Taht eline geçmişken, kendini Osmanlı hükümdarı sandın. Ki onların bile gücü yetmemişti, bizi oradan sürüp atmaya. Çünkü biz, o toprağı ana bilmişiz. Yeminimiz bile onun üzerinedir. Özgürlük ve eşitlik için kanını o toprakların üzerine akıtanların üzerine yeminlerimizi ederiz. Anlamazsın. O çapta değilsin.
Kutsallıkların paradan ibaret olduğu için anlamazsın.
Bir din tüccarı olduğun için anlamazsın.
Ecdadım dediklerin 1071’de gelmişlerdi. Onlar gelirken, biz o toprakların asıl sahipleriydik; Ermeniler, Süryaniler, Rumlar ve hatta az da olsa Türkmenler de vardı. Ve Türkler de eklendi. Hoş geldiniz, dedikten sonra hepimizin oldu. Şimdi de öyleyiz. O toprakların asıl sahipleri Kürtlerdir, Ermenilerdir, Süryanilerdir, Alevilerdir, emekçilerdir, ezilen Türklerdir ama senin gibi dönmeler, o ülkenin asla sahipleri olamazlar. Ne sen, ne de ecdadım dediğin halk, bizi kovma hakkına sahip değildir. Bir halkı kimse kovamaz. Geçti o günler.
Roboskî demeyecekmişiz! Evet, ağzından salyalar akıtarak bunları söylüyorsun. Katliamı yapan cellatlarına ödüller verdin. Sana da bu yakışırdı. İçinden çıkıp geldiğin gelenek de bunu gerektiriyordu.
Ama hakkını vermek gerek, hiçbir lideriniz, senin kadar iyi yalan kıvıramıyordu. Ve kendisini böylesine ustalıkla da saklayamıyordu. Sen bu konular da oldukça iyisin. Lakin takke düştü kel göründü.
“Tek millet, tek bayrak ve tek din,” diyerek binlerce insanı cezaevlerine attın. Askerlerin Ceylan Önkol gibi bir çocuğu topla paramparça etti. 12 yaşındaki Uğur Kaymaz’a on üç kurşun sıkarak zaten kendini göstermiştin.
Öncesi de vardı. Fırıldak ve sümüklü hocan, ırkçı beyanatlarıyla zaten kendisini göstermişti. Ama halkımız o demogojilerine inanabiliyordu. Zaman zaman umut da yaratabiliyordun.
Ama hiçbir zaman inanmamıştım o yalanlarına. Hem o kadar da inanmak isterken. Çünkü ölenler fakir fukara çocuğuydu.
Acılarımızla ve değerlerimizle alay eder bir hale geldin. Kendini tutamadın ve sonunda gerçek yüzünü ortaya çıkardın. Tekledin binlerce insanımızı ceza evlerine doldurdun. Şimdi de terk edin diyorsun. Bakalım daha kaç kişiyi öldüreceksin.
Kim kimi, kimin ülkesinde kovuyor. Dönmelerin gücü buna yetecek mi?
Çakallar ve kurtlar uluyor.
Zaman, alaca bir karanlık. Emin olun ki, güneşin doğuşu da yakın.
Kim kimi kovuyor