30 Haziran 1996 tarihinde Dêrsim’de Türk askerlerine yönelik fedai eylem gerçekleştiren Zeynep Kınacı (Zîlan), Kürt Özgürlük Mücadelesi tarihinde 18 yıldır bir sembol olarak anılmaya devam ediyor. Kınacı’nın eylemini, Kürt halkı ve kadınlar açısından önemi, eylemle verdiği mesajı ve kadın özgürlük mücadelesindeki yeri ni YJA Koordinasyon Üyesi Dîlan Nurhak ‘la konuştuk. Eylemin gerçekleştiği yılın Kürt toplumu ve kadınları açısından çok kritik bir dönem olduğunu hatırlatan Nurhak, Kınacı’nın gerçekleştirdiği eylem ile, hem dış saldırılara hem de içte yaşanan tasfiyeciliğe cevap verdiğini ifade etti.

Zamana zafer sığdırdı

Kınacı’nın eylem ve duruşunun Öcalan tarafından bir sembol, bir manifesto olarak ele alındığını belirten Nurhak, “Zîlan bu eyleme yönelmeden önce Önder Apo’ya yazdığı mektupta, ‘Yaşam iddiam çok büyük. Anlamlı bir yaşamın ve büyük bir eylemin sahibi olmak istiyorum’ diyordu. Zîlan, yaşamı uğruna ölecek kadar seven ve zamanla yarışan büyük bir devrimci. Bütün zorluklara rağmen yaşamı sürekli bir mücadele olarak bilmiş ve bu mücadelede zaferle çıkacağını bilerek yürümüş devrim saflarında. TC’yi derinden sarsan eylemine hazırlanırken, anlamlı bir yaşamın öncülüğünü yaptığının farkındaydı. Zamana başarı ve zafer sığdırmakta kararlıydı. Zîlan yaşama olan bağlılığını ve tutkusunu sözlerine olduğu kadar eylemine de çok güçlü bir şekilde yansıttı” dedi.

Zîlan’da somutlaşan güzelliktir

Büyük ve tarihsel eylemlerin, büyük ve tarihsel kişiliklerde ifade bulacağını hatırlatan Nurhak, Zîlan’ın kişiliğine ilişkin şunları söyledi: “Önderliğimizin de ifadesi ile bazen tarih bir kişide ifade edilir. Zîlan bu tanıma denk düşen kişiliklerden biridir. Köle kadından özgür kadına yükseliş Zîlan’da ifadesini buldu. O, kadın özgürlük ideolojisinin ve onun örgütsel, siyasal ifadesi olan kadın özgürlük sisteminin beyni, yüreği ve ruhudur. Zîlan’da somutlaşan; yurtseverliktir, öz bilinçtir, öz güçtür, öz örgütlülüktür, mücadeleciliktir, estetik ve güzelliktir. Zîlan’da somutlaşan; amaca kilitlenmedir, yüksek duyarlılıktır, sorumluluktur, kararlılık ve cesarettir. Büyük özgürlük tutkusu ve özgür yaşam aşkıdır. Zîlan, özgürlüğe yürüyen binlerce kadının sevdası ve özgürlük çağrısıdır.”

‘Önderliği en iyi anlayan yoldaş

Kürt ve Kürdistan gerçekliğinde baş aşağı giden tarihin Kürt Özgürlük Mücadelesi ile birlikte durdurulduğunu, Kürtlerin bir halk olarak tarih sahnesine tekrar çıkmaya başladığını ve Zîlan’ın da bu tarihsel bilinci çok derinden kavradığını hatırlatan Nurhak, bu nedenle tarihsel, toplumsal yönü ağır basan eylemin doğru anlaşılmasının önemine dikkat çekti. ’’Barışa, doğaya, insana ve yaşama olan bağlılığın yolunun büyük bir mücadele ve eylemden geçtiğini hatırlatıyor. Zîlan, bu eylemle sadece kadınların ve Kürt halkının değil, tüm insanlığın da yüreğinin dili olmuştur” diyen Nurhak, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bu eylemiyle insanlığa görevini hatırlatıyor. İnkar ve imha sistemine dayanan TC devletinin Kürt halkının kaderi haline getirmek istediği zulüm, kan ve gözyaşı politikalarına karşı tüm insanlığı tutum belirlemeye çağırıyor. Ardında bıraktığı mektubunda Kürt halkının diriliş mücadelesi öncesindeki gerçekliğini, ’bir bütün olarak ulusal yok oluş sürecini yaşayan, soysuzlaşmanın eşiğine getirilen, ulusal değerlerini, beynini, ruhunu, öz kimliğini düşmana kaptıran bir halk’ olarak tanımlıyor. ’Yurtseverlikten uzak, vatansız, tarihi egemenler tarafında yok edilen, yitik bir ülke ve halk gerçekliği’ ile yüz yüze bulunduğumuzu belirtiyor. PKK’nin öncülük ettiği mücadelesiyle böyle bir halkı tarihte ilk defa yücelterek, hak ettiği yere getirdiğini söylüyor. Bunun da Önderliğin eşsiz emek ve çabalarının sonucu gerçekleştiğini en iyi anlayan ve anlam veren Zîlan yoldaşımız, Önder Apo’ya hitaben; ’bizler sizin bitmez tükenmez emek ve çabalarınıza karşılık canımızı bile versek yeterli değildir. Keşke canımızdan başka verecek şeylerimiz olsaydı’ diyerek, Önderliğe en soylu bağlılık biçimini ortaya koyuyor eylemiyle. Bu eylem aynı zamanda Önder Apo’yla doğru yoldaşlığın nasıl olacağının bir ifadesidir.“

