Kınama değil birlikte direnme zamanı

Dosya Haberleri —

20 Ağustos 2021 Cuma - 20:04

  • Devrimci Parti Genel Başkanı Öneren: Halkta sıcak bir gelişme var, hareketlenme var ve öfke var. Çok büyük bir direnişe dönüşebilecek bir öfkedir bu. Henüz dönüşmedi ama dönüşebilir. Önemli olan biz devrimcilerin bunu yakalaması ve yan yana durmayı başarabilmemiz.

 

Demokratik muhalefet ne diyor? - 4

MİHEME PORGEBOL

Devrimci Parti Genel Başkanı Elif Torun Öneren, “Direnenlere karşı topyekün bir savaş var. Artık kınamanın değil, direnmenin zamanıdır. Güçleri birleştirip bu saldırılara karşı durmanın zamanıdır” çağrısında bulundu.

İktidarın artan saldırılarının altında yatan sebeplerin iyice anlaşılabilmesi için AKP-MHP faşist rejiminin geldiği noktanın iyi okunması gerektiğine dikkat çeken Devrimci Parti Genel Başkanı Elif Torun Öneren, “Gelinen süreçte iktidarın toplumsal dayanağı zayıfladı” dedi ve devam etti: “Bunu gördük ve izliyoruz. Ekonomik ve sosyal kriz, pandemiden önce de vardı ama pandemiyle birlikte daha da derinleşti, altından kalkılamayacak boyuta geldi. Müteahhitlerin rant kavgalarının ortaya çıkması, bu nedenle ülkenin ağır bir toplumsal krizden geçmesi, gelirler arasındaki farkın insanları intihara sürükleyecek kadar çok olması ve toplumdaki kişiler arasındaki ekonomik ayrımın gittikçe büyüyor olması... Adalet duygusu yok olmuş bir iktidarla karşı karşıyayız.”

‘Egemenliğini sürdüremiyor’

“Kendilerine oy veren köylülere karşı bile yoğun bir şiddet uyguluyorlar” ifadeleriyle iktidarın şiddet odaklı bir yönetim anlayışı benimsediğini belirten Elif Torun Öneren, “Küçük esnafı nasıl yoksul duruma getirdikleri ve intihara sürüklediği göz önünde olan bir iktidar var. Devrimci ve muhalif güçlere dönük saldırıları da tüm bu yaşananlar doğrultusunda değerlendirmek gerekiyor. Yani şu süreçte yaşananların ve daha sayamadığım, hepimizin aylardır dile getirdiği nedenlerden dolayı egemenliğini sürdüremez noktaya gelmiş bir iktidarla yüz yüzeyiz. Egemenliği kaybetme kaygısını önlemek için saldırıların bu denli yoğunlaştığını ve ivme kazandığını görüyoruz” dedi.

‘Topyekün bir savaş var’

İktidarın artık halkın asıl gündemini manipüle etmekte de başarısız bir noktaya geldiğini ifade eden Elif Torun Öneren, “Önceden bu iktidar, yarattığı suni savaşlarla halkın gerçek gündemlerini manipüle ediyordu ama artık bu savaşlar da gündemden düştü. Bunun yanında emperyalist güçlerle olan sorunlar, diplomasi alanındaki sıkışmışlık ve uluslararası politikada yaşadığı sorunlar, iktidarı bir çelişkiler yumağına dönüştürdü. Onun için bizlere, muhaliflere, devrimci güçlere, HDP’ye bu kadar yüklenmesinin altında ve saldırıların yoğunlaşmasında bu çoklu krizlerin mevcut olduğunu düşünüyoruz” dedi.

Elif Torun Öneren, sözlerini şöyle sürdürdü: “Mücadele alanlarında bizler varız ve bizler iktidarın faşizmi yönetme yeteneğini engelliyoruz. Önüne bir set gibi, baraj gibi çıkıyoruz ve bu da onu rahatsız ediyor. Direnen güç bloğu karşısında öfkesini ve saldırısını şiddetlendirerek arttırıyor, gün geçtikçe. Tüm muhaliflere savaş açtı ama bu tüm muhaliflerin dışında kadınlara, işçilere, LGBTİ+’lara, ezilen halklara, özellikle de Kürt halkına dönük yoğun bir saldırı içerisinde. Yani direnenlere karşı topyekün bir savaş var.”

