
Konferans, 7 Ocak tarihinde Fransız Senatosu'nun Monerville salonunda Uluslararası Kürt Kadın Hareketi Temsilciliği, Uluslararası Özgür Kadın Vakfı, Femmes Solidaires ve Fransa-Kürdistan Dostluk Derneği'nin öncülüğünde gerçekleşti. Konferansa kurum temsilcileri, politik şahsiyetler, milletvekili ve senatörler katılım sağladı. Konferansa kısa bir süreliğine katılan UMP Milletvekili Jean Louis Testud, 11 Ocak günü Kürt halkıyla birlikte yürüyeceğini ifade etti.
Fransa'da bulunan kadın hareketleri adına; Dünya Kadın Yürüyüşü, Başka Bir Avrupa İçin Feminist Örgütü, Ada Kadınları, MRAP, Kürdistan Dostluk Koordinasyonu, Fransa Ulusal Kadın Koordinasyonu, Fransa Kadın Ligi, İranlı Kadınlar Ligi, Montreuil Kadın İnisiyatifi, Kadınlara Eşitlik İnisiyatifi, Ermeni Avukatlar Derneği, Fransız Komünist Parti Kadın kolu, Femmes Solidaires, Fransa-Kürdistan Dostluk Derneği ve Sosyalist Kadınlar Birliği temsilcileri katıldı.
İki bölüm halinde yapıldı
Konferansta Paris Katliamı'nda yaşamını yitiren Sakine Cansız'ın abisi Metin Cansız, kızkardeşi Feride Cansız, Fidan Doğan'ın annesi Fatma Doğan ve baba Hasan Doğan, Leyla Şaylemez'in kızkardeşi Yasemin Şaylemez hazır bulundu. Konuşmacılar, aileler ve Kürt kadın kurum temsilcileri boyunlarında mor flurlar taşıdı. Konferansa katılan bütün katılımcıların yakasında 3 Kürt kadının fotoğrafları bulunuyordu.
İki bölümden oluşan Konferans, Paris Katliamı'nı kadın kırımı kavramı içerisinde ele aldı. Kadın kırımının tarihsel boyutu, bu boyutta yürütülen mücadeleler, aktüel durum değerlendirilirken, bütün konuşmaların birincil gündemi; Paris Katliamı'ydı. Her konuşmacı Paris Katliamı'nın üzerinden bir yıl geçmesine karşın hala Fransa devletinin suskunluğunu korumasını kabul etmezken, dava aydınlatılana kadar işin takipçisi olacaklarını ifade etti.
Sabah 10:00'da başlayan konferans, iki bölüm halinde gerçekleşirken akşam 17:00'de son buldu. Konferansa katılım sağlayan tüm kadın örgütleri, 9 ve 11 Ocak tarihlerinde yapılacak eylemlere katılım için sözleşerek konferanstan ayrıldı.
Konuşmalardan kesitler
Virginie Dusen (Katliamda çocuklarını yitiren ailelerin avukatı): 10 mermi sıkılıyor. En dikkat çekicisi ise, Fidan Doğan'ın ağzına sıkılan kurşun. Bu aynı zamanda onun yaptığı işe yönelik bir saldırıdır da. Aileler belki soruşturmanın ilerlemediğini düşünüyor. Ancak dosyadaki hukuki baskı vardı. Hakim görevlendirildi. Hakim, bir kadın. Bence bu çok önemli. Yüzlerce sorgulama yapıldı. Ancak aradan geçen zamanla birlikte Fransız hukuk servisleri ayak sürümeye başladı diyebiliriz.
