BDP, Türkiye siyasetinin yaşadığı saflaşmada üçüncü yolda olduklarını vurgulayarak, şu çağrıyı yaptı: "Tüm demokrasi güçlerini, yolsuzluğa, hukuksuzluğa, otoriter ve baskıcı yönetimlere, devlet içinde paralel yapılanmalara karşı bu yolda, birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz.”

BDP, 6 Ocak günü parti genel merkezinde gerçekleştirdiği PM ve MYK toplantısına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Tutuklu vekillerin tahliyesinin "önemli olmakla birlikte gecikmiş bir adım" olarak değerlendirildiği açıklamada, "Özel Yetkili Mahkemelerin, emniyet ve yargının paralel örgütlenmesinin böylesine tartışıldığı bir dönemde cezaevlerinde binlerce siyasi tutuklunun tutulması kabul edilemez. DGM'lerin ve ÖYM'lerin verdiği kararlar bizler açısından hiçbir zaman meşru değildi. Bugün ise bütün kamuoyu nezdinde gayri meşrudur. Bu vesileyle mahkemelerin verdiği kararların yok sayılması, TMK'nin kaldırılması ve tüm siyasi tutsakların serbest bırakılması gerektiğini yeniden vurguluyoruz" denildi.
Son günlerde yaşanan gelişmelerin Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan tarafından başlatılan Demokratik Çözüm Süreci'nin önemini ve onun Newroz mektubunun doğruluğunu bir kez daha kanıtladığını kaydeden BDP, "Bugüne kadar süregelen AKP-Cemaat ittifakı; oy çoğunluğuna dayanarak demokrasinin askıya alındığı, otoriter, baskıcı, hukuk dışı uygulamaların neredeyse normalleştiği bir ortam yarattı. Şimdi iki grubun arasında yaşanan gerilim, suç ortaklığını sarsarak, yolsuzlukları ve paralel yapılanmaları ortaya döktü. Bu kiri temizlemenin tek yolu demokrasinin ipine sarılmaktır” diye vurguladı.

Ya barış ya kaotik çatışma

Türkiye siyasetinin önünde iki yol olduğunu kaydeden BDP, "Türkiye ya demokrasiye ve barışa doğru yürüyecek, ya da kaotik bir çatışma ve gerilime teslim olacak. BDP, her zaman olduğu gibi bugün de demokratik siyasetin önünün açılması, özgürlükçü bir anayasanın yapılması ve derinlikli bir müzakere başlatılarak Kürt sorununun çözümünün gerçekleşmesi yolunda mücadelesini sürdürecektir” dedi.

Saflaşmada 3. yol

"Önümüzdeki yol, günübirlik siyasetlere teslim olma değil, yüz yıllık bir sorunu çözüme ulaştırma mücadelesidir" vurgusunda bulunan BDP, şunları belirtti: "Halkımızın dört parçadaki örgütlülüğü ve muhteşem mücadelesi sayesinde devletle yüz yıllık Kürt ve Kürdistan sorununu çözme eşiğine geldiğimiz bir aşamada, pusulamız ilkeli siyaset ve demokrasidir. Bu yol; Türkiye siyasetinin yaşadığı saflaşmada üçüncü bir yoldur. Tüm demokrasi güçlerini, yolsuzluğa, hukuksuzluğa, otoriter ve baskıcı yönetimlere, devlet içinde paralel yapılanmalara karşı bu yolda, birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz.”

'Adaylar etrafında kilitlenelim'

Yaklaşan yerel seçimlerin yalnızca yerel yönetimleri kazanma seçimleri olmadığının altını çizen BDP, "Kürdistan'da ve Türkiye genelinde alınacak olan her oy, çözüme, barışa, demokrasiye kazanılan oy olacaktır. Gerek Bölgede gerekse de Türkiye genelinde kazanacağımız her yerel yönetim kendi kendimizi yönetmenin önünü açacak bir kazanım olacaktır. Şimdi hem Türkiye’nin geleceği, hem de kendi geleceğimiz için en önemli görevimiz, adaylarımız etrafında kilitlenerek, varımızı yoğumuzu ortaya koyarak seçim çalışmalarına hız vermektir" çağrısında bulundu.

Kürtlere rağmen olmaz

Dört parçadaki Kürtlerin ve Ortadoğu halklarının geleceği birbirine sıkı sıkıya bağlı olduğunu kaydeden BDP, Rojava’daki siyasi partilerin Cenevre 2 Konferansı’nda ortaklaşmalarının da çok önemli bir gelişme olduğunu kaydetti. Kürt halkının kendi geleceğini kendisinin belirleyeceği bir güç ve örgütlülüğe sahip olduğunu vurgulayan BDP, şöyle dedi: "Lozan’da olduğu gibi, başka devletlerin pazarlığıyla biçilen bir geleceğe asla razı olmayacaktır. Rojava’daki diğer etnik grupların da desteklediği Kürt Yüksek Konseyi Cenevre 2'de SMDK'den ayrı bir bileşen olarak ve Suriye Kürdistanı'nı temsil eden meşru muhatap olarak masaya oturmalıdır. Cenevre'de toplanacak olan bu konferansın Kürtlersiz ve Kürtlere rağmen başarılı olamayacağı bir gerçekliktir. Ve bu gerçekliğin tüm konferans bileşenleri tarafından kabul edilmesi, Suriye'de barışı gerçekleştirme ve demokratik bir Suriye oluşumunu hızlandıracaktır."

Rojava için alanlara

BDP, “Geleceğimizin ve özgürlüğümüzün Rojava’nın geleceğiyle ortak olduğu bilinciyle; mitinglerle, etkinliklerle, diploması faaliyetleriyle, Rojava halklarının yanında olduğumuzu gösterecek ve Cenevre 2'de Kürtlerin kendi kimlik ve statüleriyle muhatap olarak kabul edilmesi yönündeki talebimizi dünya kamuoyuna duyuracağız” dedi.

Vekiller Roboskî'ye gidecek

Açıklamada, Ocak ayı etkinlikleri de sıralandı. Buna göre, 15 Ocak günü Van’da; 18 Ocak günü ise Amed ve İstanbul’da; 19 Ocak'da Antep Islahiye’de, Efrîn kapısının insani yardıma açılması ve Rojava’daki gelişmelere dikkat çekmek amacıyla miting yapılacak. Devam eden 'KCK davaları'na da dikkat çekmek için 13 Ocak'ta İstanbul'da görülecek 'KCK Basın Davası'na BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş ve bir grup milletvekili katılacak. Tahliye olan 5 vekil 10 Ocak'ta Roboskî’ye giderek aileler ile buluşacak, katledilen 34 yurttaşın mezarını ziyaret edecek.

 DİHA/ANKARA