Kimse içindeki ışığı söndürmesin

10 Ağustos 2021 Salı - 17:00

FIGEN YUKSEKDAG

FIGEN YUKSEKDAG

  • 5 yıldır rehin tutulan HPD eski Eş Genel Başkan’ı Figen Yüksekdağ, cezaevi günleri ve Türkiye’deki siyasal gidişata dair konuştu. Yüksekdağ, “Kimse içindeki ışığı söndürmesin, onun kaynağını unutmasın” dedi.

 

4 Kasım 2016 yılından bu yana tutuklu bulunan HDP eski Eş Genel Başkan’ı Figen Yüksekdağ, Yeni Yaşam gazetesine konuştu. Kandıra F Tipi Cezaevi’nde rehin tutulan Yüksekdağ, cezaevi günlerini anlattı. 
Sürekli iktidar saldırısı altında olduklarını söyleyen Yüksekdağ, stabil bir hapislik süreci yaşamadıklarını belirtti. “Mahkemeler, savcılıklar; cezaevlerinin genel ve ‘bize özel’ baskı uygulamaları, hak gaspları derken her günümüz aktif siyasi mücadele ile geçiyor” dedi.

Yaşamı üretken kılmaya çabası
Şartları zorlayarak günlük yaşamı üretken kılmaya çalıştıklarını ifade eden Yüksekdağ, sağlıklı yaşam için düzenli olarak spor yapmaya çalıştıklarını dile getirdi. Okuma ve yazmanın günlük faaliyetin bir parçası olduğunu kaydeden Yüksekdağ, müzik ve edebiyatla da ilgilendiğini ifade etti. 
Figen Yüksekdağ, “Bir buçuk yıldır hiçbir arkadaşla görüşemiyor, spor-sohbet hakkını kullanamıyoruz. Ama F tipi usulü de olsa bağımızı koparmıyor, sesimizi-selamımızı eksik etmiyoruz. Birbirimize seslendiğimiz zamanlar, günlük yaşamımızın değişmez aktivitelerinden biri” dedi.

Çözümsüzlük ve savaşta ısrar devleti bir suç örgütüne dönüştürdü
Yoğunlaştığı konuları da aktaran Figen Yüksekdağ: “Bugüne kadar daha çok siyaset tarihi ve toplumlar tarihine, hareketlerine yoğunlaştım. Kadın özgürlük mücadelesi tarihi ve son dönem kadın isyan dalgası üzerine de çalışıyorum” dedi.
Türkiye’deki gidişatı da değerlendiren Yüksekdağ, AKP-MHP koalisyonunun çürümenin son aşamasına geldiğini kaydetti. Yüksekdağ şöyle devam etti, “Devlet organizasyonu tam olarak bir mafya, tarikat, hortumculuk federasyonuna dönüşmüş durumda. ‘Vatan bölünecek’ paranoyasını yayarak, halklar arasında savaş ve nefret tohumları ekerek, bizlere karşı kışkırtarak koltuklarını korudular. Bir taraftan da kendi menfaatlerine göre ülkeyi bölüp suç parselleri, kartelleri kurdular. Yıllardır söylediğimiz, üstüne gittiğimiz ve rehin alışımızın da sebebi olan gerekçeler, bugün siyasi iktidarın patlayan lağımlarından taşıyor.”
Kürt sorununda çözümsüzlük ve savaş ısrarının devleti bir suç örgütüne dönüştürdüğünü dile getiren Yüksekdağ, “90’lı yılları, Susurluk sürecini de aşan bir suç örgütlenmesi ile yüz yüzeyiz” dedi. “Yoksulluk, yolsuzluk, adaletsizlik, organize yalan ve şiddet sarmalına alınan Türkiye toplumu için tek çıkış bu iktidarın aşılmasındadır” diyen Yüksekdağ, durumun son derece açık olduğunu söyledi: “Mevcut şartlar altında beklemek, geri durup ağırdan almak, mesnetsiz beklentilerle kendini ve başkalarını kandırmak, faşizm bataklığı tarafından yutulmak ya da onun uzantısına dönüşmek demektir.”

.

HDP herhangi bir parti değildir
HDP’nin kapatılma tartışmalarına ilişkin görüşlerini dile getiren Figen Yüksekdağ şunları söyledi, “Bizler her durumda önümüze bakarız, yol açarız, durum ve denge değiştiririz. Aklımız da ruhumuz da buna yeter. Önemli olan mücadele enerjisini düşürmemek, bizleri çürümüş siyasi düzenin uzantısı parti ve zihniyetlerden farklı kılan özü korumaktır. HDP herhangi bir parti değildir, hiçbir zaman olmadı. En kritik eşikte farkını güçlü biçimde ortaya koyacaktır, herkes emin olabilir.”
Yüksekdağ, “Zorla-zulümle ya da açık-sinsi siyasi mühendislik yöntemleri ile yenilecek, eriyecek bir parti yok karşılarında” diyerek herkesi aktif direnişe çağırdı. “Partimizin eylem ve örgütlenme programı en güçlü şekilde sahiplenilmelidir” diyen Yüksekdağ hiçbir dayatmaya teslim olmayacaklarını kaydetti.

Tecrit siyasi krizi derinleştiriyor
Kürt Halk Önderi Öcalan’a uygulanan tecrite de değinen Yüksekdağ, “İmralı tecridi var olduğu müddetçe Türkiye’de siyasi krizin derinleşeceği defalarca kanıtlandı. Hem iktidarı hem muhalefetin krizidir bu. Öcalan’a yönelik mutlak ve insanlık dışı tecrit, iktidarı daha fazla yönetemez ve kendi içinde dahi parçalanan bir noktaya sürüklüyor” tespitinde bulundu.

Sorumluluk sadece siyasi tutsaklara bırakılamaz
Figen Yüksekdağ şöyle devam etti: “Halkın günlük yaşam ve mücadelesinin içinde güçlü, yaygın bir talebin yükseltilmesine ihtiyaç var. Uzun süredir devam eden süresiz-dönüşümlü açlık grevi bu yönelimin ürünüdür. Tabii, malum olanı tekrar ifade etmek gerekirse; böylesi kritik bir sorumluluk sadece siyasi tutsaklara bırakılamaz. İşin gerçeği İmralı tecridi içerdekilerin sorunu olmaktan çok dışarıdakilerin, hak ve özgürlük alanları gün be gün adı konulmamış hapishaneye dönüştürülenlerin sorunudur” dedi.

Son sözü daima direnenler söyler
“Uzun ve karanlık bir dönemden geçildiğini ifade eden Yüksekdağ, “Kimse içindeki ışığı söndürmesin, onun kaynağını unutmasın. Ruhumuzu karartmaya çalışanlar olacaktır. Kararsızlık ve güvensizlik yayanlar, küçük hesaplar peşine düşüp yolunu kaybedenler de var. Ama asıl sözü, son sözü daima direnenlerin, halkın katıksız değerlerine bağlı kalanların aklı, vicdanı, hareketi söyler. Kimin ruhuna dokunduysak her birini bu çizgide kenetlenmeye çağırıyorum” dedi.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.