Sylvie Jan (Fransa-Kürdistan Dayanışma Derneği Başkanı): 9 Ocak 2013'de gerçekleştirilen cinayet, bir yıl sonra içimizde dinmeyen bir acı olarak kalmaktadır. Hakikat açıklanmadığı müddetçe bu acı dinmeyecektir. Sorularımızın cevaplarını almaya kararlıyız. Burada bizimle aynı amacı paylaşan herkese açık ve arkadaş oluruz. Fransa'da yaşayan Kürtler, Kürt toplumu, halkı ve aileler için de bu olayın korkunçluğunun farkındayız. Bu durum doğrudan Fransa Cumhuriyeti'ni ve onun demokratik değerlerini yine topraklarında yaşayan insan hakları savunucularının geleceğini ilgilendirmektedir. Devletlerin ilgili olduğu üç cinayetle karşı karşıyayız. Üç kadın arasında iki etkili isim bulunuyordu. Kürt kadınları otuz yıllık bir savaşın en ön saflarında yer alan direnişçiler olarak tanımlanmaktadır. Eğer sessizliğe ve dokunulmazlığa karşı eylemimizi evrensel insan hakları çerçevesinde haklı görüyorsak, o zaman kaçınılmaz hakikate kavuşmak için ikna gücü ve perspektifiyle hareket etmeliyiz. Bu bir namus belası değil ama bir vatandaşın yüksek vicdanının bir gereğidir.
Chahla Chafiq (İranlı yazar): İran toplumu zenginler ve fakirler arasında gittikçe büyüyen bir uçuruma, siyasal hakların ötesine özgürlüklerin bastırılmasına tanıklık ediyor. Bu durum aynı zaman bireysel yaşamın kontrolünü içeriyor. Sosyal krizin egemen olduğu bir çerçeve içinde, yasalar, toplumun önemli bir kısmı meşru görmediği cezalar üzerine şekilleniyor. Bu konuda recm vakası eğiticidir. Onlarca kadın ve erkeğin recm cezasına çarptırılmalarına rağmen, bu uygulama sistematik hale gelmedi. Büyüyen eleştiriler karşısında, yetkililer bu uygulamanın varlığını inkar ediyorlar, ancak doğruluğunu onaylıyor ve kalkmasını istemiyorlar. Hükümlüler, yıllarını hükmün uygulanmasını cezaevlerinde bekleyerek geçiriyorlar. 2006'da İran'da recme karşı feminist kadınlar tarafından bir kampanya başlatıldı. Aktivistler mahkeme mahkeme gezip, tanıklıkları kaydedip hükümlülere reva görülen trajik kaderi kınadı. Sürgünde birçok İranlı feminist bu dava için örgütlendi.
Sansür ve baskı politikalarına rağmen, feminist hareket ülkenin içinde örgütleniyor ve özgürlük ve eşitlik için mücadele etmeye devam ediyor.
Soad Babaissa (Femmes Solidaires):PKK kurucu üyesi Sakine Cansız, KNK Paris temsilcisi Fidan Doğan, Kürt gençlik hareketi temsilcisi Leyla Şaylemez'i anıyoruz. Sessizliğimizi koruyabiliriz. Bu cinayetlerin aydınlanmasını beklerken yasa da boğulabiliriz. Ailelerin, arkadaşlarının acısını gözönünde bulundurduğumuzda bu cinayeti büyük bir vahşet olarak değerlendirebiliriz. Bu katliam polis ve adli makamlar tarafından sıradanlaştırıldığı için İnsan hakları savunucusu kadınlarda, özellikle güvensizlik duygusunu besliyor. Bu katliamı sıradan bir cinayet olarak mı değerlendirmeliyiz yoksa bir infaz olarak mı?
Neden bu siyasi cinayetleri kadın kırımının yeni yüzü olarak değerlendiriyoruz ya da nitelendiriyoruz?
