Dönemimize uyarlıyalım:
Türkiye'de Hz. Muhammed değil; Mustafa Kemal, ikinci kez öldü.
Halife ise 656 yılında tahtı ele geçiren Ali bin Ebu Talib değil; Tayyip Erdoğan.
Ankara'daki Mustafa Kemal'in bir başka devamı, Halef'e karşı çıkan, Muhammed'in dul eşi Ayşe değil; Fethullah Gülen.
Erdoğan AK Saray'ı Osmanlı'nın ilk yerleşim yeri sayılan Kayseri'ye dikmedi.
Mustafa Kemal'i struktürel olarak "yıkmak" ve "Atatürk" yerine "Er-Osman" rejimini yükseltmek için, o çiftliğin yüzbinlerce metrekaresini istila eederek inşa ettirdi.
Yeni Osmanlı'nın ilk işgal ettiği alan, Atatürk Orman Çiftliği oldu.
Sonrasında, Kobanê işgal edilmek isteniyordu.
Daha önceki hamlede Erdoğan, Kerkük'ü; bir defasında da Musul'u işgal ettirmek istemişti. Erdoğan halmesinden önce, o diyarlara Fethullah okulları açılmıştı.
Hewler'de zaten "Bazarê Qeyserî" (Kayseri Pazarı), Türkiye'den birilerinin o toprakları ele geçirmesi için sabırsızlanıyordu.
O bölgeye, Tayyip'den önce Fethullah girmişti.
Berlin'de MÜSİAD güçlüydü ancak, Müslümanlar, ayda 300 Euro ödeyerek, çocuklarını Fethullah'ın ilkokullarına gönderiyorlardı.
Ve Erdoğan'ın sarayını yıkmak isteyen adam, Erdoğan'a son dönemde bir türlü ayar veremeyen ABD'nin "rehine"siydi.
"Deve savaşı"nı sona erdirenler, Hz. Ali'nin müteffikleri oldular.
656 yılındaki karmaşa, İslam'da ilk iç savaş olarak tarihe geçti.
Türkiye'deki ise şark İslamı'yla, garp İslamı arasında vuku bulan, direksiyonunun birine, "deli Pedro" misali bir adamın yerleştiği, nerye varacağı belli olmayan, kontrollü bir savaş başlatıldı.
Türkiye'de senaryonun son sahnesi oynanmadı hala.
İslam yazar Dilipak, hem Devlet-Erdoğan'ın, hem de Paralel-Fethullah'ın dikkatli davranması gerektiğini buyurdu.
MİT yemine yakın, "haber avcısı yazar" Çölaşan, hem Erdoğan'ın Fethullah'a "biat" etmesi gerektiğini ve "iki taraf"ın biribirinden özür dilemesi gerektiğini buyurdu.
Son olarak, son otuz yılın devlet liyakatlı katili "Yeşil"in nerede olduğu, oğluna soruldu.
Devlet korumasında bulunan "Yeşil"in nerede olduğunu bilmeyen Türk savcıları?
Traji komik bir tarih sanhesi. Nasıl okumak gerekiyor?
Tablo, Erdoğan ve Fethullah'ın devletin kirli dosyasına dokunulma yetkisine sahip olmadıklarını deklere ettilerini gösteriyor. Devamı ve öncesi var:
Roboskî trajedyası;
Paris'daki dram;
Yüzde 90'ı saklı toplu mezarlıklar.
T.Çiller, Mehmet Ağar, Mesut Yılmaz, Hayri Kozakçıoğlu, Deniz Baykal, Demirel ve Ecevit dosyaları…
"Camel Vakası" (Deve savaşı)'nda, Muhammed'in eşi Ayşe Medine'ye sürgün edildi. Vaka'da kayıp onbinler.
Şimdiki Vaka'da, Kürdistan'a kan kaybettiren, eski "iki kadim ortak" hesaplaşıyorlar.
Kuzey Kürdistan'ı ve Rojava'yı cehenneme çevirmek istediler.
Kobanê'de ikisi de yenildi.
Şimdiki Vaka'da, Erdoğan, Fethullah'ın Türkiye'ye sürgün edilmesini buyuruyor.
Fethullah ise Erdoğan'ı "cehennem"e havale etti.
Darısı ikisinin de başına.