‘Deniz Poyraz kırılma noktasıydı’

Faşist iktidar saldırılarını arttırdıkça halk arasında yoğun bir öfke ve dayanışma refleksi geliştiğini söyleyen Elif Torun Öneren, ekledi: ”İktidarın kendi içinde ve tabanında da bir öfke var. Toplum, dipten gelen bir dalganın şiddetiyle sarsılıyor ve bu sarsıntı da öfkelere yol açıyor, direnişe yol açıyor ve her geçen gün de iktidarın korkulu rüyası haline geliyor.”

“Toplumsal öfkenin her geçen gün arttığının farkındayız” diyen Öneren, “Özellikle Deniz Poyraz’ın katledilmesi, toplum için hangi kesimden, hangi partiden olursa olsun bir kırılma noktasıydı. İnsanlar akın akın HDP’ye taziye ziyaretlerinde bulundu. Katliamı kınadılar. Ama Devrimci Parti olarak bize göre artık kınamanın değil, direnmenin zamanıdır. Güçleri birleştirip tüm bu saldırılara karşı durmanın zamanıdır” sözleriyle mücadele birliğinin önemine dikkat çekti.

‘Topyekün karşı duruş’

Bunun bir tek HDP’nin, Devrimci Parti’nin, işçilerin, kadınların, Kürtlerin değil, bu düzenden rahatsız olan herkesin vermesi gereken bir mücadele olduğunu vurgulayan Elif Torun Öneren, şu ifadeleri kullandı: “Bu mücadeleden bir tek devrimciler, sosyalistler ya da HDP sorumlu olmamalı. Bu saldırılara karşı topyekün bir mücadele gerekiyor. Zaten birleşik güçler, gençlik, fabrikadaki işçiler, kadınlar, bu direnişi sürdürüyor ama bu direnişte önemli olan, tüm güçlerimizi düşmana karşı, bu faşist sistemi kurmak isteyenlere karşı, bu rant düzenine karşı örgütlemektir. Korku duvarlarını aşmak gerek ve istendiği zaman bunun çok sefer aşıldığı görüşündeyiz. Güçlerimizi birleştirerek ve topyekün bir karşı duruşa geçmeliyiz.”

Öneren, iktidara karşı çıkan herkesin bir araya geldiği bir direniş cephesini kurmanın elzem olduğunun altını çizerek, “Bunun koşullarını oluşturmaya çalışıyoruz. Biz alanlarda varız” dedi.

Sözcüklerden bile korkuyorlar

Ortak mücadelenin imkanlarını sorduğumuz Öneren, devrimcilerin zaten yıllardır böyle bir mücadele birliği oluşturmak istediklerini hatırlatarak, “Birleşik mücadelenin imkanları hiç olmadığı kadar gelişkin aslında. Son süreçte 8 yapının bir araya gelmesiyle oluşan Birleşik Mücadele Güçleri var. Ondan önce oluşan Gençlik Meclisi var” dedi.

Birlik çabalarının devletin de şiddetli saldırılarına maruz kaldığını kaydeden Öneren, buna rağmen adımlar attıklarını aktararak, bu konudaki hassasiyetlerini ise şu sözlerle ifade etti: “Mutlaka herkesin dikkatini çekmiştir. Yapılar kendi bayraklarını bile taşımıyorlar ama önemli olan bu birleşik mücadele güçlerine diğer dernekler, insanlar, bireyler, halklardan, toplumdan topyekün bir katılımın sağlanması. Hedef bu olmalı. Faşizme dur demenin ve bugünkü mücadelenin kıstası da ölçüsü de budur.”

‘Direnişe dönüşebilecek öfke’

Halkların da mücadele birliği için kenetlendiğini vurgulayan Öneren, “Halkta sıcak bir gelişme var, hareketlenme var ve öfke var. Çok büyük bir direnişe dönüşebilecek bir öfkedir bu. Henüz dönüşmedi ama dönüşebilir. Önemli olan biz devrimcilerin bunu yakalaması ve yan yana durmayı başarabilmemiz. Gerçekten halklar şu an ayakta. Kendi çevremden de bakıyorum, AKP’ye oy vermiş birçok insan yaşananları lanetliyor. Bu iktidara oy verdiği için kendini kınıyor. Kendi tabanı da aynı yarılma ve öfkeyi yaşıyor. Yani zulmünü arttırmasının altında varlığını koruma isteği yatıyor” sözlerini kullandı.

