Fransa’da üç Kürt kadın siyasetçisinin katledilmesinin üzerinden neredeyse bir ay geçti. Fransa yetkili kurumları tarafından kamoyuna Ömer Güney adlı zanlı dışında bir bilgi aktarılmıyor. Fransız basın-yayın organları olayın yaşandığı ilk günler ve savcılık açıklaması dışında neredeyse konuya dair hiçbir haber geçmiyor. Hal böyle olunca eski haberleri yeniden yeniden gözden geçiriyor insan... Haberlerde kesişen noktalardan biri de Fransız medyasının olayın ilk günlerinde katliamı gerçekleştiren güç olma olasılığı bakımından gösterdiği bir adresinde “Bozkurtlar” olması dikkat çekici...
Bozkurtlar denilince akla bir önceki yıl Fransız medyasına yansıyan bir süreci hatırlattı... Fransa’da, 1915 olaylarını soykırım olarak kabul etmeyenleri hapis ve para cezasına çarptırmayı öngören yasa teklifi 22 Aralık 2011’de önce Parlamento’da ardından 23 Ocak 2012 tarihinde Senato’da oylanmıştı. Daha sonra Anayasa Mahkemesi tarafından bu yasa düşürüldü. Bu süreci herkes bir biçimiyle hatırlar. Türk dernekleri sayısız eylem gerçekleştirdi. Yasanın geçmemesi için Avrupa’nın neredeyse her yerinden Paris’e 15 ile 20 bin arasında değişen bir kitle eylem için geldi. Bu birkaç aylık sürecin ardından 2012 Mart ayında Fransız gizli servisinin hazırlamış olduğu DCRI raporu basına sızdı. Le Point dergisi raporu “Kurtlar Paris’e indi” başlığıyla haberleştirmişti.
Haftalık “Le Point” dergisi haberin detaylarında 21 Ocak 2012 tarihinde Türklerin Paris’te düzenledikleri yürüyüşün arkasında “resmi olarak” Fransa Türk Federasyonu’nun bulunduğu, ancak Fransız iç istihbarat birimi DCRI’nin bu kuruluşu “Aşırı milliyetçi Bozkurtlar” olarak nitelediği belirtmişti. DCRI’nin yürüyüşe dair hazırlamış olduğu rapora göre yapılan haberde şunlara yerveriliyordu:
Yürüyüşü Türk Federasyonu düzenlemiş ama istihbarat eylem hakkında şu notu düşmüştü: “Adında belirtildiği gibi kesinlikle federatif bir yapılanma değil. Aslında kimi zaman şiddetli aşırı milliyetçi bir örgüt olan Bozkurtlara kapak oluşturuyor.” Bu cümlelerin devamında Bozkurtlar, “1970’li yıllarda aşırı solcu gruplara karşı saldırılar düzenlemiş aşırı milliyetçi, anti-Kürt ve anti-komünistler” olarak tanımlanıyor.
DCRI’nin istihbarat notunda yürüyüşe katılanlar arasında Alpaslan Türkeş’in eski korumalarından Yusuf Ziya Arpacık’ın da bulunduğu belirtiliyor. Le Point yazarı, Arpacık’ın “doğrudan ya da dolaylı yoldan Türkiye tarafından yürütülmüş çok sayıda bulanık operasyona karışmış bir paramiliter” olarak fişlendiğini aktarmış. Diğer bir detayda Arpacık’ın “Ülkü Ocakları’nda yetiştiği, yurtdışında ‘Türkiye’nin düşmanlarına’ karşı saldırılar düzenlediği, Dağlık Karabağ’da Ermenilere karşı, Irak’ta da Amerikalılara karşı Türkmenlerin yanında savaştığı” kaydedilmiş. Arpacık’ın 2006 yılında Danıştay’a yönelik saldırıya “karıştığının” sanıldığı ve Fransa’da bağlantılı olduğu bireylerinde “Bozkurtların bölgedeki sorumluları” olarak fişlendiği de haberdeki başka bir detay!
DCRI’nin konuya dair kapsamlı bir fotoğraf arşivi olduğunu belirten Le Point, Türk Bozkurtlar’ın, Avrupa’daki ağını Fransa’daki yasa tartışmaları sırasında kullandığını da belirtiyor. Bu arada Talat Paşa Komitesi için DCRI’nin “Ermeni soykırımının inkarı için Türk devletinin en üst seviyesinde kurulmuş yapılanma” ifadelerini kullandığı belirtiliyor.
Habere göre bu istihbarat raporu, 21 Ocak 2012 tarihinde eyleme katılan kişilerin resimleri ve bilgilerinden yola çıkılarak hazırlandığı belirtiliyor. Rapor Mart ayının başında basına sızıyor. Yani neredeyse bir aylık bir süreçte Fransa bu güçlerin tüm bağlantılarını tespit edebiliyor. Bu durumda şu soru akla geliyor: Paris katliamının ardından 29 gün geçti... Fransa neden hala Ömer Güney’in arka planında duran güçlere ulaşamadı?
Kim bu Bozkurtlar?
Fransa Gündemi