Türkiye işçi sınıfı, emekçiler açısından son derece ‘güncel ve yakın tehlike’ olan kiralık işçilik konusunu gündemleştirmek, giderek Suriyelileşen coğrafyamızda bir lüks haline gelmiş görünüyor ne yazık ki. Fakat yine de konunun ciddiyeti nedeniyle ne kadar dillendirilse azdır.
Özel İstihdam Büroları (ÖİB), 2003 yılında iş yasasında yapılan değişiklikle kendilerine bir çeşit özel sektörün İşkur’u rolü verildiğinden bu yana, bugünleri bekliyorlar. Sermaye kesimi açısından da esnek istihdam ve ucuz emek demek olan kiralık işçilik büyük bir cazibe merkezi, tatlı kar demek.
Sınıf hareketinin itirazları nedeniyle bugüne kadar ÖİB’lere ‘Geçici iş ilişkisi’ kurma yetkisi verilmemişti. Hükümet, emek hareketinin ciddi bir direnciyle karşılaşmayacağından hareketle bu kaos ve kargaşa ortamında kiralık işçilik yasasını geçirmeye kararlı görünüyor.
Peki hangi tehlikeler var? Öncelikle ‘güvenceli esneklik’ adı altında lanse edilen yasa tasarısının bu iddiası gerçekliğin tamamen çarpıtılmasıdır. Tıpkı çok sayıda siyasi tutsağın yaşamını yitirdiği operasyona ‘Hayata dönüş operasyonu’ denmesindeki gibi, Kıbrıs askeri müdahalesine ‘Kıbrıs Barış Harekatı’ denmesi gibi, ‘güvenceli esneklik’ de tersyüz edilmiş bir tanımlama. Yani emekçiler için güvenceli esneklik de, esnekliğin güvencesi de olmaz, olmayacak.
Yasa tasarısının kapsamı tarif edilirken, hamilelik, askerlik, yıllık izin ve hastalık hallerinde işçinin iş sözleşmesinin askıya alındığı durumlarda bu hallerin devamı süresince en fazla 8 ay olmak üzere kiralık işçi çalıştırılabileceği söyleniyor. Ev hizmetlerinde ve mevsimlik tarım işçilerinde ise süre sınırı olmaksızın kiralık işçi büroları devrede olacak.
Patronlar kiralık işçiliği bir fırsata çevirerek yukarıdaki tanımı daha da genişletebilecek ve bu sayede iş yasasında tanımlı hakları by-pas edilebilecek.
Kiralık işçiler kıdem tazminatı, yıllık izin, sosyal güvenlik gibi iş yasasında mevcut hakları kullanamayacak. Emeklilik prim gün sayısını doldurmayı başarıp emekli olamayacak. Hak kullanımı ve hak arayışının sabote edecek olan bu mekanizma ile çalışanlar tarihsel kazanımları açısından iflah olmaz bir geri dönüş içine girmiş olacaklar.
Yasa tasarısı iş yerlerine kiralık işçi almada dörtte bir oranında sınır getiriyor. Fakat 10 ve daha az işçi çalıştıran iş yerlerinde bu oran yüzde elliye kadar çıkabiliyor. Türkiye’deki 1 milyon 736 bin işyerinin 1 milyon 482 bini 9 ve altında işçi çalıştırdığı düşünüldüğünde coğrafyamızın kiralık işçi cenneti olacağını öngörmemek safdillik olur.
Göçmenlerle ilgili Kayseri pazarlığının konuşulduğu şu günlerde, kiralık işçilerin bu muameleden muaf olacağını söylemek için ortada hiçbir neden yok. Yasaya göre çalışanlar saatlik net 5,23 TL asgari ücret ile bir saatliğine de, bir günlüğüne de 8 aylığına da kiralanabilecek. Gerisi Kayseri pazarlığının konusu...
Öte yandan minareyi çalarken kılıfı da hazırlıyorlar. Kiralık işçi büroları ile sözde işsizlikle mücadele edileceği söyleniyor, iddia o ki işçi bu yolla işsiz kalmayacak. Halbuki ÖİB’lere geçici istihdam ilişkisi tanınması yeni iş sahalarının açılacağı anlamına gelmiyor. Aksine mevcut iş sahalarının güvencesizleşeceği, esnekleşeceği, kuralsızlaşacağı anlamına geliyor.
Dünya örnekleri kiralık işçi bürolarından giden işçilerin, gittiği firmanın daimi işçilerine göre daha dezavantajlı koşullarda çalıştığını kanıtlıyor. Ve dünyada kadın işçiler kiralık işçiler olarak en çok istihdam edilenler olmuş. Yine en çok iş kazası kiralık işçiler arasında yaşanmış. Fransa’da oluşturulan iş kazaları endeksinde, ortalama iş kazası oranı 1,94 iken, kiralık işçiler için bu oran 6,10 olduğu tespit edilmiş. Belçika, Fransa, İtalya, İspanya gibi ülkelerde işçi sağlığı ve güvenliği açısından tehlikeli olan işlerde büro çalışanlarının geçici olarak istihdam edilmeleri ise yasaklanmış.
Sendikaların ve sınıf örgütlerinin dikkat çektiği bu veriler hükümetin umurunda bile değil. Sadece yasak savmak için yeraltı madenlerinde kiralık işçilerin çalıştırılamayacağı belirtilmiş. Fakat peki tehlikeli işler sadece yeraltı madenlerinden mi ibaret? Mesela en çok ölümlü kazalar (aslında iş cinayetleri) inşaatlarda yaşanıyor. Yine çok tehlikeli olan diğer sektörler ne olacak? Bütün bu sorular cevapsızdır ve durumun vahametine işaret ediyor.
Sonuç olarak kiralık işçilik yasası kölelik sistemini getirdiği için esastan itiraz edilmesi elzemdir. Ancak iş cinayetlerini kat be kat artırdığı dünyadaki örnekleriyle ortadayken kiralık işçiliği yasası sırf bu sebeple bile kabul edilemezdir. Taammüden insan öldürmek demektir.