Uçurumda kanatlanan iki kahraman şahin -II-
- Erdal ve Atakan arkadaşlar uçurumun kenarına gelmiş bir halkın yeniden dirilme mücadelesinde, adeta birer şahin gibi kanatlanarak kendilerini tekrardan yaratmış, Kürdistan Özgürlük Mücadelesi’ne, yine insanlığın onur, adalet ve eşitlik mücadelesine önemli katkılar sunmuşlardır.
- Atakan, Önder Apo’nun yeni geliştirdiği paradigmayı oldukça özümsemiş, üzerinde yoğunlaşmış, birikimi olan bir arkadaştı. Buna göre toplumsal sistemin nasıl geliştirilmesi gerektiği konularında oldukça çabası olan, hem teorik hem pratik yetkinliği bulunan bir arkadaştı.
- Şahsen bu iki yoldaşı yakından tanıyan ve birlikte birçok şeyi paylaşmış ve bu yüce insanlarla yoldaşlık etme şansına kavuşmuş bir kişi olarak şehadetleri beni çok derinden sarsmıştır. Belki de aylar boyu etkisini yaşama durumu hep olmuştu. Derin ve güçlü Apocu yoldaşlık bağlarımız vardı.
MURAT KARAYILAN
Atakan Mahir (İbrahim Çoban) arkadaşla daha önceleri de karşılaşmış olsam da esas olarak 2004 baharında yakından tanıma fırsatı buldum. Bilindiği gibi o dönemde hareketimize karşı Uluslararası Komplo çerçevesinde gelişen bir iç müdahale ve provokasyon durumu vardı. O zaman ben HPG’den toplumsal-siyasal alana geçmek durumunda kaldım. Daha doğrusu Önderlik bu çerçevede bir görevlendirme yaptı. PKK’nin yeniden inşa süreciyle birlikte gerçekleşen KONGRA-GEL 2. Kongresi’nde Atakan arkadaşı daha yakından tanıma fırsatı buldum. İkinci kongre, bir nevi birinci kongrenin rövanşı gibiydi. Birinci Kongre’de tasfiyeci eğilimler ağır basmıştı. İkinci Kongre ise tasfiyecilerin tasfiyesi rolünü oynayacak düzeyde bir kongreydi. Yine o tasfiyeciler de hazırdı ama Önderliğin de müdahalesiyle gerçeklik tümüyle ortaya serildi ve böylece kimin ne olduğu da açığa çıktı.
Toplumsal alana katkısı büyük oldu
Atakan arkadaşın oldukça mütevazı, saygılı ve kararlı duruşuyla gelecek vadeden bir yapısı vardı. Dêrsim’den gelmişti; Dêrsim pratiği vardı. Belli bir yetkinliği bulunan bir arkadaştı. O yüzden kongrede yapılan seçimde konsey üyesi seçildi. Daha sonra adı KCK olacak olan KKK’nin (Koma Komalên Kurdistan) konsey üyeliğine seçildi ve o zamandan itibaren uzun süre birlikte çalışma durumumuz oldu.
Atakan arkadaş, Önder Apo’nun yeni geliştirdiği paradigmayı oldukça özümsemiş, üzerinde yoğunlaşmış, birikimi olan bir arkadaştı. Yeni paradigmaya göre toplumsal sistemin nasıl geliştirilmesi gerektiği konularında oldukça çabası olan, hem teorik hem pratik yetkinliği bulunan bir arkadaştı. Bu açıdan iç örgütlenmede o zaman Kuzey Kürdistan Masası sorumluğuna getirildi. Uzun bir dönem bu çalışma içinde bulundu. Daha çok Kuzey Kürdistan ve Türkiye sahasındaki örgütsel çalışmalarla yakından ilgilenen kurumun sorumluğunu üstleniyordu. Bu açıdan yakından tanıma ve ortak çalışma imkanına ve şansına sahip olduk.
Askeri alana döndü tekrar Dêrsim’e gitti
Sonra kendi isteğiyle tekrar askeri çalışmalara döndü. O zaman, toplumsal alan yönetimi olarak kendime ilke edindiğim bir husus vardı. Toplumsal alandan hangi arkadaş ne zaman askeri alana geçmek isterse hiçbir engel koymama, toplumsal alanda o arkadaşa ne kadar ihtiyaç olursa olsun önüne geçmeme kararı söz konusuydu. Nitekim bu ilkeye dayanarak yönetimimizden Nuda Karker ve Viyan Soran gibi pek çok arkadaş da aynı biçimde askeri çalışmalara geçmişti. Atakan arkadaş da bu çerçevede görüşünü sundu, HPG çalışmalarına geçmek istediğini belirtti. Bunda kararının kesin olup olmadığını öğrenmeye çalıştık. Çünkü gerçekten toplumsal alan çalışmalarına çok önemli katkılar sunan bir arkadaştı. Ama o ilke gereği ‘yok’ demedik. Diyemezdik de. Arkadaş da çok istekli olunca, böylece geçmiş oldu.
Onun isteği Dêrsim’e gitme yönündeydi. Zaten bir dönem Anakarargah’ta kalıp akademik faaliyetlere katıldı ve ardından 2008 yılında düzenlemesi Dêrsim’e yapıldı. Arkadaş böylece tekrar Dêrsim’e gitti.
Merkez Karargah Komutanlığı’nda yerini aldı
Atakan arkadaş 2015 yılında Dêrsim’den geri döndüğünde ben de HPG’deydim. Dolayısıyla o da gelince iki yıla yakın bir zaman diliminde yakın çalışma olanağı bulduk. Arkadaş önce Apollo Akademiler Komutanlığı’nın sorumluluğunu üstlendi. Sonra o komutanlıkla birlikte Merkez Karargah Komutanlığı üyelik görevini de üstlendi. Merkez Karargah Komutanlığı beş kişiden oluşuyordu ve tüm Kürdistan’daki askeri çalışmaların yönlendirilmesine bakıyordu. Atakan arkadaşla bu çerçevede görev yürüttük, birlikte çalışmalar içinde bulunduk. Tıpkı Erdal arkadaş gibi birlikte aynı komutanlıkta çalışmalar içinde olduk. Yine birlikte Dêrsim’in ve de Kuzey’in diğer eyaletleri hakkında tartışmalarımız hep oluyordu.