Hedeflediği örgütlenme perspektifi oldukça kapsayıcı. Sadece Kürt Kadınlarını kapsamıyor. Mezopotamya'da yaşayan tüm halklara, kültürlere, inanç ve topluluklara mensup kadınların, ortak dayanışma, öz irade ve öz yönetim organı olarak kendisini tanımlıyor. Tam bir halklar mozaiği olan Mezopotamyalı tüm kadınları kapsaması, demokratik toplum tarihinden az çok haberdar olan herkesin özlem duyduğu bir tablo olmaktadır.
Çeşitli halklar, kültürler ve inançlardan kadınları bir araya getirip, yaşadıkları sorunlar ve çözümleri etrafında ortaklaştırması önemli bir aşama olmaktadır. Bu yönlü gelişmeler, barış ve kardeşlik içinde çeşitliliğe ve farklılıkların birlikteliğine dayalı toplumsal doğa felsefesinin yeniden canlanması ve geliştirilmesinin adımları olmaktadır. Kuşkusuz binbir zorlukla yakalanan bu zeminin kalıcı bir toplumsal yaşam anlayışına ve sistemine dönüştürülmesi ise tam bir mücadele ve örgütlenme işi olmaktadır. Mevcut düzey yakalanmışsa, o zaman amaçlanan düzey de yakalanacaktır.
Bunu hem bilmek hem de inanmak, biz kadınlar açısından önemli olmaktadır. Çünkü yeni bir yaşam imkan ve ihtimali konusunda en umutsuz kılınmış toplumsal kesim kadınlardır. Bu bakımdan KJA'nın önüne koymuş olduğu program çok kapsamlı ve iddialıdır. Toplumun yeniden ama bu kez kadın ekseninde inşasını hedefliyor. Toplumsal sorunların adeta anası olan kadın sorununu, tüm diğer sorunların temeline oturtuyor. O zaman çözümü de buradan başlatma konusunda oldukça doğru yolda sayılır. Bu anlamda KJA, demokrasi ve özgürlüklerin üzerine inşa olacağı, toplumsal temeli yeniden ama sağlam örmenin hareketidir.
Bu toplumsal temelin sağlam örülmesi için öncelikle kadının kendi dünyasını oluşturması ve oluşturduğu bu kendine ait dünyasında, kaybettiklerini yeniden bulmasına ihtiyaç var. Yani öncelikle kaybettiği 'kendini' yeniden bulmasına hatta kendini yeniden tanımlamasına, yeniden oluşturmasına ihtiyaç var. Kadınlar olarak 'kendimiz' dediğimiz mevcut 'biz' ne kadar 'biziz'? Ne kadar kendimize aitiz? Ne kadar kendimiz kendimizi belirliyoruz? Mevcut yürüyen yaşamın yüzde kaçını kadınlar olarak bizler belirliyoruz veya şimdiye kadar biz belirlemişiz?
Bu sorulara örgütlü kadınlar olarak, yıllardır süren mücadeleye paralel olarak verdiğimiz cevaplar maalesef çok içler açıcı değil. O zaman en başta bu sorunumuzu yani "kendi olma" sorunumuzu, Kürt Halk Önderi'nin deyişi ile "xwebûn" olma sorunumuzu çözmeliyiz. Bunun için KJA'nın, toplumun hangi kesiminden olduğunu önemsemeksizin, araya fark koymaksızın tüm kadınları kongre örgütlemesine katmaya dönük aldığı kararlar çok önemlidir. Tarım köy toplumu kültürünün içindeki kadını da akademisyen çevreden kadını da, okur-yazar olmayan kadını da, aydın yazar olan, meslek yapmış kadınları da kapsaması ve tümüne eşit mesafe göstermesi sahip olduğu eşitlikçi ve özgürlükçü paradigmayı da ortaya koymaktadır. Bu yaklaşım, siyaseti de toplumsal yaşam sahasını da sahiden demokratik kılacak, özgürlüğe kapı aralayacak bir felsefik arka plana dayanmaktadır.
Sadece kadınların kendi iç örgütlülüğünü sağlaması ve cins olarak kendi sorunlarını çözmesi bakımından değil, kendi sorunlarını çözdükçe, toplumsal dönüşümü, toplumsal demokratikleşmeyi sağlama rolünü de oynamayı üslenmesinden dolayı önemi daha da artıyor bu adımın.
Kadın komünlerini ve meclislerini örgütleyecekler. Kadın komünlerini hem köylerde hem şehir mahallelerinde oluşturmak, bu komünlerin ortaklaşacakları kadın il ve ilçe meclislerini geliştirmek, demokratik toplumun binlerce yıl öncesinden yaşadığı örgütlü özgür toplumu çağrıştırmaktadır. O zaman da toplumun kendisini kadınlar örmüştü. Çünkü toplum olmadan yaşamın devamlılığı, kadının doğurduklarını koruması mümkün değildi. Kadın, ördüğü toplumu adeta çocukları gibi ele alır ve korumak, büyütmek için canını dişine takardı. Şimdi yine kadının öncülüğünde, kadın eksenli geliştirilecek bu toplumsal yaşam sistemi, coşku ve heyecan üretiyor. Çünkü, komünü ve meclisi olan hiçbir kadına karşı erkek terör suçu işleyemez. Zaten oluşturulacak kadın komün ve meclisleri öyle iş olsun diye değil, kapsadığı kadınların ekonomik, savunma, eğitim, hukuk, sosyal, siyasal tüm boyutlardaki sorunlarına, kendi öz iradeleri ile çözüm oluşturmasını hedefliyor. Adeta nasıl ki eskiden her kadının içinde yaşadığı bir klanı vardıysa, aynı şekilde her kadının içinde yaşadığı ve kaderi hakkındaki kararları kendisinin aldığı bir komünü veya meclisi olacak. Bu her kadın için harika bir toplumsal yaşam sistemi ve özgürlük zemini demektir.
Bu bakımdan Kürdistan ve Türkiye'de, özgürlüğe yeni bir adımın adı olan KJA çatısının büyümesi, derinleştirilmesi ve güçlendirilmesi için tüm kadınların kendini sorumlu görmesi gerekir. Kobanê'de İŞİD faşizmine karşı direnerek yıldızlaşan; Arin'lerin, Özgür'lerin, Kader'lerin,Gulanlar'ın ve Hebun'ların, tüm kadınlara özlem ve umut dolu mesajıdır bu.