‘Kapatılamaz da, yargılanamaz da’

HDP’ye açılan kapatma davası ve Kobanê yargılamalarına ilişkin de görüş belirten Devrimci Parti Genel Başkanı Elif Torun Öneren, HDP’nin istense de kapatılamayacağını vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü: “HDP dimdik ayakta; ana bileşenleriyle, destekleyenleriyle ayakta. Onun için böyle davalar ve uydurma yargılamalar düzenliyorlar. Kobanê dosyalarına baktığınızda veya şu son süreçte Devrimci Parti dava dosyalarına baktığımızda dişe değer hiçbir şey yok. Bu kadar insanın içeriye alınmasını gerektirecek hiçbir şey yok.”

HDP’de farklı öznelerin temsil edildiğine dikkat çeken Öneren, “Mutlaka kazanacağımıza inanıyoruz. Asla bu inancın gerisine düşmeyeceğiz” dedi.

 

Devrimci Parti

Devrimci Parti, 1 Eylül 2015’te kuruldu ve Birleşik Devrimci Parti, Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) ve Türkiye Gerçeği’nin birleşiminden oluşuyor. Halihazırda Elif Torun Öneren genel başkanlığında faaliyetlerini yürüten partinin kısa adı ise Devrimci Parti olarak biliniyor. Aynı zamanda Halkların Demokratik Kongresi (HDK) ve Halkların Demokratik Partisi bileşeni olarak siyasi faaliyetlerini sürdüren Devrimci Parti, kurulduğu günden bu yana devletin saldırılarının da hedefinde. Yönetici ve üyeleri hakkında Kobanê eylemlerinden yaşamını yitiren devrimcilerin anmalarına kadar bir çok konuyla ilgili davalar açılan partinin, son olarak İstanbul’da gerçekleştirilen bir operasyonla 11 üyesi gözaltına alındı.

 

AKP’liler bile artık daha az güveniyor

Türkiye’de başta HDP olmak üzere muhaliflere dönük artan saldırıları gazetemize değerlendiren Yeşil Sol Parti Eşsözcüsü İbrahim Akın, CHP’nin artık Kürtler söz konusu olunca takındığı ikircikli tutumu bırakması gerektiğini belirterek, “Türkiye, gözümüzü, kulağımızı kapatıp duyarsız kalırsak yürütülemeyecek kadar riskli bir sürece girdi. Topluma bu saldırılara karşı topyekun itiraz etmek gerektiğini, asgari müştereklerde buluştuğumuz mesajlarla belirtmeliyiz. Bunu yapabilirsek toplum, bu iktidardan kurtulmak için bir yol haritası görmüş olacak ve bu yol haritası etrafında daha güçlü bir şekilde kenetlenecek; erken seçim olacaksa erken seçimde, normal seçim olacaksa da normal seçimde bu iktidarı alaşağı edecektir. Biz bunun bir örneğini 7 Haziran’da gördük.” ifadelerini kullandı.

‘Saldırılar devlet politikası’

Yeşil Sol Parti Eşsözcüsü İbrahim Akın, şu değerlendirmeleri kaydetti: ”Başta Kürt muhalefetine, sonra da bütün muhalefete dönük saldırılar ve imha politikaları giderek gelişti. Başlangıçta bu sürecin bir ‘terörle mücadele’ politikasıyla sınırlı kalacağını sanan bazı kesimler, devletin geleneksel politikalarını izlemeye, sessiz kalmaya çalıştı. Ancak görüldüğü gibi sadece devrimci ve sosyalist kesimlere değil muhalif olduğunu söyleyen herkese dönük saldırılar bunlar. Saldırılar, 5 yılı aşkın bir süredir devlet politikası haline gelmiş durumda. Gözlemlediğimiz kadarıyla bu politika, AKP’nin kendi tabanında da toplumsal bir karşılık bulamıyor artık.”

