi’ne sesleniyorum, bu yanlıştan bir an önce dönün. (...) ‘Kerkük Kürtlerindir’ safsatasına Türkiye olarak asla uymuyoruz. Kerkük orada yaşayan Türkmeni’yle, Arap’ıyla, Kürt’ü varsa Kürt’ü hepsinindir. Dolayısıyla ‘bizimdir’ diyerek böyle bir iddianın içerisine girmeyin, onun bedeli de ağır olur. Türkiye ile münasebetlerinizi bir defa bozarsınız. (...) Hemen o bayraklarınızı indirin. Sadece Irak milli bayrağı ile yola devam edin. Yoksa şu an geldiğiniz noktadan geri adım atmaya mecbur kalırsınız.”
Resmen ve dümdüz tehdit ediyor. Ayağınızı denk alın, yoksa bölgesel hükümet statünüzü de elinizden alırım diyor. Ve bakınız, diyor ki “Kerkük’te Kürt’ü varsa...” Yani Kerkük’ün Kürt şehri olmasını inkar etmekle kalmıyor, Kürdün oradaki varlığına bile şaibe sokma derdinde.
Hani Barzani’nin son Ankara ziyaretinde havaalanına Kürdistan bölge bayrağının asılması ‘devrim’di, ‘tarihi’ idi, ‘zafer’ idi! Sömürgeci TC’nin gerçeği budur işte, daha çıplak nasıl ifade etmeli? Senin PKK lideri Abdullah Öcalan’ın 25 yıllık muazzam çabalarını bir çırpıda inkar ederek ‘Kürtlerle barış getirebilecek tek siyasetçi’ dediğin adam diyor ki ‘bayrağından ya vazgeç ya da bedeli ağır olur, her şeyini kaybedersin’! Ve sonra da diyor ki “Kerkük tarihi itibarıyla bir Türkmen şehridir!”
Peki ‘bağımsızlıkçıların’ buna cevabı ne?
Kürdistan Bölge Hükümeti Başbakanı Neçirvan Barzani önceki akşam söyledi: “Biz de aynen sayın Türkiye Cumhurbaşkanı gibi diyoruz ki Kerkük sadece Kürt şehri değildir. Kerkük Kürt şehri, Türkmen şehri, Arap şehri, hepsinin şehridir.” Demiyor ki Kerkük bir Türkmen şehri değil, Kürt şehridir. Demiyor Kirkûk dile Kurdistanê ye.
Tabii ki Kerkük’te farklı ulus ve inançlar yaşıyor. En doğrusu şehrin demokratik ulus esprisiyle, demokratik özerklik temelinde yönetilmesidir. Ama Kerkük bir Kürt şehridir. Demografik yapısının değişmesi için Bağdat ve Ankara kaynaklı bütün çaba ve kirli hesaplarına rağmen.
Ama Kürdistan Bölge Hükümeti bunu söylemiyor. Söyleyemiyor. Neden mi? Çünkü dibine kadar bağımlı, güdümlü bir siyasete batmış durumda, çıkamıyor. Ama o bağımsızlıkçı! O Kürdistan’ın bağımsızlığını savunuyor!
KCK Eşbaşkanı Besê Hozat “Kerkük bir Kürt şehridir ama bir mozaiktir, bütün halklarındır” diyor ama o bağımsızlık karşıtı oluyor, sözümona işgalcilere hizmet ediyor!
Hangisi daha bağımsız? Bağımsız çizgiyi kim temsil ediyor? İşgalciye hizmet eden kim? Sorunun cevabı bal gibi ortada.