Kürdistan'da kimi taşlar yerinden oynuyor. Devletin senelerdir dar bir sorun olarak göstermek istediği Kürt sorunu, artık Kürdistan sorunu olarak bölgenin uluslararası stratejileri içinde sayılacaktır. Bunda elbetteki Kürt Özgürlük Hareketinin payı yüksektir. Bütün girişimlerini insanlık ve halklar temelinde dizayn eden bir hareketin daha fazla kendi sınırlarında takılıp kalması beklenemezdi. Ancak bu uzun tarihi eşikle beraber ne yazık ki ciddi bir engel döneminin de başındayız. Yani; Kürtler dört parçaya ayrılmış Kürdistan sınırlarını birleştirmeye çalışırken, düşmanları onlara yeni sorunlar yaratmak için fırsat kolluyor. Bu açıdan son Kürt göçlerini Kurdistan'ın değişmeye başlayan siyasal kaderine karşılık Türk devleti'nin dolaylı, sosyal ve ekonomik müdahalesi olarak algılamak durumundayız. Bu göçün varlığına sebep olan akıl ve odakların Şengal’i bilinçli göç sahası seçtikleri, Rojava saldırısıyla da açığa çıkmış oldu.

Çözüm sürecini kendi düşünsel perspektifi içinde kategorik olarak değerlendirmeye çalışan hareketin çabasına karşılık, devlet kendi bilindik planlarını restore etmiştir. Türkiye Kurdistanı'nı aşırı nüfüs yığınağı haline getirerek sosyal, ekonomik anlamda çöküntü yaratma hedefi, bu restorasyonun girizgahı olarak görülebilir. Seksen yıllık geri bırakılmışlığın henüz tek bir çivisi sökülmemişken, yeni nüfüs alanlarının  açılması gelecek yılların ne denli zorlu geçeceğinin ön belirtisi olarak okunabilir. Kürt hareketinin, özerklik girişimlerine psikolojik, sosyal, ekonomik ve kültürel sahada operasyon yapmak ve yaptırmak sadece ID denilen olgunun toplama vahşiliği ile tanımlanamaz. Elbette bu vahşiliğin uluslararası dayanakları mevcut ancak Kürtler için bu canarvarlığın yegane adresi hükümetin zihniyeti ve bu zihniyetin Kürdistan coğrafyasında yarattığı göç ve acı birikimidir. Ve bu acının bütün okları Kürt kadın hareketinin onlarca yıllık emek, değişim ve değerlerini hedeflemektedir.
Bir süre önce Kadın Özgürlük Hareketi, kongre kararı ile isim değişikliğine imza attı. Aslında sonuç bildirisinde ele alındığı gibi sadece bu isim değişikliği simgesel olmayıp çok geniş bir düşünce akışı ve bölge gerçekliğinin her an değişen özelliklerine karşı bir duruş hazırlığı olarak da okunabilir.
Çözüm mücadelesi ile beraber kadınların hangi yaklaşım sahalarında ilerleme kaydetmek istediği ve nasıl bir toplumsal konumlanma üstleneceği eşbaşkanlık ya da yerel düzeydeki temsiliyet mekanizmaları kullanma biçiminde gelişirken, Şengal Katliamı ile beraber kadın hareketinin çözüm gücü bir kez daha toplusal zemine çekilmiş görünmektedir. Bir nevi kadın hareketi için 'Şengal'den önce, Şengal'den sonra' gibi politik bir keskinlik söz konusudur. Şengal Kürt Kadın Hareketi için hangi düşünsel taraflarla mücadele etmenin, kadın özgürlüğüne tehlike arz eden tarihsel alışkanlıkların, hangi yaklaşımlarda simgeleştiğinin açık bir örneğidir. “Musul’u ve diğer bazı yerleri ele geçirir geçirmez kadınların hayatını yeniden düzenlemeye dönük ilk yasalar uygulanmaya konuldu. İnsanlık dışı, çağ dışı yasalarla düşürülmek istenen, köleleştirilmek istenen, ele geçirilmek istenen, kadınla beraber demokratik toplum değerleri olmaktadır.”
