Sabancı Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi ve İstanbul Politikalar Merkezi Direktörü Prof. Dr. Fuat Keyman, Cumhurbaşkanlığı seçimlerini, aday profillerini ve seçim sürecini DİHA’ya değerlendirdi. Ağustos ayında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilkleri içinde barındırdığını belirten Prof. Dr. Fuat Keyman, bunlardan birincisinin ilk defa seçimlerle belirlenecek olması olduğunu söyledi. Keyman, ikinci bir ilkin ise Kürt sorunuyla ilgili olarak yürütülen süreçle bağlantılı olarak Kürtlerin Cumhurbaşkanlığı seçimi için bir aday gösteriyor olması olduğunu kaydetti. CHP ve MHP’nin ortak adayı Ekmeleddin İhsanoğlu’nun adaylığının da bir ilk olduğunu belirten Keyman, bunun da uzun süredir devam eden “CHP MHP’lileşiyor mu?” tartışmalarını resmileştirmesi bakımından ilk olma özelliği taşıdığını söyledi. AKP’nin Cumhurbaşkanı adayı Başbakan Erdoğan’ın başkanlık ve yarı başkanlık sistemiyle ilgili görüşleri açısından da Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin kritik ve önemli olduğunu belirten Keyman, “Seçim sonuçları bir anlamda Türkiye’de yaşanabilecek sistem değişikliliğiyle ilgili de bize ipuçları verecek” şeklinde konuştu.


İç ve dış için kritik önemde

Keyman, Türkiye’nin kendi içinde çok ciddi bir kutuplaşma ve güven erozyonu yaşadığı, aynı zamanda bölgede de çok ciddi deşikliklerin olduğu bir dönemde Cumhurbaşkanı seçimi yaptığına dikkat çekti. Bu açıdan Cumhurbaşkanı’nın kim olacağının da önemli olduğunu kaydeden Keyman, “Örneğin Güney Kürdistan’da bir Kürt devleti olma olasılığı artıyor. Arap Baharı çok ciddi anlamda krize giriyor. Ukrayna’da ciddi anlamda sorunlar var. Bölgede çok ciddi değişim, dönüşüm ve risk alanlarının oluştuğu bir dönemde Cumhurbaşkanı’nı seçiyoruz. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı’nın kim olacağı hem Türkiye’nin kendi iç yapısı hem de bölgesiyle ilgili ilişkilerde belirleyici olacak” dedi.

Nasıl bir Cumhurbaşkanı?

Keyman, 150 sivil toplum örgütünün katılımcısı olduğu ortak bir projeyle, pilot bölge olarak belirlenen Ankara, Amed ve Kayseri’de Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin kamuoyu araştırması yaptıklarını aktararak, araştırmadan kamuoyunun aktif, Türkiye’yi kutuplaşmadan çıkaracak, adil ve en önemlisi çözüm sürecini başarıya götürecek bir Cumhurbaşkanı istediği sonucunun çıktığını söyledi. 


Demirtaş’ın referansları yakın
Türkiye kamuoyunun partiler üstü yaklaşan, yasama, yürütme ve yargı arasındaki dengenin güçlü olmasını sağlayacak, halka eşit mesafeli, evrensel ve bütünleyici bir Cumhurbaşkanı istediğini söyleyen Keyman, bu noktadan adayları şöyle değerlendirdi: “Örneğin; Selahattin Demirtaş’ın çözüm sürecinin başından beri yaptığı söylemlerinde buna yakın referanslarını duyuyoruz. İhsanoğlu’nun ne söylediğini bilemiyoruz, çünkü kamuoyuyla bir araya gelmeye yeni başladı. Erdoğan ise 12 yıldır Türkiye’yi yönetiyor. Son dönemde bu kazanmanın etkisiyle kapsayıcı olmaktan daha çok kendi tabanını güçlendirme temelinde, kutuplaşmadan yararlanan siyasi strateji yürütüyordu. Seçim sürecinde nasıl bir yol izleyeceğini de önümüzdeki süreçte göreceğiz.”