Muhalefetin beceriksizliği

Türk devletinin tetikçisi ve mafya lideri Sedat Peker’in ifşaatları konusuna da değinen Akın, “Peker’in itirafları, tabiri caizse bir magazin hikayesine dönüştürülmek isteniyor. Rol model haline gelmiş bir eski mafya liderinin devletle olan ilişkisinin anlatıldığı bu hikayede, mafya lideri sanki bir muhalif reismiş gibi bir pozisyona getirilmeye çalışılıyor. Bu, aynı zamanda toplumsal rol model üretme anlamında da tehlikelidir.” dedi.

Bu konuda muhalefeti de eleştiren Akın, “Muhalefet, bu ilişkiler ağını topluma etkili bir şekilde ifade edemedi; bu ceberrut iktidar karşısında inandırıcı ve ikna edici bir iktidar seçeneği üretemedi. Sebebinin muhalefetin beceriksizliği olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kaydetti.

‘AKP seçmenleri daha az inanıyor’

“Peker’in söyledikleri, Erdoğan’ın söylediklerinden daha değerli hale geldi” diyen Akın, yapılan anketlerin de buna işaret ettiğini belirterek ekledi: “Bu aslında toplumda devleti yönetenlerin yönetme biçimlerine dair kaygının, umutsuzluk ve güvensizliğin giderek büyüdüğünü gösteriyor. AKP seçmenleri içerisinde bile inandırıcılık seviyesi epey düşmüş durumda.”

‘Sivil inisiyatif geliştirilmeli’

İhtiyaç duyulanın bir “sivil inisatif” ve “partileri aşan birlik” olduğunu belirten Akın, CHP’nin de artık “daha açık” olması gerektiğini söyledi.

HDP’ye yönelik saldırıların “yalnızca bir partinin meselesi” olmadığını da vurgulayan Akın, “Türkiye’de başta HDP olmak üzere farklı sol partilerin, çeşitli sendika ve demokratik kitle örgütlerinin bir araya geldiği, kimsenin illa birilerinin çatısı olmak zorunda olmadığı, herkesin geniş bir ittifakta yan yana durduğu bir zemin sağlanabilir” dedi.

“Bu zemin sağlandığında CHP’nin de kendi içindeki sol kanadın baskısıyla bu birlikteliğin bir parçası haline geleceğine inanıyorum” diyen Akın, sözlerini şöyle sürdürdü: “İnsanlar artık bu düzeni istemiyor. Bunu çok daha yüksek sesle söylemeye başladılar. Son 6 yıllık süreç, insanların kendilerini çok net ifade etmesini sağladı. Bunu korumak ve büyütmek gerek. Bu korku imparatorluğu karşısında daha cesur ve kararlı bir şekilde mücadele etmeliyiz.”

HDP haklı ve meşru

HDP’nin kapatılması tartışmalarına da değinen Yeşil Sol Parti Eşsözcüsü, “HDP toplum nezdinde haklı ve meşrudur” dedi ve ekledi: “Eğer HDP’yi kapatma girişiminde bulunurlarsa, tam tersine HDP’nin çok daha büyüyeceğini düşünüyorum. Biz de bu konuda Yeşil Sol Parti olarak her düzeyde kampanya yapacağız. Eğer bütün toplum bir araya gelir ve bu haksız ve hukuksuzca davalara itiraz ederse ve muhalefet de bu konuda ortaklaşırsa iktidarın yapabileceği hiçbir şey kalmayacaktır.”

 

Yeşil Sol Parti

Resmi adıyla Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi, 25 Kasım 2012 tarihinde, Ufuk Uras’ın genel başkanlığında, Eşitlik ve Demokrasi Partisi ile Yeşiller Partisi’nin birleşmesi ile kuruldu. Eşsözcülük sistemiyle yönetilen partinin eşsözcülüğünü şu anda Ayşe Erdem ve İbrahim Akın üstleniyor. Ekolojik bir şiarla toplumdaki her kesimin eşit, özgür ve barış içinde yaşamasını savunan Yeşil Sol Parti programında sözde kalmayan bir toplumsal adaleti temel hedef olarak kabul ettiklerini; milliyetçiliğe ve muhafazakârlığa hiçbir şekilde teslim olmayacaklarını; demokrasiyi sadece kendileri için değil, bütün toplum kesimleri için talep ettiklerini ifade ediyor.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.