Batı Kürdistan’ın Serêkaniyê kentinde Halk Savunma Birlikleri (YPG) ile Türk devleti destekli silahlı çeteler arasındaki şiddetli çatışmalar, dün de devam etti.

Ahrar-ı Resul, Ahrar Heran ile Şuheda El Tahiriye isimli gruplar 16 Ocak günü Türkiye üzerinden sınırı geçerek Serêkaniyê’ye geniş bir saldırı başlattı. Saldırıda siviller de hedefe alındı. Ağır silahlar taşıyan ve tank kullanan gruplara, YPG güçleri anında ve sert müdahalede bulundu.
Silahlı çeteci gruplar son olarak 7 tank ile sınırı geçerek bombalamada bulurken, kentteki evler ve alt yapı ağır maddi zarar gördü. Karşılık veren YPG güçleri çeteci gruplara ağır kayıplar verdirdi.
YPG'ye yakın kaynaklar en az 84 silahlı grup üyesinin üç gün içinde öldürüldüğünü bildirdi. Cuma ve Cumartesi günü yaşanan çatışmalarda iki YPG savaşçısı da hayatını kaybederken, 4'ü yaralandı. Hayatını kaybeden YPG'lilerin Evdirrehman Sileman ve Ferhat Eli Qewas olduğu öğrenildi. İki YPG’linin dün toprağa verilmesi bekleniyordu.
Türkiye destekli çetelere ağır kayıplar verdiren YPG savaşçıları, dün Ebra mahallesinde bir tankı imha etti. Böylece YPG’liler tarafından imha edilen tank sayısı 3’e çıktı.

8 sivil serbest

Serêkaniyê’deki çatışmalar ardından Özgür Suriye Ordusu’na bağlı oldukları bildirilen silahlı gruplar tarafından Kobani’den Tilebyed’e giderken esir alınan 45 kişiden 8’i serbest bırakıldı. Serbest bırakılanların 3’ü kadın 5’i ise çocuk olduğu bildirildi. Diğer esir tutulan sivillerin ne zaman bırakılacakları bilinmiyor.

Nevaf el-Beşir Urfa'da!

Türkiye'den Serêkaniyê kentine 8 Kasım 2012 tarihinde geçirilen silahlı çete mensupları ile Baas güçleri arasında başlayan çatışmalardan sonra silahlı gruplar, Esed birliklerinin elinde bulunan birçok noktayı ele geçirdiklerini duyurmuşlardı. Kontrolleri altına aldıkları bölgelerde eşi benzeri görülmemiş katliam, talan ve yağma gerçekleştiren silahlı çete grupları karşısında PYD ve Halk Meclisi kenti terk etmeleri çağrısı yapmış, bunun için geniş katılımlı bir yürüyüş ve miting düzenlenmişti.
El Menar televizyonu muhabiri Muhammed Nidal'ın Yakın Doğu Haber adlı haber sitesinde, 23 Kasım 2012 tarihinde "Resul Ayn'da neler oluyor" başlığıyla yayımlanan yazısında Serêkaniyê saldırı planının 4 ay önce el-Bekkara kabilesi liderlerinden Nevvaf el-Beşir ile bazı MİT görevlileri ve Türk subayları arasında yapılan toplantıda hazırlandığını ve bu plan için 2 milyon Dolar bütçe ayrıldığını öne sürüyordu.

Abit Xelil'in vurulması

Türk subaylarının bu toplantıda silahlı grupları desteklemeyi, Suriye savaş uçaklarının silahlı gruplara ait mevzileri bombalamasına izin vermemeyi ve ihtiyaç olması durumunda da kendi özel kuvvetlerini kullanmayı vaat ettiğini kaydeden Nidal, Türk subayların ayrıca Azez, Tel Rıfat ve Tel Ebyed bölgelerine açılan güzergâhları silahlı grupların Suriye'ye geçişine açma sözü verdiğini yazıyordu. Ayrıca "Resu'l- Ayn'a saldırıdan üç gün önce yani 18 Kasım'da Nevvaf el-Beşir, Gureba-yı Şam ve Nusra Cephesi gruplarının liderleriyle görüştü ve bölgedeki Kürtlerin boşaltılması, onlara ait bayrakların indirilmesi ve Kürt Yüksek Konseyi'nin de katılım çağrısında bulunduğu 'eve dönüş' gösterisinin engellenmesini istedi" denilen yazıda daha sonra Afganistan'da ve Somali'de savaşmış Arap savaşçıların bulunduğu Gureba-yı Şam grubu, İhvan liderlerinden Faruk Tayfur'a bağlı hareket eden Nusra Cephesi savaşçıları ile birlikte operasyona başladığı belirtiliyor.
19 Kasım tarihinde Yüksek Kürt Konseyi'nin Serêkaniyê'de organize ettiği yürüyüşe katılmak için harekete geçen halk, kentteki silahlı çeteler tarafından engellenmiş, silahlı grupların yolu açmasını isteyen Halk Meclisi Başkanı Abid Xelil, Gureba-yı Şam ve Nusra Cephesi grupları tarafından uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirmişti. Olayın hemen ardından saldırıya cevap veren YPG silahlı gruplara ağır darbeler vurmuş, çetelerin aldığı büyük yenilgiden sonra Nevvaf el Beşir, Serêkaniyê - Ceylanpınar sınır hattını kullanarak Türkiye'ye sığındı. Ceylanpınar tarafında da mensupları bulunan El Baggara aşireti lideri sıfatıyla burada Vali, Kaymakam ve askeri yetkililerinin de içinde bulunduğu toplantılara katılarak "diplomat" gibi muamele gördü. Burada Arap milliyetçiliği yapan ve derin devlete yakınlığıyla bilinen bazı kesimler tarafından "büyük lider" diye lanse edilen Beşir, daha öncede İstanbul'da medyaya verdiği demeçlerle tanınıyordu.