Kürt kapanını çok iyi gördü

Kınacı’nın eylemini aynı zamanda kadının da dirilişi olarak tanımlayan Nurhak, yitirilen değerlerin yitirilen yerde kazanılmasını ilke edindiğinden, Kınacı’nın yönünü Kürdistan dağlarına çevirdiğini söyledi. Nurhak devamla; “Bu nedenle Zîlan’da yurtseverlik ve özgürlük duyguları sıradan ve yüzeysellikten uzaktır. Derin bir tarih bilincinden besleniyor. Ana tanrıçaların diyarında kaybedilen özgürlüğü savaşarak bulacağına dair inancı, coşkusu ve kararlılığı tamdır. Özgürlüğün tanrıça sisteminin dağıtılmasıyla kaybedildiğini çok iyi bilmektedir ve kadının köleleştirilmesine dair çarpıcı değerlendirmeleri vardır. Kadın sorununun toplumsal özgürleşmede kilit bir sorun olduğunu derinden hissetmiştir. Toplumsal düşürülüşün kadın düşürülüşüyle sağlandığını, Kürtlere aile ve cinsellik dışında yaşam, çalışma ve ifade alanlarının kapatıldığını, Kürt kapanının yaratılmasında bu noktanın temel bir rol oynadığını çok iyi görmüştür” dedi.
Nurhak, Kınacı’nın verili kadın-erkek ilişkilerini ve mevcut aile gerçeğini kölelik ve egemenlik üreten ilişkiler olarak görüp reddettiğini belirterek, bu nedenle kadın özgürlüğünü ve öncülüğünü çok önemsediğini, “Kadın özgürleşmeden, öncüleşmeden hiçbir siyasal, toplumsal, kültürel sorunun çözülemeyeceği noktasında tam bir bilinç netliğine sahiptir” şeklinde ifade etti.

Öcalan’ın eyleme cevabı
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın “Zîlan, özgürlüğe yürüyen kadının özgürlük manifestosudur. O bir tanrıçadır. Hepimiz onun emir eriyiz” sözünü hatırlatan Nurhak, konuşmasını şöyle sonlandırdı: “Önderliğimiz, ‘anlamanın adalet, özgürlük’ olduğunu Zîlan’ın eylemine karşılık geliştirdiği özgürlük eyleminde çok çarpıcı ortaya koymaktadır. Bu eylemlerden ilki; Kopuş Teorisi’dir. Bu teorinin özü; erkek egemen sistemin tüm çirkinliklerinden, kötülüklerinden, geriliklerinden, alışkanlıklarından, kadını ve erkeği kötürümleştiren, kişiliksizleştiren, biçimsizleştiren her türlü özelliklerinden kopuştur. Önderliğimiz; ‘Zîlan bunu başardı, siz de O’nun yoldaşı olacaksanız, siz de başaracaksınız’ diyerek geri-geleneksel kişiliklerimize karşı bu teoriyi yaşamsal kılmanın mücadelesini vermiştir. Zîlan’a cevabının ikinci ve en radikal karşılığı da; 8 Mart 1998 yılında Kadın Kurtuluş İdeolojisi’nin ilanı olmuştur. Ardından kısa bir zaman sonra kadın partileşmesini gündeme alarak, kadını partileştirerek, Zîlan’ın özgürlük eylemine karşı en değerli özgürlük eylemini ortaya koymuştur. Önder APO, Zîlan’a yoldaş olmanın en güzel karşılığını, tüm kadınları yaşayan Zîlanlar haline getirerek geliştirmeye çalışmıştır. Zîlan’ın eylemi, Önderliğimizi kadın özgürlüğü konusunda daha fazla derinleşmeye itmiştir. Önderliğimizin özgür kadın arayışlarını, ilgisini yükseltmiştir. Zîlan, Önderliğimizin ‘özgür kadın nasıl olunur? Özgür kadın nasıl yaşar? Özgür kadın nasıl savaşır?’ sorularına yanıt oluşturmuştur. Zîlan’ın bir özgürlük manifestosu olarak ele alınması bu gerçeğin bir sonucudur.”


ARJÎN ROZERÎN/BEHDÎNAN