BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak, Kürt sorununun çözümü konusunda ve Türkiye'nin yarattığı algı konusunda ABD'de yaptıkları temasların çok olumlu geçtiğini belirtirken, temasları sırasında Türkiye'nin algısı ile ABD'nin algısının farklılaştığını gördüklerini söyledi. Kışanak, Başbakan Erdoğan'ın "Bir an önce PKK'yi ortadan kaldıralım, silah bıraktıralım" gibi söylemlerinin ABD'de alıcısı olmadığını belirterek, Suriye konusunda da ABD ile Türkiye'nin görüşlerinin farklı olduğunu söyledi.
BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak, ABD ziyaretlerini değerlendirdi. Gültan Kışanak, ABD ziyaretinin amacının BDP politikalarını paylaşmak olduğunu söyleyerek, "Aslında siyaset karşılıklı etkileme ve etkilenme süreçleridir. Şimdiye kadar bölgesel politikalarda ve Türkiye'nin genel politikalarında bir şekilde etkili olan ve Türkiye ile paralel çalışma yürüten ABD, bizim politikalarımızı yeterince bilmiyor ve tanımıyor. Kendimizi tanıtmak amacıyla gittik. BDP olarak Türkiye'de nasıl bir demokratikleşme süreci görüyoruz, nasıl bir özgürlükçü, demokratik anayasa yapım süreci görüyoruz ve Kürt sorununda nasıl bir çözüm sürecini öngörüyoruz, tüm bunları paylaşmak için gittik" dedi. Kışanak, geniş bir çerçevede görüşlerini ve çözüm önerilerini paylaştıklarını belirterek, ABD Dışişleri Bakanlığı ile Savunma Bakanlığı nezdinde temaslarda bulunduklarını söyledi. Görüşmelerin başarılı geçtiğini söyleyen Kışanak, BDP'nin görüşlerini aktarmak noktasında istediklerine ulaştıklarını kaydetti.

'Klasik ABD algısı değişiyor'
Kışanak, ABD'ye taleplerini iletmek için gitmediklerini, çünkü ABD'nin kendileri açısından çözüm zemini olmadığını vurgulayarak, "Bölgesel aktör olarak etkilidir. Sadece onların görüşlerini etkilemeye ve kendi politikalarımız konusunda onlarda bir algı oluşturmayı amaçladık. Bu konuda gördük ki gerçekten Kürt sorunu ve demokrasi sorunları konusunda geçmişteki klasik ABD algısının kısmen dışına çıkan bir süreç başlamış. Geçmişte ABD'nin klasik devlet politikası Türkiye'nin resmi devlet politikasına çok paraleldi. Resmi devlet politikası 'Kürtler yoktur' diyordu. ABD'nin bölge denkleminde de Türkiye'deki Kürtler yokmuş gibi davranılıyordu. Ya da sorunu sadece çatışma boyutu ile ele alıyordu. Biz temaslarımızda Kürt sorununu bütün boyutları ile ifade ettik ve Türkiye'nin demokratikleşme sorunlarını ortaya koyduk. Aslında ABD yöneticileri nezdinde biraz daha fotoğrafı bütünlüklü görme yaklaşımı ortaya çıkmış" dedi. ABD'de Kürt sorununu kimlik ve siyasal sorun olarak gören bir algının oluşmaya başladığını söyleyen Kışanak, bunun önemli olduğunu vurguladı. ABD'deki yaklaşımlarının Ortadoğu'da yaşanan değişim eksenli Kürtlerin haklarından yoksun olamayacağı olduğunu söyleyen Kışanak, görüşlerinin karşılığının olduğunu belirterek, "ABD yöneticileri her yerde özgürlük istiyoruz, Türkiye'de de Kürtler aynen kalsın, diyemiyorlar. Kürt halkının özgürlük mücadelesinin bunun en büyük etkeni olduğunu gördük" ifadesini kullandı.

Kürt sorununda ayrıştırma yok
ABD'de yaptıkları temaslarda Kürt sorununun özüne odaklandıklarını kaydeden Kışanak, "Bu da bir halk olarak Kürt halkının artık 21. yy'da statüsüz, hak ve özgürlüklerinden yoksun olamayacağının imkansız olduğu üzerine odaklandı. Tartışmalar da bunun üzerinden yapıldı. Onların yaklaşımı da bu çerçevede oldu. Elbette PKK de bu denklemin önemli bir noktasındadır. Ama Türkiye'deki gibi ayrıştıralım; haklar burada kalsın bir an önce PKK silah bıraksın gibi bir yaklaşım yoktu. Böyle bir tartışma olmadı. O bütünlük ve neden sonuç içinde Kürt sorununun barışçıl, demokratik yöntemlerle çözümü konusunda tartışmalar yürütüldü ama bu Başbakan Erdoğan'ın söylediği gibi 'Bir an önce PKK'yi ortadan kaldıralım' söyleminin ABD'de bir alıcısı olmadığını gördük" dedi. 