Nevvaf el-Beşir kimdir?

Abdulezîz dağları civarında yaşayan bir aşiretin mensubu olan Nevvaf el-Beşir Baas rejimi içinde yer alarak Baas rejiminin Suriye Parlamentosu Deyri Zor milletvekilliği yaptı. Suriye'de yaşanan iç karışıklığın başladığı ilk dönemlerde Suriye'nin resmi televizyonuna çıkmış, Esed ve reformlarına ilişkin rejim lehine konuşmalar yapmıştı. Daha sonra İstanbul'da Türk medyasına verdiği demeçte, Esed rejim güçlerince 72 gün boyunca tutuklandığını, 20 günü hücrede geçirdiğini, sonunda başına silah dayanarak konuşturulduğu iddia etmişki.

Urfa'da teşekkür etti

Nevvaf el-Beşir'le birlikte Suriye'den gelen yaklaşık 70 aşiret lideri ve ÖSO komutanı, 23 Aralık 2012 tarihinde merkezi Urfa'da bulunan Araplar Yardımlaşma ve Kültür Derneği'nin (ARAPDER) ev sahipliğinde Harran Otel'de ''Esed sonrasını görüşmek için" yapılan toplantıda bir araya gelmişti. PYD ve silahlı gruplar arasında varılan anlaşma gereği başlayan çatışmazlık ortamından bir ay öncesine denk geldiği dikkat çeken toplantıda konuşan Nevvaf el-Beşir, ''Bugün el-Cezire Fırat bölgesinin toplantısı var. Esed oraya büyük önem veriyor. Biz Özgür Suriye Ordusu olarak oralardaki şehirleri alıyoruz, silahımız erzakımız bitiyor. Onlar silah takviyesi yapıyorlar bizi tekrar çıkarıyorlar. Bu toplantıda birlikteliğin yanında biz lojistik destek de talep ediyoruz. Eğer bu lojistik destek elimize geçerse aldığımız şehirleri vermeyiz'' diye konuşmuş ve Türkiye'nin duyarsız kalmadığını belirterek, teşekkür etmişti.

Tanklar nerden geldi?

Serêkaniye'deki son şiddetli çatışmalarda birden bire tanklar ortaya çıktı. Türkiye tarafından gönderilen tanklar gün boyu Serêkaniyê'ye top yağdırırken, çete gruplarına Haseki ve Tel-Ebyed'ten takviye kuvvet de geldi.

Komutanlarından biri öldü

Ceylanpınar'a getirilen ve önceki akşam itibariyle sayısı 83'e yükselen yaralılardan 6'sı öldü. Ölenlar arasında Ahrar-ı Resul adlı silahlı grubun komutanlarından olduğu öğrenilen Ahmet Battaş adlı kişi de bulunuyordu.

El Beşir'in kardeşi de

Bataş'ın ardından Ceylanpınar Devlet Hastanesi'ne Nevvaf el-Beşir'in kardeşi Rakeb el-Beşir de ağır yaralı olarak getirildi. Hastaneye getirilişinde yüzü gizlenerek, basın mensuplarının çekim yapmasına izin verilmeyen Rakeb el-Beşir'in de öldüğü öğrenildi.

Ölülerini sınır bölgesine

Ellerinde bulundurdukları tanklara rağmen, Serêkaniye'nin iç kesimlerinde yaşanan çatışmalarda ağır darbeler alan silahlı çete grupları, Ceylanpınar sınır kapısının bulunduğu alanda sıkışmaya başladı. Dün akşam üzeri ise aynı noktada bulunan ve Ceylanpınar tarafından rahatlıkla görülebilen bir duvarın dibine 2 kepçeyle toplu mezarlar kazıldı. Türkiye sınırına çok yakın olduğu için güvenlikli bölge olarak düşünüldüğü tahmin edilen alana arabalarla getirilen cenazeler burada gömüldü. Cenazelerin gömülmesi anında bir araya gelen silahlı çete mensupları dakikalarca havaya ateş açtı. Aynı alana daha önceki çatışmalarda yaşamını yitiren 3 kişinin de gömüldüğü öğrenildi.

1 Türk askerinin öldüğü iddiası

Devam eden çatışmalar nedeniyle Serêkaniyê tarafından geldiği tahmin edilen mermilerin isabet ettiği Mehmet Ali Tekin adlı yurttaşın yaralanmasından sonra Süleyman Denli adlı 15 yaşındaki genç de sırtına aldığı kurşunla yaralandı. Urfa'ya kaldırılan gencin hayati tehlikesinin bulunmadığı öğrenildi. Dün akşam ise Akrepli mevkisinde bulunan bir Türk askeri aracının Serêkaniyê tarafından açılan ateşle tahrip edildiği, bir Türk askerinin ise sınırda nöbet tuttuğu mevzide kurşun isabet etmesi sonucu hayatını kaybettiği iddia edildi.

TEV-DEM'den çağrı

Batı Kürdistan Demokratik Toplum Hareketi (TEV-DEM), saldırıları kınayarak, bunların başta Türkiye olmak üzere dış güçler tarafından planlandığını kaydetti.TEV-DEM, amacın Kürt bölgesini istikrarsızlaştırmak ve Kürtler ile diğer halklar arasındaki ilişkiyi kopararak Suriye devriminin dışında tutmak olduğunu belirtti. TEV-DEM, tüm sivil toplum örgütleri, hareket, demokratik kişi ve çevrelere bu saldırılar karşısında "yek vücut" olmaya çağırarak, "Bu savaş varlık ve yokluk savaşıdır" dedi.

SERÊKANİYÊ