Uçurumda kanatlanan iki kahraman şahin -1-
- Bu yazıyı Özgür Politika Gazetesi’nin editöryasının talebi üzerine yazıyorum. Zira Ağustos ayındayız ve Ağustos ayı Erdal (Engin Sincer) ve Atakan Mahir (İbrahim Çoban) yoldaşların da şahadete ulaştıkları ay oluyor.
- Bir yandan tarihi 15 Ağustos Atılımı’nın coşkusu, diğer yandan ise 15 Ağustos’un yarattığı yüce değerler olan bu iki arkadaşın anısı temelinde yazmak benim için büyük bir görev durumunda.
- Erdal arkadaşı 1990 yılında Avrupa’da tanıdım. O zaman kod adı Hayri’ydi. Önder Apo ile diyaloglarında değerli Komutanımız Şehit Erdal (Mustafa Yöndem) arkadaşın akrabası olduğunu söyleyince Önderlik de, “adın Erdal olsun” demiş ve adını Erdal yapmıştı.
MURAT KARAYILAN
Kürdistan’da yüzyıllar boyu süren örtük tarih dönemi ardından son yüz yılda geliştirilen parçalama ve inkar-imhaya dayalı sömürge siyaseti, kültürel ve sosyolojik açıdan Kürt halkının bütün toplumsal özelliklerini ve meziyetlerini bastıran, çarpıtan ve yok eden bir gelişmeye yol açmıştır. Mezopotamya’nın en eski halklarından olan Kürt halkı, Neolitik Devrim’e beşiklik etmiş bir coğrafyada şekillenip kültürleşen bir halk topluluğudur. Bu yüzden toplumsal zenginlikleri yoğun olan Kürt toplumuna dayatılan inkar ve soykırım siyaseti, fiziki ve beyaz soykırım yöntemleriyle sonuç almak isteyen bütün sömürgeci saldırılar, tarihin derinliklerine dayanan Kürt halkının zengin gelenek ve kültür duvarına çarparak amaçladığı sonuca ulaşamamıştır. Elbette ki bu temelde geliştirilen çok yönlü derinleştirilmiş asimilasyon, belli bazı sonuçları almış, büyük toplumsal tahribatlara yol açmış, ancak tümden yok etmeyi başaramamıştır.
Yirminci yüzyılın son çeyreğinde tarih sahnesine çıkan Önder Apo’nun yarattığı ve geliştirdiği ideolojik-siyasi doğrultunun başta Kürdistan gençliği içerisinde yayılması, karşılık bulması ve buna dayalı olarak gerçekleşen partileşme, kitleselleşme ve direniş süreciyle birlikte Kürt toplumunda yüzyıllar boyu bastırılmış, toplumun bağrında gizli kalmış bütün özellikler, yetenekler, meziyetler, gelişen bu direniş süreciyle birlikte açığa çıkarılmıştır. Bu temelde, Kürt toplumu yeniden canlanırken, Diriliş Devrimi sürecinde birçok toplumsal ve kültürel özellikleri adeta bir volkan gibi fışkırarak toplumu canlandırmış ve uçurumun kenarında bulunan toplumsal gerçeklik bu temelde adeta kanatlanarak yeniden canlanmayı ve tarihin zenginliklerine dayalı olan geleneksel özellikleriyle bütünleşmeyi, bu temelde ulusallaşma sürecini geliştirmeyi yaşamıştır.
Sömürgeciliğe karşı Maraş’ın kahramanları
Gerçekleşen bu Apocu çıkışın ilk yanıt bulduğu ve yankı yarattığı alanlardan birisi de Kürdistan’ın Anadolu sınırında olan kenti, Maraş olmuştur. Hareketimizin Kürdistan’a taşırılma sürecinde ilk kitlesel taban bulduğu yerlerin başında Pazarcık gelmektedir. Pazarcık, Elbistan ve bir bütünen Maraş, yine Malatya, Adıyaman, Dêrsim gibi sınır hattındaki bütün alanlar, sömürgeci, soykırımcı, asimilasyoncu saldırılara en çok maruz kalmış alanlardır. Hareketimiz de ilk başta buralara ağırlık verdi ve bu hatta da, gereken toplumsal yanıt çok geçmeden verilmiş oldu. Bu temelde bölge halkı asimilasyona ve erimeye karşı bir tutum olarak Apocu düşünceye rağbet gösterdi ve katılım yaptı. Bu, aslında yok olmamaya karşı bir var olma ve direnme tutumuydu. Bu temelde gelişen devrimci hareket başta Pazarcık olmak üzere alanda önemli bir tabana ulaşarak ilk kitleselleşmesini buralarda yaşadı.
Köylere bile Vietnam isminin verildiği düzeyde devrimciliğin yükseliş yaşadığı bir dönemde Maraş Katliamı’nın yaşanması kesinlikle bir tesadüf değil örgütlü ve planlanmış bir sömürgeci politikadır. Hemen ardından gelişen 12 Eylül Faşist Cuntası bunun açık kanıtıdır. Bütün bunlar gelişen devrimci mücadelenin önünü alma, bölgede hızla gelişen yurtsever devrimciliği geriletme girişimi biçiminde büyük bir saldırı dalgası olarak geliştirildi. Bundan sonra baskılar, yönelimler artmış, göçertme politikası derinleştirilmiş, adeta bölge Kürtsüzleştirilmeye çalışılmıştır. Ancak bölge halkı yine de yılmamış, gittiği her yerde devrimci-yurtsever faaliyetlere destek vermiş, öncülük yapmıştır.
Çok iyi biliyoruz ki, büyük enternasyonal devrimciler olan Haki Karer ve Kemal Pir yoldaşların emeğiyle hareketimizin ilk kadrolaşma ve militanlaşma sürecinin zemini de buralar olmuştur. Başta Erdal (Mustafa Yöndem), Besê Anuş, Cin Ali (Ali Erek), Sarı Ömer (Mustafa Ömürcan), Sabri (Şıho Dirlik), Kasım Engin (İsmail Nazlıkul), Erdal (Engin Sincer), Nucan (Cennet Dirlik), Atakan Mahir (İbrahim Çoban), Savaş Maraş (Mehmet Soysüren) ve Berfin Nurhak (Hanım Demir) gibi yiğit-öncü kadroların gelişmesi yaşanmıştır. Yöreden olan her bir yoldaşın içinden geldikleri toplumdan aldıkları sade kişiliklerin yanı sıra, aynı zamanda kendilerine has duruşları ve özellikleri vardır.