Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi, 'KCK anadavası'nda tutuklu yargılanan 32 kişiden aralarında belediye başkanları, siyasetçiler ve gazetecilerinde olduğu 30 kişi hakkında önceki gün tahliye kararı verdi. Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi ve Diyarbakır E Tipi Cezaevi'nden tahliye olan 26 kişi coşkuyla karşılanırken, dört kişinin tahliyesi ise haklarında başka suçlamalardan hüküm bulunduğu gerekçesiyle gerçekleşmedi. Tahliye olan Kürt siyasetçiler BDP Amed İl binasında bulunan Vedat Aydın Konferans salonunda dün basın toplantısı düzenledi. Tahliye olan Batman eski Belediye Başkanı Necdet Atalay, Kayapınar eski Belediye Başkanı Zülküf Karatekin, Derik eski Belediye Başkanı Çağla Demirel, Viranşehir eski Belediye Başkanı Leyla Güven gibi isimlere, aynı davadan daha önce tahliye olan Kürt siyasetçiler de eşlik etti.

Çok sayıda basın mensubunun takip ettiği toplantıda tahliye edilen Kürt siyasetçiler adına açıklamayı Batman eski Belediye Başkanı Necdet Atalay yaptı. Atalay, sözlerine ilk olarak 2 Temmuz 1993 yılında Sivas'ta Madımak Otel'de diri diri yakılarak katledilen 33 gazeteci, aydın ve sanatçıyı anarak başladı.

KCK konsepti çöktü

'KCK davaları' hakkında çok şey yazılıp çizildiğini söyleyen Atalay, yaklaşık 5 yıl önce başlayan 'KCK operasyonları'yla başlatılan politika ve konseptle, Kürt halkının ve dağdaki gerillalarının yok edilmeye, şehirdeki siyasetçilerinin de sindirilmeye çalışıldığını ifade etti. Bu politika ve konsepte karşı ses çıkaranların da baskılar ile susturulmaya çalışıldığını vurgulayan Atalay, tüm bu yönelimlere karşı gösterilen direnç ve mücadele ile kirli konseptin çöktüğünü kaydederek Kürt halkının kazandığını dile getirdi.
Tahliyeleri ile sürecin tamamlandığının düşünülebileceğini, ancak 'KCK ana davası'ndan halen 6 arkadaşlarının tahliye edilmediğini belirten Atalay, bu arkadaşlarının çeşitli gerekçeler ve sudan bahaneler ile cezaevinde tutulmaya devam edildiğine işaret etti.
'KCK' tutuklularının sadece anadavadan yargılananlar ile sınırlı olmadığının da altını çizen Atalay, cezaevlerinin Kürt gençleri ile dolu olduğunu belirtti. Cezaevlerinde halen tutuklu bulunan seçilmişlerinin olduğunu aktaran Atalay, tüm arkadaşları tahliye edilinceye kadar mücadele etmeye devam edeceklerini dile getirdi.

Tahammül sınırlarını zorluyor
"Bu konsept siyaseten çökmüştür ama halen direnmeye devam ediyoruz" diyen Atalay, hasta tutsakların durumuna ilişkin ise, "Bu halkın her vicdanlı evladının dile getirdiği hasta tutsaklar meselesi söz konusudur. Hasta tutsaklar meselesi, bu halkın tahammül sınırlarını zorlar bir noktaya gelmiştir. On günlük aralar ile cezaevlerinde ölümler yaşanmaktadır. Hasta tutsakların bir an önce tahliye edilmesi gerekmektedir. Bu halkın tahammül sınırları gerçekten zorlanmış durumdadır" dedi.

Hükümete ciddiyet çağrısı

Kürt sorununun çözümü için başlatılan diyalog sürecine de değinen Atalay, "Çok kıymetli bir süreç içerisindeyiz. Çok gel-gitler ve sıkıntılar yaşadık. Geldiğimiz süreç itibarıyla bir eşikte olduğumuzu görüyoruz. Bu sürece Başkan Apo'nun yol göstericiliği ve halkın mücadelesi sayesinde gelindi. Hükümetin de sürece karşı saygınlık ve ciddiyet göstermesi gerekiyor. Pragmatist yaklaşımlarından vazgeçerek sürecin gerekliliklerini yerine getirmesini bekliyoruz. Sayın Öcalan'ın halen esir olarak tutuklu bulunması, Kürt halkının bu konuda özgürlük talebi ve vazgeçilmez tutkusudur. Umut ediyoruz ki en kısa zaman da Önderliğimize kavuşacağız" diye konuştu.

Hiç kimse diz çökmedi

Aynı davadan tahliye olan tüm arkadaşlarının tekrarladığını bir gerçeği kendisinin de söylemek istediğini belirten Atalay, "Biz bu sürecin tarafı ve unsurlarıyız. Kürt siyasi hareketinin bütün üyeleri bu sürecin tarafıdır. Biz de bundan sonra sürecin büyütülmesi ve derinleştirilmesi çalışmalarına katılma sözü veriyoruz. 5 yıl içerisinde bu halk çok şey yaşadı. Ama hiçbir ferdi diz çökmedi. Bu halkın geleceği özgürlük ve kurtuluşa doğru ilerleyecektir. Mücadeleyi ileriye taşıyacağımız sözünü veriyoruz" şeklinde konuştu.

DİHA/AMED