
MEHMET ZAHİT EKİNCİ/HAMBURG
Kiel DKTM bünyesinde folklor çalışması yürüten Alman Xezal, Kürtlerin yaşamlarını yerinde incelemek için Kürdistan’a defalarca gitmiş. Kürtleri ikinci ailesi olarak gören Xezal hem zengin Kürt kültürü ve sanatının daha fazla sahiplenilmesini istiyor hem de “birçok Kürdistanlı’dan daha güzel folklor oynarım” diyerek adeta Kürt gençlere ‘hodri meydan’ diyor.
Kürt halk danslarına gönül veren Tabea Wittneben-Fidan, yaklaşık üç yıldır folklor oynuyor. Tabea Wittneben-Fidan, konuşmamızın başında kendisine Xezal denilmesini tercih ettiğini söylüyor. Xezal ile Kürtlerle tanışıklık hikayesini ve yer aldığı çalışmalar üzerine konuştuk.
‘Bu halkın parçası gibi hissediyorum’
Son üç yıldır Kiel Demokratik Kürt Toplum Merkezi (DKTM) çatısı altında faaliyet yürüten Koma Nûdem’de folklor oynadığını belirten Xezal’e Kürtlerle tanışıklığını soruyoruz; “2010 yılında Kürtlerle tanıştım. Başta şunu söyliyeyim: Ben de kendimi bu halkın bir parçası gibi hissediyorum artık. Şu anda beraber yaşadığım arkadaşım da Amedli bir Kürt” diyerek Kürt halkının vermiş olduğu mücadele ile hayatı boyunca vermiş olduğu mücadele arasında bir paralellik bulduğunu söyledi.
‘Sağlam ilişkiler geliştirilmiyor’
Xezal, devamla: “Kürt halkı Rojava’da hayalini kurduğum bir dünyanın temelini atıyor. Herkesin barış ve kardeşlik içerisinde yaşayabileceği bir dünya. Kürtlerin mücadelesini araştırdıkça daha çok ilgi duymaya başladım. Kürdistan’a defalarca giderek yaşamlarını yerinde inceledim. Şunu da itiraf etmem gerekirse, Avrupa’da tanıdığım Kürt ile Kürdistan’da tanıdığım Kürt arasında büyük fark olduğunu gördüm. Nedenini şöyle anlatayım; burada bunca imkan ve olanak varken Kürt gençleri bundan yeterince yararlanamıyor. Sağlam ilişkiler geliştirilmiyor. Kiel Üniversitesi’nde okuyan gençlerle tanıştım. Hatta ilk başlarda epeyde zorlandım. Birbirimizi anlamada güçlük çekiyorduk.”
Kürtleri ve mücadelesini tanıma merakı
Kürtleri daha yakından tanımak için Amed’e gitmeye karar verdiğini belirten Xezal, “Alman toplumunda Kürtler, daha çok Türk ya da bu toplumun bir parçası olarak biliniyor. Bu bizim için de öyleydi. Ne zaman ki Kürt arkadaşları tanıdım bunun büyük bir yanılgı olduğunu anladım. Beni Amed’e getiren de bu merakımdı. Kürtler ne yapar, nasıl yaşarlar, ne düşünürler merakı. Amed’e bu duygularla geldiğimde çok isabetli bir seçim yaptığımın farkına vardım. İlk gözlemlediğim şey, Kürtler’deki okuma merakıydı. Bu merak bana da sirayet edince Kürdistan Özgürlük Mücadelesi’nin tarihi, Kürdistan tarihi ve Zindan tarihi hakkında epey bir yoğunluk yaşadım. Amed’de Kürtlerle gerçekten tanıştım diyebilirim. Hatta Özgürlük Hareketi’ni bu insanların sayesinde tanıdım. Kürt halkına yapılan haksızlıkları ve ayırımcılığı kendi gözlerimle gördüm.
Kürdistan’a defalarca gittim. Her gittiğimde sanki ilk kez gidiyorum gibi heyecanlanıyorum. Dostluğu ve misafirperverliği hiç bir yerde bulamazsınız. Hani derler ya ‘yemez yedirir, içmez içirir’. Kürdistan’a sevgim o kadar büyüdü ki her ayrıldığımda tekrar kavuşmayı hayal ettim adeta.”
Folklor da politik bir eylemdir
Xezal, bu duygu ve düşünceler sarmalında ülkesine dönmüş. Dönünce de, “Bundan sonra ne yapabilirim” arayışına girmiş. Şöyle anlatıyor: “Kiel DKTM bünyesinde Folklor çalışmaları olduğunu duymuştum. Folklor oynama teklifimi büyük bir coşkuyla kabul ettiler. Bir anda grubun bir parçası oluvermiştim. İlk başlarda zorlansam da Oktay hoca ve diğer arkadaşların sayesinde Kürdistan’ın değişik yörelerine ait oyunlar oynadım. (Gülerek) Hatta birçok Kürdistanlı’dan daha güzel oyun oynarım. Sonuçta folklor sadece folklordan ibaret değil. Folklor çok zengin kültürün bir parçası. Aynı zamanda politik bir eylemdir benim için.”
Kadına verilen değer sevindirdi
Son üç yıl içerisinde şahit olduğu başka bir şeyin de Kürt Özgürlük Hareketinin kadına verdiği değer olduğunu söyleyen Xezal, sosyal yaşam içerisinde kadının çok aktifleştiğini gördüğünü, Kürt kadının birçok toplumdaki kadınlardan çok daha önde olması, kendisini çok sevindirdiğini söyledi ve devam etti: “Ben de Kürt halkına karşı olan vefa borcumu bir nevi ödemek için Amnesty İnternational Kiel merkezinde Kürdistan’da hak ihlallerini konu edinen bir resim sergisi açtım. Bu sergiyle kamuoyunda Kürdistan’da Türk devleti eliyle gerçekleşen insanlık dışı olayları gündeme getirmek istedim. Tabii kafamda bu insanlara daha fazla nasıl yararlı olabilirim düşüncesi hep var.”
Çocuğunuzla bağınızı güçlendirir
Xezal, son olarak; “Kürt kültürü ve sanatı oldukça zengin bir geçmişe sahip. Bu zengin kültürün gelecek kuşaklara taşırılması için de burada yaşayan insanların daha fazla çaba içerisinde olmaları gerekiyor. Bu konuda da sorumluluk en çok annelere düşüyor. Herkesin çocuğuyla ana dilini konuşması gerekiyor. Çocuklarınızı folklor kursu başta olmak üzere yapılan kurslara gönderebilirsiniz. Bu aynı zamanda çocuğunuzla olan bağınızı da güçlendirir. Ben de sizlerden biri olarak her zaman böylesi bir çabanın içinde olacağım. Çünkü sizleri ikinci ailem olarak biliyor ve çok seviyorum.”