Almanya’nın Hamburg kentinde yaşayan Mehtap Erol 10 yıldır çeşitli kurumlarda yöneticilik yapmış bir anne. 1971 Dersim-Nazimiye doğumlu Erol, Hamburg’un en saygın hastahanelerinden Integra bakımevi ve psikyatri ana bölümünde çalışıyor. Yaklaşık bir senedir burada müdirelik yaptığını belirten, Erol 10 senedir çeşitli kurumlarda yöneticilik düzeyinde çalıştığını söylüyor. İki yıl psikyatri, üç yıl yöneticilik üzerine okuduğunu sözlerine ekleyen Erol, yaşlı ve korunmaya muhtaç insanlara yardım duygusunun kendisini bu mesleğe yönelttiğini ifade ediyor. 20 yaşındaki kızının da kendisinden etkilenerek hemşirelik mesleğini yaptığını belirten Erol, toplumda en çok yaşlıların korunmaya gereksinim duyduğuna vurgu yapıyor.

Kaderlerine terkediliyorlar

Erol Almanya’da ve Avrupa’nın birçok ülkesinde yaşlıların bakım evlerine teslim edilerek, adeta kaderlerine terk edildiğini, Alman yaşlıların yanısıra çeşitli ulustan insanların da bakım evinde kaldığını söylüyor. 132 yatak kapasiteli Integra bakımevinde yönetici konumda çalışan tek göçmen Mehtap Erol. Fakat Türk olarak tanınmasının kendisini incittiğine dikkat çeken Erol herkesin kendi kimliği ile ve anadiliyle kendisini ifade etmesi gerektiğini söylüyor. Erol “Kürtlerin bir ulus, Kürtçenin bir dil olduğunu bilmeyen o kadar Alman var ki, hastalarıma ‘Roj baş, şew baş’ demeyi öğrettim. Onların da beni ‘Roj baş’ diyerek karşılaması çok sevindirici” diyor. Genelde tüm kadınlarda, özelde de Kürt kadınlarında yaşlı insanlara karşı bir saygının oldugunu söyleyen Erol, bu yüzden meslegini severek yaptığını belirtiyor.


Kadın meclisinde yer alıyor
Mesleğinin yanısıra, Hamburg Kürt Kadın Meclisi bünyesinde kadın çalışması yürüten Erol, gittiği her yerde Kürdistan’lı kimliği ile tanınmak istediğini, bunun çabasında olduğunu vurguluyor. “Kürt olarak ve anadilimizle insanlık ailesi içinde yer almak istiyoruz. Bundan daha doğal ve insani bir hak olamaz” diyen Erol, Kürtleri tanımayan kesimlerin zaman zaman önyargılı yaklaşarak, şiddet yanlısı olarak değerlendirdiklerini ifade ediyor.
Erol ayrıca, Avrupa’da yaşayan Kürtlerin sadece kendi ulusundan insanlarla ilişkilerini sınırlanmasının doğru olmadığını, diğer halklarla da ilişkilerin geliştirilmesinin doğru tanınma açısından gerekli olduğunu belirtiyor. 

Panel ve seminerler düzenliyor

Küçük yaşta gurbetçi bir ailenin çocuğu olarak Almanya’ya geldigini söyleyen Erol, buna rağmen her zaman ülkesinin sorunlarına duyarlı olduğunu sözlerine ekliyor. “Dêrsîm’i  dünyaya değişmem’ diyen Erol, herkesin ülkesi için bir şeyler yapması gereğine dikkat çekiyor. Meslek hayatı boyunca edindiği tecrübe ve izlenimlerini panel ve seminer halinde Kürdistan’lı kadınlarla paylaştığını, bundan da büyük bir keyif aldığını söyleyen Erol şunları belirtiyor:”Kürt kadınları olarak bir araya gelmeli ve erkek egemenlikli anlayışlara karşı daha çok mücadele etmeliyiz. Kürdistan’da ‘namus’ ve ‘töre’ adına işlenen cinayetler bende müthiş bir öfke yaratıyor. Her ölen can bizden gidiyor. Savaştan en çok kadınlar etkileniyor, acı çekiyor. Tüm ölümlere üzülüyorum. Tek arzum bu savaşın bitmesi.”
Kızının kendisinden etkilenip hemşirelik üzerine meslek yaptığını ifade eden Erol son olarak “Mesleğimiz, konumumuz ne olursa olsun, topraklarımıza karşı sorumluluklarımızı yerine getirmeli, el verdiğince bakıma muhtaç insanlara yardımcı olmalıyız”diyor.

MEHMET ZAHIT EKINCI / HAMBURG