Kadın kırımından bahsederken sivil toplumu en fazla da erkekleri kadın eşitliğine karşı duyarlı kılmaya çalışıyoruz. Birçok kadın kırımı örneği gibi bu cinayetin soruşturmasındaki ve cezalandırılmasındaki devletin eksik yaklaşımıyla karşı karşıyayız. Siyasetçi, feminist insan hakları savunucusu olan bu üç kadının katillerine dokunulmazlığı sunmak bu kadınların, kadın mücadelesindeki emeklerini inkar etmektir. Sakine, Fidan ve Leyla siyasetçi kadınlardı. Öncelikli olarak Kürt ve feminist militanlardı. Hayatları boyunca ülkelerinde ve gerçekleştirdikleri eylemlerle kadına karşı uygulanan şiddeti her yerde kınadılar. Kadın kırımının bu yeni yüzünde feminist Kürt militanlarının üç kuşağının cinayeti kadınların ataerkil modelini yıkma amaçlı inşa ettikleri projenin iflazı hedefleniyordu. Bu anlamda kadınların bilinçlenmesi ve özgürleşmesini engellemeyi amaçlıyordu. Eğer ataerkil devlet ve adli yetkililer katillere dokunulmazlık sağlayıp korumaya devam ederse, kadınlara karşı şiddeti durduramayız. Genç kadınların ve kadınların normal bir hayat talepleri olduğu için kendilerini suçlu hissetmemeliler.
Kadınsız bir devrim rezil bir devrimdir.
Feride Cansız (Sakine Cansız'ın kardeşi): Canım ablam, hayatım boyunca kalemi tutmak hiç bu kadar zor ve acı olmamıştı. Nasıl anlatsam seni… Senin yüceliğini dile getirmek için ne ben ne de sözcükler yeter. Seni bir daha görememeye, seni bir daha duyamamaya, sana bir daha sarılamamaya korkuyorum. Uzaklardasın her zamanki gibi, ama olsun, biz yine bekleriz. Kıvırcık kızılım, asil, dimdik duruşlum, sevecen yüreklim, asim, kahramanım, ben sana daha doyamadım. Sana soracağım o kadar çok şey varken, hiçbirini soramadım. Yaşadığın zorlukları hem biz hem sen yaşanmamış gibi görmek istedik, her gün hatırladığımız halde. Benim cesaretim olmadı ne sormaya, ne de dinlemeye. Sorsaydım da anlatmazdın. Ama şimdi keşkelerim o kadar çok ki yapmak istediklerim, yapamadıklarımdan daha çok. Bağırmak, sesimi ta sana kadar ulaştırmak istiyorum, seni çok özledim.
Yasemin Şaylemez (Leyla Şaylemez’in kardeşi): Aslında bir kez daha Paris’e gelmeyi düşünmüyordum. Paris kelimesi içimi parçalıyor. Canımı acıtıyor. Bu kanla lekelenmiş Paris benim kim olduğumu hatırlatıyor bana. Ben Kürdüm ve Kürt olduğum için, bu dünyanın hiçbir yerinde güvende olmadığımı hatırlatıyor bana. Kürt olduğum için, adımın terör listesinde olduğunu, her an kurşunla delik deşik edilerek öleceğimi hatırlatıyor bana. Tam bir yıl önce bugün, ablamla en son konuşmamızı yaptık. Ablam beni aradı, en yakın zamanda Almanya’ya geleceğini söyledi. Leyla bize gelmeden, onun şehit düştüğü haberi geldi.
Fatma Doğan (Fidan Doğan'ın Annesi -konuşması Moderatör Nursel Kılıç tarafından okundu): Fidan'ı bekliyorum. O göründüğü gibiydi, gülmeyi çok seviyordu, gülüşü çok güzeldi. Dış kapıyı gözlüyorum, yine o gülüşüyle gireceğini, beni öpeceğini düşünüyorum. Bazı anlar zaman duruyor, acı bir annenin değil, insanım diyen herkesin kalbine oturuyor. Bir annenin değil, bütün annelerin kalbini kopardılar. 17 yaşında Kürdistan özgürlük mücadelesine katılma kararı aldı. Bazen beni arar ve derdi sadece senin sesini duymak için aradım. Bense 15 yıldır gelmesini bekliyorum. Diyordum 'yeter, gel artık!'. Bunu söyleyince rahatsız oluyordu. Ben Fidan’ın geleceği günü bekliyorum.
SELMA AKKAYA/PARİS