Tarih belleğinde Aleviler açısından geç ama halen sorulması zor bir soruyu gene karşımıza çıkarıyor:
Aleviler ne yapacak? Bu çıkarımlar tepeden bakan değil, yoksul emekçi mahallelerde büyüyen, her sözde geçen durumları yaşayarak dile gelmiştir.
Bizler için bu seçim yeni değil. Her seçimde iktidar tarafından hasbelkader hatırlanan bizler tüm dalavereler, sahtelikler ve inkarların ardından da imhadan geçtik.
Şimdi çok uzun senelerin emekleri verilerek yaratılan bir bellek var artık. Emeğin, doğanın, insanın ve halkların özgürlüğü için verilen mücadele bu çağda bir bilinç devrimine de gidiyor. Yıllarca “zor” bir devlet pratiği olarak halklara uygulanmış. Şimdi Ortadoğu’da yaşadıklarımız bir sürpriz değil. Yıkımlar, katliamlar ve savaşlar geçmiş çağlardan tanıdık geliyor ama hepsinin karşısında bir umud da var.
Şimdi durduğumuz eşik halklar ve haklar mücadelesi açısından çok önemli. Büyük değişimlere yürüyebilecek bir değişimi, yeni yaşam dayanışmasında bulabilecek bir sürece sahibiz.
İşte çok yakıcı ve gerçekçi temellere oturan bu durumda Aleviler politik olarak bir tercih değil yaşamsal bir tavır almalıdır. Özellikle emekçi mahallelerde bulunan Aleviler büyük kafa karışıklıkları varmış gibi düşünülüyor. Yıllarca ezbere biçimde düşünülen insanlar böyle de düşünülmeye zorlandılar.
Bir biçimde Alevilere tabi kılınan CHP tek başına bunları açıklamada yeterli değil. Ardında yatan altı-ok ideolojisi bu tutumu derinleştirmede, tek tip devlet ve insan biçimini bizlere göstermektedir. Bu haliyle Alevilerde de gelişen sermaye odakları bu durumları gizli kapaklı yapılaşmalarla bir sadaka kültürüne indiren ilişkiler de yaratmıştır.
Tabi bu tek başına Alevilere has değil, biz Aleviler nazarında tartıştığımız için bu noktadan derinleşmeye çalışacağız.
Bu coğrafya kesintisiz darbeler çağı yaşarken, halklar bir yandan da en büyük zindanı gündelik toplumsal yaşamda yaşıyor. Toplum içinde tüm değer yargıları ve kültürel yapı insanlara yabancılaştırıldı ve hatta unutturulma eşiğine getirildi. Yaşamlarımız bir süre sonra bize rencide edildi. Belki de önce tüm bunlara dönmeli bunlarla hesaplaşılmalı.
Egemen resmi ideoloji her aşamada kendini yeniden üretme öğelerini basit iletişim ve davranış modellerinde güncelledi. Bu haliyle düşünürsek Alevi toplumu için bu durumu irdelemekte yarar var. Çünkü büyük metropoller de bu, çok hızlı bir biçimde ilerliyor. Ama en hassas parçalarımız Koçgiri, Varto, Kürecik, Elbistan(v.b) gibi noktalarda da patolojik saldırılar var. İnsanlar uzlaşmacı oluyor ve sermaye paydasından yararlandıkça iktidarlaşıyor.
Tüm bu oluşan dezenformasyon bir kenara, mevcut devlet organlarının en hassas noktasında olacak bu seçim bir kopuşu getirebilir. Bu seçim bir başına tercih değil hassas emekçi bir tavırdır. Belki de yapmaya başlayacağımız tartışma yeni bir yaşamı örecek soruları sorduracak. Bunu ötesi bir körlüktür.
Ki bu körlük nedendir. Bu sesi duyamamanın sağırlığı nedendir? Bu sığ yapıdan kopmanın birçok nedeni genel geçer bir cümle yerine yaşama daha büyük anlamlar veremediğimizden mi?
Alevilerin toplumsal yaşantısında bugüne değin sokağı kullanmakta geride mi kalmıştır.
Gezi dayanışmasından da iyi bildiğimiz bir süreçte, sokağa çıkmasa da tencere-tava pencerede uyumayan insanlar bir pratiği yaşarken, bu haliyle Aleviler kendi politik süreçlerini okumakta nedense kabız kalmakta ve içe dönüp yaralarını kanatmaktadır. Yaşadığımız emekçi mahallelerde yeni bir yaşamın dayanışmasını yaratmak, tıpkı çok uzak olmayan yıllar önce, mahallelerimizde yaşadığımız barınma sorununa verilen yanıttan doğrudan meşru mücadeleden geçiyor.
Otoriter tek adam siyaseti karşısında yoldaşlığı ve renklerin dayanışmasını örmede hünerli olmalıyız.
İlk kez Alevilerin toplumsal yaşantısında sistem eleştirileri kökten, kuvvetli ve yapıcı bir düzeye kavuşmuş, geçmiş yöntemlerin sebep-sonuç irdelemeleri yapılır hale gelmiştir. Bu durumu mahalle bakkalı, aile yaşamı ve otobüs pratiklerinden doğru düşünelim. Ne kaderse CHP, K.Kılıçdaroğlu pratiğinde bir rol biçmişse de böylesi benzer bir süreçte bu defa bu durumu altüst etmesi kimse için sürpriz olmasa da bu durumu okumakta çok anlık düşünmemeli derinleştirilmeli. Lakin bu olaylar dizisi hep operasyonel bir incelikte gelişmiş bunun ardından gelecek dalga hiç yabancı gelinmemeli.
İnsanlar fikirlerini, kelimelerini, tercihlerini ve seçimlerini özgürce söylemek için mücadele etmiş canını vermiş, Kerbela susuzluğu çekmiş gene de Öz’ünü sermemiştir.
Bu süreçte Aleviler cephesi açısından süreç islamofobi çerçevesinden değerlendirilmekte, sıkıştırılmakta. Mevzu tam tabiriyle insanlığa verilecek emekle alakalıdır. Tüm halklar açısından yeni yaşamın umudunu büyütmekte bir adım olarak okunmalı. Toplum bu vakte kadar yabancılaştırılmış bir birini tanımaz hale, ötekiler halini almaya itilmiş, cepheleşmeler ve kutuplaşmalara bırakılmıştı.
Tüm bunlar bir kurşuna dönüşürse
Kim mi alır darbeyi
Ezilenler, Mazlumlar
"Hakikat bize insanları varlıklarına, dinlerine, dillerine göre ayırmamızı değil, birleştirmemizi buyurur." Simavnalı Bedreddin