KJK sonuç bildirgesinde yer alan bu tespit, aslında bölge ve Kürdistan bağlamında, kadın özgürlüğünün esaslarına işlev kazandırma gereğini ortaya koymaktadır. Bu açıdan KJK yapılanmasının çok daha donanımlı ve pratik sonuçlara gidecek radikal dönüşümleri de yaratması kaçınılmazdır. Başta AKP'nin kadın özgürlüğü düşmanlığını teşhir etmekle beraber, onun bölgeye yaymak istediği ruhani kirliliği her alanda yenmek üzere Kürdistan topraklarında topyekun bir kadın örgütlenmesi ağı oluşturmak, genç ve dinamik kadın kitlesini modern ve devrimci kültür özelliklerine göre eğitmek ve Kürdistan'da yeni yaşam vaadini çok pratik plan ve projelere indirgemek, her zamankiden daha önemli hale gelmiştir.
1990 yılında gerillanın yaptığı propaganda ve ikna etkisi, Kürdistan'da on yıllık kuşakların tamamını sömürü ve asimilasyon etkisinden kurtarmıştı. Bu açıdan, harekete yönelen kadınların özgürlük alanlarında nasıl bir örgütlenme enerjisi yarattığını bugünkü siyasal birikimlerden çıkarabiliriz. Bugünkü siyasal aktivitenin sırrı; bir nevi o yılların politik emek, bilinç ve birikimlerinin eseridir. Ancak uluslararası ve bölgesel siyaset planları Şengal ve Rojava olaylarında görüldüğü gibi Kürt hareketini hem coğrafik olarak hem de zihinsel olarak daha geniş düşünmeye ve başarmaya zorluyor. Teknolojik gelişmeler, sosyo ekonomik realiteler ve genç nüfusun artması, örgütlenme araç ve şekillerini de dağınık ve çeşitli kılmıştır. Özerklik tartışmalarının ana damarlarından biri bu alandan geçecekken, hareketin önüne Şengal Katliamı ve göçünün çıkartılması hiç de sıradan bir tesadüf olarak görülemez. AKP'nin Kürt özgürlüğü kadar, özgür kadın gerçeğinden korktuğu ve bundan nefret ettiği kanıtlanmışken, buna Şengal Katliamı'nı ve Rojava göçlerini eklediğimizde, soykırım kavramının ne kadar geniş bir sonuca evriltilmek istendiğini de görebiliriz.
Kadın hareketinin Kürt toplumunda yaratığı emek, değişim ve disiplin kültürü bu göç sürecinden etkilenecektir. Bu aşamaları dikkatli ve hızlı değerlendirmek, Kadın Hareketi için öncelikli mesele olacaktır. Keza göç olgusu Kadın özgürlük mücadelesini sosyal, kültürel hatta siyasal alanlarda fazlasıyla zorlayacaktır. Toplumların etik, iradi ve kararlılık noktaları bu durumlarda ciddi tarihi kırılmalardan geçer. KJK örgütlenmesinin bu kırılma dönemine karşı kendi tavrını yeni bir strateji ile belirlemesi ise bu mücadelenin kıran kırana süreceğinin göstergesidir.
“Kürdistan Özgür Kadın Mücadelesi, 21. yy'da insanlığın umudu olmayı başarmış bir hakikattir. Ortadoğu kadın potansiyeli içerisinde istikrarlı bir kadın kurtuluş çizgisi ve yolunu belirleyen temel dinamik güç, kuşkusuz bugün Kürt kadın dinamiği olarak öne çıkmaktadır."
Kürdistan Kadın Hareketi bir kez daha özgür düşünme  ve mücadele etmenin işaret fişeğini ateşlemiştir. KJK örgütlenme dönemi, yeni düşünme biçimleri ve yeni yaşam hedefinin yol haritasıdır. Bütün kadınlara mücadele çağrısıdır!

BEHİCE DEMİR