'ABD'nin Suriye politikası farklı'
Temasları sırasında Suriye'de yaşanan gelişmeler ve Türkiye'nin Suriye'ye ilişkin aldığı tavrın da gündeme geldiğini aktaran Kışanak, "Doğrusu ABD'nin Suriye'deki süreci okuması ile Türkiye'nin özellikle Başbakan'ın söylemleri birbirinden farklı. Türkiye, çok sert söylemler ve yüksek profilli bir siyaset ile müdahaleyi istiyor, oysa orada tam tersine kaygılı bir yaklaşım gördük. Suriye'de işlerin o kadar kolay olmadığını, Suriye'de mevcut yönetimin kötü bir geçmişinin olduğunu,oradaki muhalefetin değişime evrilecek güçte olmadığını görüyorlar ve bu sorun yumağı içinde çok da aceleci bir çözüm yaklaşımları yok. Tam tersine kaygılı ve biraz zaman alacak süreç olarak görüyorlar. Şu anda odaklandıkları Annan Planı'nın dillendirilmesidir. Türkiye'den de bu yönde rol bekliyorlar" ifadesini kullandı.

'Suriye'deki Kürtleri önemsiyorlar'
ABD'nin Suriye'de bir demokratik rejim kurulacaksa Kürtlerin bunun dışında bırakmanın mümkün olmadığını gördüklerini aktaran Kışanak, "Onun için Kürt muhalefetinin durumunu merak ediyorlar. Kürtler orada nasıl bir güç olabilirler, demokratikleşme sürecine nasıl dahil olabilirler, bu konular ile özellikle ilgileniyorlar. Bizden de bu konuda katkı beklediklerini ifade ettiler. Suriye'deki Kürtlerin bir güç haline gelebilmesi, muhalefet odağı olabilmesi ve değişimin temel aktörü olması ile bir şeylerin yürüyebileceğinin farkındalar. Kürtler yokmuş gibi davranmıyorlar. Suriye konusunda da Türkiye politikasından ayrılar. Türkiye, Suriye'deki Kürtleri dışta tutan bir politika izliyor. ABD ise böyle bir politika izlemiyor. Kürtleri denklem dışında bırakan bir sürecin yürümeyeceğinin farkındalar" ifadesini kullandı. Kışanak, Türkiye'nin Suriye konusunda yaratmak istediği algı ile ABD'nin algısının birbirinden çok farklı olduğunu vurguladı.

'Yol temizliği kabul görüyor'
ABD temasları sırasında 'KCK operasyonları' adı altında BDP'ye ve Kürtlere dönük baskının da ele alındığını söyleyen Kışanak, ABD'nin süreci yakından izlediğini aktardı. Kışanak, Türkiye'de yaşanan sürecin baskı olduğu konusunda ABD'nin de hemfikir olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi: "Bunun iyi bir şey olmadığını çok net bir dille ifade ediyorlar. Sorunun TMK'nın kapsamının geniş tutulmasından kaynaklandığını ifade ettiler. Bu konuda Türkiye'de bir değişim bekliyorlar. Anayasa sürecinde sürekli olarak ifade ettik. Çatışmalı bir süreçte, demokratik hakların dahi suç sayıldığı ve engelleyici yasaların olduğu bir süreçte anayasa yapılamayacağı dolayısıyla bir yol temizliği gerektiği fikri orada da kabul gören bir fikir. Çünkü, ABD yeni anayasa yapım sürecine çok umut bağlamış. 'Kürtlerin temel hakları konusunda sıkıntılar var, hakları önündeki engeller kalkmalı ama bu yeni anayasa ile yapılabilir' gibi konuşmalar oldu. Yeni anayasa sürecini çok önemsiyorlar. Ancak biz izah ettik, bu yolun kolay bir yol olmadığını söyledik. Bu kadar çok tutuklu varken, anayasa kampanyası yapmak bile yasakken, bunun zor olduğunu söyledik. Mesela bizim anayasa taleplerimizin yasaklanması çok hayretle karşılandı. Böyle gitmeyeceğinin farkındalar."
Kışanak, temasları sırasında bütünlüklü değerlendirmeler yaptıklarının altını çizerek şunları kaydetti: "Öcalan konusu da önemli bir konu olarak görüşüldü. Toplumsal barışa ihtiyaç olduğunu söyledik. Bunun için siyasi ve askeri operasyonlar ile tecridin son bulması gerektiğini söyledik. Bu konuda çok kendilerine pay çıkarmıyorlar. Sayın Öcalan'ın Türkiye'ye getirilişinde kendilerini sorumlu görmüyorlar. Ya da bu konuları konuşmak istemiyorlar."


ALPER ATALAY/NAZAN SALA - DİHA/ANKARA