AKP, parti ve hükümet olarak bundan sonra mevcut gücünü ve yapısını koruyamayacak. AKP gerçek anlamda bir parti de olamadı. Erdoğan'ın etrafında oluşan bir koalisyondu. Bunca yıl fazla sorun yaşamadan ayakta kalmalarının nedeni de iktidarda olmaları ve devlet rantını aralarında bölüşmeleriydi. Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olmasıyla partinin bu şekilde yürütülmesi ve birarada tutulmaları öngörüldüğü gibi zorlaşmaktadır. Dört bakanın yolsuzluğuyla ilgili meclise gelen fezlekelerin oylanmalarında görüldü. AKP'de çatlakların ortaya çıktığı ve giderek görünür olacağı anlaşılıyor.

Fethullahçılar yıllar boyu devlete sızdı. Bunu da en fazla AKP iktidarında yaptılar. Bu kadar canciğer olmalarına, devleti aralarında paylaşmalarına rağmen Fethullahçılar başından beri hesapçı davranmış, ortaklık yaptığı AKP hakkında da tüm bilgileri toplamış, ayrı bir arşiv ve yönetim oluşturmuşlar.

AKP, 17-25 Aralık operasyanlarının kendisine karşı bir darbe olduğunu söylemekte ve yolsuzluk iddialarını da tümden reddetmektedir. Eğer yolsuzlukları kabul edersek darbe konusunda söylediklerimizin inandırıcılığı kalmaz düşüncesine varmışlar. Bu açıdan bakanların yolsuzluklarının üstünü örtmek için her yola başvurmaktan geri durmadılar. 

Fethullahçıların hükümeti hedeflediği ve yolsuzluklarla sıkıştırarak düşürmeyi, yani bir darbeyi planladıkları doğru. Erdoğan'a kadar işi vardırarak hükümeti işlemez kılacağı hatta onu tutuklayacakları da söyleniyor.

Bir hükümeti düşürmeyi, darbe planlamayı göze alanların açık ki, ellerinde sağlam gerekçeleri ve argümanları olması gerek. Çünkü Fethullahçılar orduyu ellerinde tutmuyor. Polis ve mahkemeler eliyle bunu yapacaklarsa ellerinde hükümetin zaafları ve zayıf yanları olmalı. Hatırlanırsa 12 Eylül darbesinde ordu en çok sağ-sol çatışmalarını, işlenen cinayetleri vb. kullandı, gerekçe yaptı. Olayları önleme yerine provokasyonlar da düzenleyerek kanlı bir tablo oluşturdu ve kendilerini kurtarıcı olarak sunarak yönetime el koydular.

Fethullah gibi sinsi, hesapçı, devlet içinde bunca yıl yerleşmiş ve bilgi, belge toplamış bir güç içi boş dosyaları savcıların ve polisin önüne koyarak harekete geçmez. Hükümeti en zayıf yanından, kamuoyunun sahiplenmeyeceği yolsuzluk belgeleriyle vurmak istemişlerdir. Sözü edilen bakanların aldıkları rüşvetler ve haksız kazançlar net biçimde izlenmiş ve belgelenmiştir. Bakan çocuklarına bunun üzerinden operasyon yapılmıştır. Bunun devam etmesini ise hükümet müdahale ederek önlemiş, savcı ve mahkemeleri, polisleri değiştirerek takipsizlik kararları çıkartmıştır.

Ancak sorun burada kapanmamıştır. Kamuoyuna mal olmuş, muhalefet ve demokratik çevreler tarafından gündemde tutulmuştur. En son olarak da sorun meclise gelmiştir. Bakanların Anayasa Mahkemesi'ne gidip gitmemeleri için yapılan oylamada bakanlar yargılanmaktan kurtulmuşlardır. Ancak AKP bu işten yakayı kurtaramamış, parti ve hükümet olarak büyük bir yara almış ve yolsuzlukları örtbas eden bir parti durumuna düşmüştür.

AKP önünü alamayacağı ve uzun zamana yayılacak bir tartışmaya da kapıları açmıştır. Erdoğan bakanlar kurulunu cumhurbaşkanı binasında toplayarak AKP'ye mesaj vermek, partideki gevşekliğe ve dağınıklığa engel olmak istemiştir. Özal ve Demirel'in başına gelenler onun da başına gelmesin diye çalışmış ama göründüğü gibi politika sadece hesaplandığı gibi yürüyebilen bir alan değildir. Direkt kendisi de devreye girerek bakanlarla ilgili dosyaların meclisten geçmemesi ve AKP'nin fire vermemesi için uğraşmıştır. Sonuç ortada, AKP ilk ciddi sarsıntıyı yaşamış, gizlenemez bir rahatsızlık ve çatlak ortaya çıkmıştır.

AKP parti organlarında bu konuları genişce ele alıp tartışacağına, nedenleri üzerinde duracağına Mehmet Metiner gibi birisini basının ve halkın karşısına çıkararak AKP milletvekillerini hainlikle suçlamıştır. Öyle az bir hain grubu da değil, 50'ye yakın milletvekili hain. Hem de "Erdoğan'ı hedef alan bir operasyonda" 50'ye yakın AKP milletvekili partiye ve Erdoğan'a ihanet etmişler. Acaba Erdoğan, Metiner'i danışmanı iken neden kovmuştu? HADEP genel merkez yönetimine getirilen Metiner bu partiden niye kovulmuştu? Her türlü siyasi ve ahlaki ilkeden uzak birisinin en zor zamanlardan AKP'li olan, Erdoğan'la hareket edenleri hain olarak ilan etmesi AKP'ye kaderin bir cilvesi olsa gerek.

AKP, Metiner gibi kişilerin savunuculuğuna kalmışsa, baş aşağı gidişini artık kimse önleyemez. Politika ciddi bir iştir. Erdoğan parti elimde, basınım var, halkın önemli bir kısmı da bana oy veriyor, muhalefet de zayıf öyleyse ne yapsam yeridir, sonunda kazanırım rahatlığını terk eder mi bilemeyiz. Ancak son oylamayla AKP'de bile istediğini yapamayacağını, giderek güç yitireceğini gösteriyor. Metiner'den klavuzu olanın gideceği yer de bellidir.

Bir haber de vermiş olalım, duymadık denilmesin. 19 Ocak'ta yapılan bakanlar kurulu toplantısında Erdoğan'ın seçim kampanyalarına katılması kararı alındı. Yapılacak tüm açılışlara Erdoğan katılacak ve seçimlere sadece sarayından değil, meydanlardan da katılmış olacak.