Oylar Demirtaş’a kayabilir

CHP içinde ve tabanında yaşanan İhsanoğlu tartışmalarının önemli olduğuna işaret eden Keyman, bu tartışmanın sonucunda CHP içindeki sosyal demokratların, laik tabanın ve Alevilerin oylarının HDP’nin adayı Demirtaş‘a kayabileceğini söyledi. İhsanoğlu konusunda rahat olmayan CHP seçmenin ilk turda seçime gitmemesi olasılığına dikkat çekerek, “23 milyon oy deniyor ama belli oranda katılımın olacağı varsayılıyor. Eğer katılım düşerse esasında 18 milyon oy da 23 milyon değerinde karşılık gelip yüzde 50’yi getirebilir. İlk turla ilgili bu tür görüşler var” dedi.


Öcalan en doğru okuyan aktör

HDP’nin ise Türkiye siyasetinde yeni ve etkin bir rol oynayacağının altını çizen Keyman, “Silahtan siyasete geçiş sürecinde Kürtlerin başarılı olduğunu ve başarılı olmaya devam ederek etkinliklerini arttıracaklarını söylemiştim. Bu saptamanın doğru olduğunu ve çözüm sürecinde gelişmelerin doğru okunduğunu düşünüyorum” diye konuştu. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Türkiye ve bölgedeki değişim ve dönüşümü en doğru okuyan siyasi aktörlerden biri olduğunu söyleyen Keyman, ekledi: “O anlamda esasında içeride olmak, bir oda da olmak sizleri gelişmeleri doğru okuyamama gibi bir sorunla karşılaştırmıyor. 1980’ler öncesi solun yaptığını çok daha etkin ve başarılı bir şekilde gelinen süreçte Kürt siyasi hareketi yapıyor.”

Kürtler iyi ve etkin siyaset yapıyor

Siyasetin “oyun kuralı” olduğu bir süreçten geçildiğini ve bu bağlamda Kürtlerin etkin ve iyi siyaset yaptığını vurgulayan Keyman, Öcalan’ın 2013 Amed Newrozu’na gönderdiği mesajın sürecin “mottosu” olduğunu vurguladı. Keyman, “Herkes siyaset yapıyor ve iyi siyaset yapan kazanıyor. Genel olarak Kürtler iyi ve etkin siyaset yapıyorlar. O anlamda bugünün ve yarının Türkiye’sinin ve Ortadoğu’sunun önemli aktörü olmaya adaylar. 30 Mart seçimlerinde de Kürtlerin siyaset konusundaki başarısı olarak ortaya çıktı” diyerek, Kürt halkının Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kilit rol oynayacağını vurguladı.

‘Erdoğan kazansa bile...’

“Demirtaş’ın Cumhurbaşkanı adaylığı ve çözüm sürecinde gelinen aşamayı ‘Kürt baharı yaşanıyor’ diye okuyabiliriz” diyen Keyman, Gezi direnişinden bugüne Erdoğan ve AKP’nin belli kesimlerinin, Batı ve Ortadoğu ile ilişkilerinin sorunlu hale geldiğini, CHP’nin de farklılıkları içinde bulundurmayan, kemikleşen bir tabanı olduğunu kaydetti. Keyman, tüm bu nedenlerden kaynaklı seçimi Erdoğan kazansa bile Kürtlerin etkinliklerinin daha da arttıracağını bunun yalnızca ulusal ve bölgesel değil aynı zamanda çok ciddi bir Ortadoğu boyutu da olacağını söyledi. Keyman, “O nedenle bu kadar başarılı olan bir hareketin neler yaptığını görmek, CHP ve MHP’nin ortak adayı olan İhsanoğlu’nun hangi sorunları çözebileceği üzerine tartışmaktan daha önemli” diye ekledi.


ROJDA KORKMAZ/DİHA/İSTANBUL